• Adil Ekonomik Düzen – Faizsiz Bir Dünya

    Adil Düzen’de faiz olmaz. Çünkü faiz, haksızlıktır, zulümdür. Üretmeyenlerin üretenlerin elinden faiz miktarı kadar malı zorla almalarıdır. Kapitalist Düzen’de faiz nedir? Malı üretiyorsunuz, toplumun faydasına arz ediyorsunuz. Buna karşılık üretiminize eşdeğer tüketme hakkınızı gösteren senedinizi yani paranızı alıyorsunuz. Kapitalist Düzen’de bu parayı bir bankaya koyuyorsunuz. Bir yıl sonra faizinin ilavesi ile beraber bu para size iade ediliyor. Siz bu bir yılda yeni bir üretim yapmadınız. Buna mukabil size üretim yapmadan ilave bir tüketim hakkı veriliyor. Kapitalist Düzen bu tüketim hakkını nereden veriyor? Ya açıktan para basarak veriyor. Bu takdirde bu herkesin hakkını alıp size vermek demektir. Çünkü açıktan basılan para arz-talep kaidesine göre mevcut malların fiyatlarını yükseltir. Veyahut da başka bir üretenin hakkını alıp size vermektedir. Bu da o kimsenin yani üretenin, yani emekçinin, yani fakir fukaranın hakkını alıp, getirip size vermek demektir. Her ikisi de haksızlıktır ve zulümdür. Bunun için faiz yiyen insan, fakir fukaranın gözyaşını içen, etini ve kanını yiyen insan gibidir. Kan içen bir vampir durumundadır. Saadeti başkalarının ızdırabında arayan insan durumundadır.

    €4,90
  • Adaleti Ayakta Tutmak

    Yıllar yılı CHP’nin adaletsizliklerinden yakınanlar, insanların durumlarını ve haklarını gözetmeden benzer bir durum içinde­dirler. Bu, bulaşıcı bir hastalık mı, bir sorun mu? İnsanı kurtar­ma gibi bir çaba neden gösterilmez? Neden bağışlayıcı olunmaz, karşı cephe güçlendirilir? CHP’nin hak ve adalet çabasının kar­şılık bulması hiç mi düşündürmüyor insanları?

    €7,90
  • Ahlak ve Maneviyat Risalesi

    Bu risalenin gayesi Mü’min’in sürekli hatırda tutması ve uygulaması gereken bazı ahlakî ve manevi vazifelerini sade ve sistematik bir şekilde hatırlatabilmek, Mü’min’in günlük muhasebesini yapmasına yardımcı olmak, ahlaki tavırlarını denetleyebilmesine katkı sağlamak, sünnete uygun nafilelerle maneviyatına destek olmaktır.

    €3,90
  • Ailem Benim Her Şeyim

    Göklerin merhamet dolu olduğuna inanıyorum. Biz ise nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş yaşamayı öğreniyoruz. Merhamet… Alem bu temel üzerinde. Eğer toprağa, tohuma hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı, su olur muydu? Rengi merhamet, sesi merhamet, pırıltılı, şırıltılı su. Ne duruyorsunuz? Sökün sahte su borularını. Ev ev merhamet şebekesi kurun. Tepelerinizdeki çatıları da yıkın. Göklerle temasa geçin. O zaman göreceksiniz ki acı su borularından kendi kendine tatlı su akacak. Ve başlar üstünde güneşe yol veren kubbeler yükselecek.

    €5,90
  • Allah’ını Seven Defanstan Ayrılmasın

    Yaşamak, ele geçen parayı kitap ve dergilere yatırmaktır. Sahilde bir bankta Milli Gazete okumaktır. Meydanın orta yerinde, güvercin­lere yem vermektir. Şehrin işlek caddelerinde, bisiklete binmektir. Ekranlara inat Oğuzhan Asiltürk’ü sevmektir. Mütevazı bir kulübeyi lüks bir daireye tercih etmektir. Ruhi Su’dan “Geçti Dost Kervanı”nı dinlemektir. Bir yetimi sevindirmek, ihtiyar bir amcaya hatır sor­maktır. Aya, yıldızlara ve güneşe bakmaktır. Mona Roza’yı oku­maktır. Ahmet Uluçay’dan “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filmini izlemektir. Çoğu zaman meteliksiz kalmak, para bulduğunda da “yemekler benden” demektir. Her seçim yenilgisinden sonra “İslam Birliği’’ne daha çok inanmaktır. İki kişiden biri kaybedecek­se, kazanan olmaktan imtina etmektir. Tenhalarda hüzünlenmektir. Muhtelif ebat ve çapta günahlarla, Allah’tan mağfiret beklemektir.

    €8,90
  • Asr-i Saadet’ten Islam Davetcilerine Dersler

    Irkçı Emperyalizm, Siyonizm ve Haçlı işbirliği ile uygulanan baskı, zulüm ve işgallerle Müslüman coğrafyasının adeta bir yangın yerine döndüğü, işbirlikçi kukla yönetimler, ekonomik ambargolar, krizler ve çeşitli taktiklerle Müslüman halkların ezildiği bir dönemi yaşıyoruz. Allah’ımızın büyük günahlar olarak saydığı ve kesin olarak yasakladığı, geçmiş kavimlerin de helakına sebep olan birçok haramın alenen işlenen sıradan işler haline dönüştüğü zamanlardan geçiyoruz.

    İçki, kumar, zina, faiz gibi, Kur’an’ın kesin hükümlerle yasakladığı bu haramların kurumsallaştığına, resmi koruma altına alındığına, ciddi bütçelerle reklâmı yapılarak gelirlerinden vergi alınıp meşrulaştırıldıklarına şahit oluyoruz. İşte böyle bir zaman diliminde davet ve tebliğ günümüz Müslümanının öncelikli gündemi olmak zorundadır.

    €7,90
  • Bana Sana Ona Dair oykuler

    Her insan, her yaşam özeldir…
    Doğumla ölüm arasında kimi zaman koşuşturma kimi zaman derin bir sessizlik içinde geçip giden yaşamımızda, sevindiğimiz, hüzünlendiğimiz, pişman olduğumuz, sükûnetle veya heyecanla karşıladığımız sayısız anlarımız vardır.
    An vardır, ışık olur, rehber olur hepimize; gönülden gönüle çoğalıp, yol bulup gider.
    An vardır, bir ömür hatırlanması ruh ve bedene ağır bir yüktür.
    An vardır, tebessümle dilden dile aktarılıp hayata coşku katar.
    Ve an vardır, güldüğümüz, ağladığımız, hayata tutunduğumuz, unutamadığımız, umutlandığımız olaylar barındırır.
    Bu kitapta Anadolu insanımızın yaşadığı anlardan bir demet yer almaktadır.
    Kim bilir belki siz de bir anınızı burada bulacak veya yaşanan bir anıdan kendinize bir pay çıkaracaksınız.
    Elinizdeki eserde bana, sana, ona dair hikâyeleri okuyacak, bulacaksınız.
    Anlatılanlar hepimizin hikâyesi…

    €8,90
  • Ben Pıhtı

    Maddeyle çerçevelenmiş olan modern insanı içsesine yakınlaştıran bir seslenişle konuşuyor yazar…
    ‘Ben, Pıhtı’; bir varoluş, kendini inşa, bir arayış, kendini bilme ve bulma çabasının hikâyesi… İnsanoğlunun büyük hikâyesinin içinde kendine bir amaç, bir anlam arayanların kaçınılmaz yolculuğu… Zorlukların ve yoksunlukların arasından dönüştürücü gerçekliğe ulaştırmak iddiasında. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi, ruhunun odalarında saklı duran sesler ve kelimelerle yürümesini sağlayacak pratiği gösteriyor okuruna.
    Bir ayrılığın mesnevisi… Şehir şehir aradığı sevgilinin izi sıra gördüğü hakikati yıllar sonrasından O’na anlatma telaşıyla yazılmış mektuplar… Kırk başlıkta Alyahisar’dan, Suşehri’nden, Şehrafer’den, Nârlıhan’dan ruhuna dokunan her izden haberler veren hikâyeler ve anlatılar… İnsan varlığını bütün olarak bir sistem halinde keşfinin mümkün olduğunun deneyimini aktarıyor.

    €7,90
  • Bir Buçuk Günde Seyr-i Alem

    Bir Buçuk Günde Seyr-i Âlem, akıcı üslupla kaleme alınmış kısa bir Filistin tarihi: Hakaret, tecavüz, katliam… Zulme inat bitmeyen isyan: İman, sabır, gayret… Gazze’den Ürdün’deki Gazze Mülteci Kampı’na taşınan dramatik hayatlar: İşgal, tehcir, iltica… Yurtlarından edilen ve savrulan insanların yeniden şekillenen hayatları: İhya, inşa, umut… Her şeye rağmen dimdik ayakta kalan Filistinliler: İnanç, azim, mücadele…
    Bir Buçuk Günde Seyr-i Âlem, seksen yıl boyunca idealleri uğrunda yaşamış ve bedel ödemiş Filistinli bir doktorun hikâyesidir. Bombaların ağır yükü altında kalan Gazze’ye, mahrumiyetin ve yoksulluğun ağır yükü ile eşlik eden Gazze Mülteci Kampı’nda insanları bilinçlendirme adına çalışan Yakub’un hikâyesidir

    €5,90
  • Bitmeyen Bir Sevda Yusuf

    O gün hepimiz için unutamadığımız bir gün oldu. Hepimiz duygulandık. Mustafa Hoca’nın kapanışta okuduğu “Sen
    bir devsin, yükü ağırdır devin!/ Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!” mısralarında geçtiği gibi, kendimizi birer dev gibi hissediyorduk. Dünyayı değiştirecek, zalimlere haddini bildirecek bir güç ve kuvvette, bir Battal Gazi, bir Ulubatlı gibi gazaya hazır, dünya ağır sıklet boks şampiyonu, Muhammed Ali Clay’ın dediği gibi, “Arı gibi sokmaya, kelebek gibi uçmaya.” hazır idik.

    €12,90
  • Bırakın Yürüsün Serçeler

    Şikâyet makamında değilim, tüm rütbelerimi kuru temizlemeye verdim. 15 gün içerisinde alınmayan elbiselerden sorumlu değiliz yazıyordu duvarda. “Siz sorumlu değilseniz ben hiç sorumlu değilim.” Ben gökyüzüne bakacağım bundan sonra. Siz ne haliniz varsa görebilirsiniz.

    €6,90
  • Çocuk Terbiyesi

    Allah Teâlâ’nın bize verdiği en büyük nimetlerden biri de çocuklarımızdır. Bu nimetin büyüklüğüne oranla imtihan edildiğimiz de bir gerçektir. Bu imtihan süreci henüz onlar dünyaya gelmeden eş seçimiyle başlamakta ve dünyaya geldikten sonra da devam etmektedir. İmtihanı başarıyla sonuçlandırabilmek için onların here anlarıyla bir yöntem dâhilinde ilgilenmek zorundayız. Eğer bu ilgi bir an bile kaybolacak olursa çocukların yaşadıkları çevre/sokak onları istediği gibi yetiştirebilmektedir. Bu anlamda “sokak çocuğu” deyimi eğitiminden anne-babanın elini çektiği metruk çocuklar için kullanılan bir ifadedir. Gerekli eğitim ve öğretim verilmediği zaman köşklerde ve sırça saraylarda yetişen çocuklar dahi niteliksel anlamda “sokak çocuğu” olabilirler.

    €9,90
  • Coğrafyada Grili Savaş

    Zihnimden aşağı yığılan cümlelere aradığım hikayeleri buldum. Damıttığım küçük hikayelerden yürek dolusu öyküler doğdu. Nabzının ritmini virgülleyecek, bilincini sürükleyecek sonra da bir kenara geçip seni dinleyecek.
    Evet! Evet!Kayıp hikayeler var bu sayfalarda. Kırmızı bodur tramvayın ardına sen de takılacaksın. Bronz tenli küçük bir kızın el izleri, şehidin kapanan perdesi, gölgeye sarılan yürekler, kışı baharla silecek umutlar var. Bıçak ağzı gibi keskin, şalın rengi gibi narin, ruhunda iz bırakacak ortak öyküler var. Hepsi benden değil burada senin de hikayen var. Hadi sayfaları çevir ve soluklan.
    Sahi kırmızı bodur tramvaya bindin mi hiç?

    €4,90
  • Darbe

    Şimdi yukarıdan bir bakış yaptığımız zaman ne görüyoruz? 69’da Milli Görüş çıkmış, parlayan yıldız olarak iktidar olmuş. Ne yapmış Siyonizm bunun karşısında? Türkiye rastgele bir ülke değil dünyanın kutbu. Clifford’u göndermiş. Clifford, ABD, CIA Başkanı. Sabah kahvaltısını Demirel’le, öğle yemeğini Ecevit’le beraber yapıyor. Biz hükümetteyiz, ağır sanayi hamlesini yapıyoruz.

    Bunu karşılığında “…efendim seçimler hazirana alındı, MSP’siz seçim yapılacak, hükümet kurulacak…” diye bize sormadan ilan ettiler, birleştiler.

    Buna mukabil biz Allah’ın lütfuyla eskisinden daha fazla oy aldık yeninden hükümet olduk. Yeniden iş başına geldik. Bunun üzerine Güneş Motel oyunu oynandı. Ecevit de seçimleri kaybedince Demirel’e geçti. Ama buna rağmen Dışişleri Bakanını düşürdük. 24 kişiyle Meclis’e hâkim olduk.

    Baktılar ki bizi hükümetten uzaklaştırmaları yetmiyor, Meclis’ten uzaklaştırmak lazım. Öyleyse “İhtilal yapalım.” dediler. 12 Eylül İhtilali yapıldı.

    12 Eylül İhtilali’nden sonra Milli Görüşçüler çalıştılar. 1996 Seçimleri’nde en büyük parti oldular. 54. Hükümet’i kurdular.

    Türkiye “Yeniden Büyük Türkiye” yolunda mesafe kat etti. 54. Hükümet’te yukarıda bahsettiğim muazzam hizmetler yapılmıştı.

    Önce bırakalım başarısız olsun dediler. Sonra baktılar ki bunlar “Yeni Bir Dünya”yı kuruyorlar. Öyleyse ne yapıp edip engellememiz lazım dediler. Sonra hükümetimize 28 Şubat’ı yaptılar.

    28 Şubat, dış güçlerin bir tertibidir. 28 Şubat’ta MGK’da geldiler, Makovsky’nin planını Hükümet’e tavsiyemiz diye okudular.

    Biz yükseliyoruz onlar hile yapıyorlar. Biz demokratik olarak yükseliyoruz onlar hile yapıyor. Peki efendim tekrar işbaşına geldiğiniz zaman tekrar size müsade etmezlerse ne yapacaksınız? Askerimizi eğiteceğiz. Askerlerimiz de bu vatanın evladı, olan biteni gözleriyle görüyor. Bu sebepten kendilerine Milli Görüş’ü anlatacağız. Kurutuluşun Milli Görüş’te olduğunu ne yapıp yapıp tanıtacağız.

    €9,90
  • Cumhuriyet İslamcılığının Seyri

    İslamcılık muhafazakarlığın kıskacı altında kalmıştır. Kimine göre bu durum İslamcılığın sonu olmuşken kimine göre de İslamcılığın miadını doldurduğunun bir göstergesidir. Ancak tarihi tecrübelerimiz göstermektedir ki İslamcılığın ve İslamcıların suskunluğu yüseyseldir, geçicidir. Derinlerde, iktidar mahfillerinden uzakta, yaşanan sosyal ve toplumsal olayların yolunda gitmediğine dair büyüyen bir inanç ve söylem gelişmektedir

    €8,90
  • Defter Gibi Kitap

    Tam 40 gün oldu.
    Her gün geldim başucuna.Kendimi senin gittiğine inandırmak için her sabah koştum geldim.Bazen yalnız geldim,bazen Sema ile.Ama hep çantamda lacivert kaplı kitapla geldim.
    İşte bugün huzurundayım.40 gündür sensiz lakin sabırlıyım.Elime aldığım günden beri açmaya cesaret edemediğim bu kitabın kapağını,senin huzurunda açmaya geldim.
    Öyle bir okuyacağım ki kendim yazmış gibi değil kendime yazılmış bir kitap gibi.

    €10,90
  • Deneme Çekimi

    Hiç girmediğim sokaklardan geçeceğim. Kesmetaş kaldırımların üzerinden, balkonların altından, ırmağın kıyısından, sesimin yankısını çoğaltarak geçeceğim geçilmez sanılan tüm
    geçitlerden.
    Bir İbrahim ateşi saracak bedenimi. Firavun’un beynine hücum edeceğim.
    Geçeceğim ırmaklardan bir bir.
    Bütün yanlış saatleri doğruya ayarlayıp, şehrin yıkık dökük sokaklarından üstüm başım toz içinde geçip, bu yeryüzü bizimdir bizim olacak diyerek çığlık çığlığa;
    Ey Kudüs kalbim ol
    Ey Kudüs kalbim ol diye diye
    Gireceğim bir şehrin kapısından.

    €5,90
  • Dul Kadının Oğulları

    İşaretleri bilirseniz onları görebilirsiniz!
    Neden kendilerine ”dul kadının oğulları” diyorlar?
    Nasıl örgütleniyor, nasıl haberleşiyorlar?
    Gizli şifreleri, esrarengiz işaretleri nelerdir?
    Ergenekon’un masonik şifreleri!
    150 yıl sonra hortlayan esrarengiz örgüt Ercümen-i Daniş!
    Çırak dereceli ünlü mason!
    Çekirdek kadrodaki şaşırtıcı isim: Doğu Bey!
    TBMM’deki esrarengiz işaretler, kim tarafından nasıl konuldu?
    Meclis binasını yapan mimarın büyük sırrı neydi?
    Mimar Sinan’ın kafatası nasıl kayboldu, şimdi nerede?
    Cadde ve sokak adlarını dahi onlar koyuyor, peki nasıl?
    28 Şubat’ın arkasındaki kilit isim bir masondu!
    Onları nasıl tanırsınız?
    Nihai hedefleri ne?
    İlk kez belge ve fotoğraflarıyla tarihin en gizemli örgütünün
    şaşırtıcı hikayesi
    Yıllar süren bir araştırmanın ürünü olan bu kitap hayata ve
    olaylara bakışınızı değiştirecek.

    €8,90