Abdulaziz Yılmaz

Abdulaziz Yılmaz 1981 yılında Giresun- Şebinkarahisar'da dünyaya gelmiştir. Sarıyer İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Kıbrıs Yakın Doğu üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniversitesinde Yüksek Lisansını tamamladı. Abdulaziz Yılmaz Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir belediyesi Çocuk, gençlik ve aile psikologu olarak görev yaptı. Psikohekim mahlası ile yurt içi ve yurt dışında çocuk ve aile konusunda seminerler düzenledi. Bir çok dergi ve gazetede yazılar yayınlandı. Yazarın 4 adet yayımlanmış kitabı bulunmaktadır.

  • Yedi Güzel Kadın

    Kelebek kanadından hayatlar bilirim; Narin ve naif… Yüzyılda bir gelir gibi; Beklenen ve değerli… Ve değdi akıp giden zamana… Bu kış, yürekleriniz üşümeyecek… Çünkü; ilmek ilmek dokuduk… Bazen düğüm oldu çözdük ve yeniden başladık… Ve şükür ki bitti… Laf aramızda; Bu elbise herkesin üzerine çok yakışacak… Abdulaziz Yılmaz’ın öncülüğünde güzel bir ekiple özenle hazırlanan Yedi Güzel Kadın okurlarını bekliyor.

    4,906,90
  • Sobe

    Bir ezan, bir isim ve bir hayat…
    Yaşamak ağlamakla başladı bu zemini kaygan dünyada…
    Çocuk ağlıyorsa, şükredildi ilkin…
    Gün geçtikçe hayıflanma, isyan, beddua…
    Sabır, peygamber sıfatı kaldıkça, ne “beş kardeş”ler büyüttü bir çocukla çileden çıkan
    anne-baba…
    Ekilmemiş bir tarla gibidir o küçücük yürekler, ek ekebildiğin kadar, ne ekersen tutar…
    Ama doğruluk ama dürüstlük ama iman… Yeter ki tohumun Allah rızası ile sulansın, çorak da olsa: O, isterse gülistan yapar. Eğit… Eğil ve diz çök! Bak gözlerin içine, öyle ki göz bebekleriniz birlikte yaşlansın. Onunla çocuk ol kimi zaman, Nebi (sas)’den tevarüs eden emri yerine getir her an.. O, hep ebe olsun; sen ise hep sobelen hayat saklambacında. “Önünü, arkanı, sağını, solunu” sünnetle donat ki Rasûlün ahlâkı çıksın her ağacın arkasından…
    Anne! Baba!
    Ve o güzel huylarınız!
    Sobe!!!

    6,90
  • Entella

    Peki, sen, ey arkadaşım, sen!
    Benim derdim seninle.
    Senin özgürlüğün nereye kadar?
    Sen ne zaman özgür olacaksın.
    Ne zaman kurtulacaksın, seni kendine köle yapan sistemden?
    Ne zaman kurtulacaksın, ömrünü kemiren boş işlerden?
    Ne zaman isyan edeceksin, seni dünyaya her geçen gün daha fazla bağlayan hedeflere.
    Biriktirmek, biriktirmek ve hiç paylaşmamak; zevke dalıp ümmeti unutmak nereye kadar?
    Elbette biz, arkadaşım, biz. Bizim bu gidişimiz nereye kadar?
    Fe eyne tezhebuun? Nereye bu gidiş? Nereye bu gidişimiz?

    5,908,90
  • Ailem Benim Her Şeyim

    Göklerin merhamet dolu olduğuna inanıyorum. Biz ise nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş yaşamayı öğreniyoruz. Merhamet… Alem bu temel üzerinde. Eğer toprağa, tohuma hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı, su olur muydu? Rengi merhamet, sesi merhamet, pırıltılı, şırıltılı su. Ne duruyorsunuz? Sökün sahte su borularını. Ev ev merhamet şebekesi kurun. Tepelerinizdeki çatıları da yıkın. Göklerle temasa geçin. O zaman göreceksiniz ki acı su borularından kendi kendine tatlı su akacak. Ve başlar üstünde güneşe yol veren kubbeler yükselecek.

    4,906,90