Gösterilen 1–20 arası toplam: 67

  • Aklın Anatomisi Salt Aklın Eleştirisinin Teşrihi

    Bu çalışmanın esasını Kant’ın başyapıtı “Salt Aklın Eleştirisi”ni irdelemek oluşturuyor Prof. Duralı eserinde Kant’ın hayatını ve felsefesini inceleyip yorumlarken; büyük filozofun “çığır açıcı paradigmasını” ortaya koyuyor.

    “Kant’ın inşaa olduğu muazzam felsefe yapısı (sistemi), yeni bir çığrın pınardır. … ideolojik yansımaysa bağrında, İngiliz kültürü ile felsefesi çıkışlı hakim Çağdaş küreselleştirilen İngiliz-Yahudininkine seçenek oluşturacak medeniyet tasarısını taşıyacaktır.”

    8,90
  • Ana Meseleleriyle Kelam ve Felsefe

    Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) kelâm, felsefe, tefsir ve usûl-i fıkıh alanlarına dair çalışmalarıyla felsefî ve dinî ilimlere yeni bir yön vermiş ve bu nedenle “el-İmâm” olarak tanınmıştır. Bu çalışmada orijinal metniyle birlikte tercümesine yer verilen el-Muhassal Râzî’nin yaşadığı döneme nispetle önceki ve sonraki âlimlerin, filozofların ve kelâmcıların görüşlerinin özetini veren, başka bir ifadeyle kelâm ve felsefenin temel meselelerini karşılaştırmalı inceleyen bir eserdir.

    Râzî eserde farklı düşünce grupları tarafından ileri sürülen iddiaları gerekçelendirme ve açıklama güçleri ile tutarlılıkları açısından incelemekte ve böylece “tahkîk” denilen araştırma tarzının en güzel örneklerini vermektedir. el-Muhassal bu özellikleriyle İslam düşünce tarihinde vazgeçilemeyen “klasik” bir eser olmuş, üzerine birçok âlim tarafından şerh ve haşiyeler kaleme alınmış ve XII. yüzyıldan sonra yazılan kelâm ve felsefe kitaplarının meselelerini büyük ölçüde belirlemiştir.

    el-Muhassal klasik kelâm ve felsefenin temel meselelerini karşılaştırmalı olarak ele almakla birlikte İslam inancının ana meselelerini içermesi bakımından ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Eser, İslam düşüncesindeki bilgi, yöntem, varlık ve fizik dünya tartışmalarını bütünüyle içerdiği gibi Allah’ın zatı, sıfatları ve fiilleri ile nübüvvet, âhiret ve imâmet konularını da ele aldığı için okuyucu bu eserde İslam inancının ana ilkelerinin aklî ve naklî delillerle nasıl temellendirildiğini ayrıntılı bir şekilde görebilecektir.

    10,90
  • Barbarları Beklerken Edward W. Said Anısına

    Barbarları Beklerken, 25-26 Mayıs 2007 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde aynı ad altında düzenlenmiş konferans bildirilerinin bütünüdür. Edebiyatın Gücü, İktidara Hakikati Söylemek, Filistin Sorunu ve Bugüne Edward Said’in Gözüyle Bakmak başlıklarındaki dört bölümde Mariam C. Said, Elias Khoury, Timothy Brennan, Jacqueline Rose, Fawwaz Traboulsi, Rashid Khalidi, Saree Makdisi, Tuncay Birkan, Ilan Pappé, Raja Shehadeh, Karma Nabulsi, Joseph A. Massad, Meltem Ahıska, Gauri Viswanathan ve Mahmood Mamdani’nin bildirileri bütünlüklü bir Said portresi çiziyor. .

    7,90
  • Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez

    “Gerçek hayat, tamamıyla buluşmadan ibarettir’. Buluşmak, karşılaşmak. İnsan ötekiyle karşılaşarak var olur. Ötekinin bakışıyla, ötekinin yüzünü bana çevirmesi, beni dinlemesiyle. İlişkiyle. Sadece ilişkiler vasıtasıyla kendimizi dünyaya ve başkalarına tamamen açarız. Başka bir insana bağlanabilmek için ona açık olmam gerekir. Olmamızı gerektiğini düşündüğümüz kişi olmak arzusundan sıyrılarak, gerçekten olduğumuz kişi olmaya izin vererek. Gerçekte kimim ben? Gerçekte olduğum kişi olmak, yani olduğum gibi görünmekle sahiciliğe adım atarım. İncinmeyi göze alarak.”

    Kemal Sayar “Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez”le insanın kendisiyle, ötekiyle, dünyayla kurduğu ilişkilere, varoluşla gerçekleştirdiği buluşmaya dikkat çekiyor. Yaşarken incitici de olsa geriye dönüp baktığımızda bizi olgunlaştırdığını düşündüğümüz her şeyle yani “hayat”la buluşmanın “hayatı askıya almadan” yaşamanın ipuçları Kemal Sayar’ın usta kalemiyle “Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez”de.

    8,90
  • Büyük İslam Şairi Dr. Muhammed İkbal

    “Artık bütün insanlığa en gür sesimle haykırarak ilan ederim ki, insanlığın yegane kurtarıcısı bulunan Hazret-i Muhammed’e olan manevi bağlılık, cihanda en büyük bahtiyarlıktır.İç huzuru denilen o büyük saadete ancak onun feyziyle erilir.Bu nimetten mahrum olan gönül, sahraya atılmış bir kuş tüyüne benzer ki yırtıcı rüzgarların önünde serserice oradan oraya sürüklenmeye mahkumdur.”

    5,90
  • Dil Belası

    Eser, büyük İslam alimi İmam Gazali’ye ait İhya’dan bir bölümün tercümesidir. İçinde her insanın cennete veya cehenneme gitmesinde en önemli sebep olan dilin afet ve hastalıkları işlenmektedir.
    Eserde, dilin yirmi çeşit hastalığından ve dille düşülen tehlikelerden bahsedilmekte, tespitten sonra tedavi yolları gösterilmektedir.
    Günümüz insanın en fazla müptela olduğu yersiz, gereksiz ve ölçüsüz konuşma hastalığına kesin ilaç olacak bir kitap.

    6,90
  • Dillerin Kökeni Üstüne Deneme (Ciltsiz)

    Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev’den Toplum Sözleşmesi’ne
    ve Emile’e, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı’ndan İtiraflar’a, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır.
    Melodi ve Müziksel Taklit ile İlişki İçinde Dillerin Kökeni Üzerine Deneme ise, Rousseau’nun ilk ses olarak kabul ettiği “doğanın çığlığı”ndan jestlerin diline, sözcüklerin ortaya çıkışına ve “dünyanın adlandırılması”na doğru uzanan bir süreçte dillerin kökenini müzik ve melodi ile ilişkilerine de değinerek anlatıyor.

    3,90
  • Din Dili

    Din dilinin konusunu büyük ölçüde Tanrı’nın varlığı, mahiyeti, Tanrı-insan ve Tanrı-tabiat ilişkisi ile ilgili teolojik ifadeler oluşturur. Prof. Dr. Turan Koç’un eseri söz konusu ifadeleri bilimsel bir mercek altına almakta ve ülkemizde din felsefesi alanındaki araştırmalara önemli bir katkı sağlamaktadır.

    7,90
  • Dua Kader Değiştirir

    İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile
    kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya…

    Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte…

    Eğer yüreğinde Rabb’ in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma.

    Hz. Mevlana’nın şu dizesi ne de hoştur aslında:

    “İyi değilim demek ne haddimize?
    Şükürler olsun her halimize!”
    devamını oku

    6,90
  • Evrensel Ufkun İmkanları

    Evrensel Ufkun İmkânları, Atasoy Müftüoğlu’nun siyasî alan, hayat, edebiyat, İslâmî uyanış, öncüler, okuma, vakit ve kültür konularında verdiği söyleşilerin önemli bir kısmını bir araya getiriyor. Yazar, sorular karşısında bazen düşüncelerini açıyor, bazen de üzerine doğrudan yazmadığı konular hakkında görüşlerini açıklıyor.

    Arap isyanları, İran ve Suriye meselesi başta olmak üzere aktüel konularda muhabirlerin tüm sıkıştırma çabaları karşısında Müftüoğlu’nun bir yandan hakikatin hakkını verirken bir yandan da zarafeti elden bırakmadan günün moda kanaatleriyle arasına eleştirel bir mesafe koymaya çalıştığını görüyoruz.
    Travmaların üst üste geldiği, kriz zamanlarında fikrî ve siyasî mirasımızın, siyasî ve kültürel nostaljinin ötesine geçip umut vaat eden bir gelecek inşa etme noktasındaki yetersizliğine sıklıkla değinen Atasoy Müftüoğlu, eleştirel hassasiyetini hiçbir zaman elden bırakmıyor. Müftüoğlu’nun engin kültürüyle yüklü söyleşilerden oluşan Evrensel Ufkun İmkânları,düşünürün külliyatının vazgeçilmez bir tamamlayıcısı mahiyetinde.

    7,90
  • Farabi Platon Kanunlarının Özü

    Platon’a ait eserler arasında Kanunlar, İslâm dünyasında en çok sözü edilen kitaplardan biridir. Fakat klasik kaynaklarda Kanunların muhtevası ile ilgili olarak nakil ve ifade edilen bilgiler oldukça sınırlıdır. Bazı küçük iktibasların dışında Kanunlar Diyaloğunu en geniş çapta ele alan düşünür Fârâbî’dir. Fârâbî, Platon’a ait eserlerin büyük çoğunluğu üzerinde söz söylemiş, onların mevzularını belirtmiş, hangi hedefe yöneldiklerini, neyi ortaya koymak istediklerini açıklamıştır. Bunlar arasında en kapsamlı olanı Kanunlar hakkında kaleme aldığı ve Telhîsü’n-Nevâmis ismini verdiği eserdir. Fârâbî bu eserde hem Kanunları özetlemiş hem de kendisinin Platon’u nasıl anladığını ifade etmiştir. Ülkemizin önde gelen İslâm Felsefecilerinden Prof. Dr. Fahrettin Olguner tarafından yayına hazırlanan elinizdeki kitap, Fârâbî’nin Kanunlar hakkında kaleme aldığı bu eserin Arapça metnini ve Türkçeye tercümesini içermektedir. Ayrıca eserde ek olarak Arapça orijinali ve Türkçeye tercümesi ile yer alan ve Felsefe Tarihi açısından büyük önem taşıyan Filozof Platon’dan Porphurios’a Mektup adlı bir metin de ilk kez okuyucu ile buluşmaktadır.

    6,908,90
  • Felsefe ve Ölüm Ötesi

    Hayat ve ölüm, bir hakikatin iki yüzü ya da bir bütünün iki parçası. Birbirini çağrıştıran bu kavram çiftinden hayat, varlık sahnesine önce çıkmakla birlikte doğumdan itibaren ölümün tehdidi altındadır ve bu yüzden de ölüm insanoğlu için daima korku ve endişe kaynağıdır. Özellikle ölmek için doğduğuna inandığı halde bir başka hayata doğmak üzere öldüğüne inanmayanlar açısından ölüm, gerçekten korkunç bir olaydır. Âdeta gölge gibi insandan hiç ayrılmayan ya da amansız bir hafiye gibi gece gündüz onu adım adım takip eden bu korkunç gerçeğin nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağının bilinmeyişi, ölüm karşısında duyulan kaygıyı daha da artırmaktadır.

    Felsefe ve Ölüm Ötesi adlı bu çalışma, İslâm düşüncesinin ikisi felsefe, ikisi kelâm geleneğine mensup dört büyük isminin, İbn Sînâ (ö. 1037), Gazzâlî (ö. 1111), İbn Rüşd (ö. 1198) ve Fahreddin Râzî’nin (ö. 1210); ruhun mahiyeti, bedenle ilişkisi ve âhiret hayatı hakkındaki görüşlerini yansıtan toplam dokuz metnini ve tercümelerini içermektedir.
    devamını oku

    8,90
  • Felsefe-Bilimin Doğuşu Aristoteles’te Canlılar ve Bilim Sorunu

    “Eflatun, hem dini mistiklerin hem de felsefenin, dolayısıyla bilimin fışkırdığı duyun başıdır. Hayatın bu iki yüce vechesi onun nazarında zıtlık halinde değildir. Tam tersine, Kutsal Bütünlük’ün (Kosmos) birbirini tamamlayan iki asli görünümüdürler.

    Bu iki görünümden birini kendisine esas alıp onu temelde kutsallıksışı düzlemde işleyerek sistemli yapıya kavuşturan Eflatun’un Akademiadaki seçkin öğrencisi Aristoteles’tir. Onun kendine esas aldığı görünüm felsefedir. Bunu, o hocasının tutumundan farklı bir tavırla biçimsel ve şematik (mantık) tarzda geliştirerek dar mesleki anlamdaki felsefeyi oluşturup buradan bilimi türetmiştir.”

    Evrim sorunu Aristoteles’in döneminden günümüze kadar bir çok vechesiyle tartışılmış yeni bilgiler ve yorumlar ortaya atılmış olmakla beraber, tartışma tam olarak sonuçlanmış değildir. Yazarın bu eserinin “Aristo’da vanlılar ve bilim sorunu”nu ele alarak iki bin küsur yıldır tartışılan konuya bir temel oluşturduğunu ummaktayız.

    8,90
  • Felsefe, Din ve Te’vil

    İslam felsefesi geleneğinde din ile felsefe arasındaki ilişkinin mahiyetine dair tartışmaların tarihini, felsefî etkinliğin İslam dünyasındaki başlangıç dönemlerine kadar geri götürmek mümkündür. İlk defa Kindî (ö. 252/866) tarafından ele alınan bu ilişki, çeşitli filozoflar tarafından farklı açılardan yorumlanmıştır. Nihayet Gazzâlî (ö. 505/1111) bilhassa Tehâfütü’l-felâsife ve el-Munkız mine’d-dalâl ve’l-mufsıh bi’l-ahvâl adlı eserlerinde bu sorunu felsefe ve filozoflara yönelik eleştirel bir yöntemle incelemiş ve bu inceleme neticesinde Fârâbî (ö. 339/950) ve İbn Sînâ (ö. 428/1037) gibi İslam dünyasında hâkim felsefî gelenek olan Meşşâîliğin büyük temsilcilerini tekfîr etmiştir. Onun bu sert eleştirilerine felsefe cephesinden cevap ise Endülüs’teki İslam felsefe geleneğinin son büyük temsilcisi olan İbn Rüşd’den (ö. 595/1198) gelmiştir. O bir yandan Aristoteles’in (ö. 322 MÖ) eserlerine farklı üslup ve hacimlerde şerhler yazarken, diğer yandan da Gazzâlî’nin eleştirileri ile bu eleştirilerin Endülüs’teki yansımalarına cevap olmak üzere Faslu’l-makâl fî takrîri mâ beyne’ş-şerîʻa ve’l-hikme mine’l-ittisâl ile el-Keşf an menâhici’l-edille fî akâidi’l-mille ve Tehâfütü Tehâfüti’l-felâsife adlı eserlerini kaleme almıştır.

    Elinizdeki çalışma, İbn Rüşd’ün fakîh kimliğiyle din karşısında felsefenin meşruiyetini, dinî bilgi ile felsefî bilgi arasındaki uyumu ve dinî nasları yorumlamada felsefî/bilimsel bilginin değerini büyük bir vukûfiyetle ele aldığı Faslu’l-makâl’in metin ve tercümesini içermektedir. Din-felsefe ilişkisini özel olarak ele alan ilk eser olma özelliğine sahip olan Faslu’l-makâl’de ele alınan meseleleri derinleştirmeyi sağlamak üzere üç metne de ek olarak yer verilmiştir: İbn Rüşd’ün Allah’ın tikelleri bilip bilmediği meselesini incelediği Damîme fi’l-ilmi’l-ilâhî’si (İlahî Bilgi Konusunda Ek), el-Keşf’in sonunda te’vile konu olmaları açısından dinî naslara dair yaptığı beşli tasnifi içeren kısım ve Faslu’l-makâl ve el-Keşf’te sitayişle bahsettiği Gazzâlî’nin Faysalü’t-tefrika beyne’l-İslâm ve’z-zendeka adlı eserindeki beşli varlık tasnifi ve te’vil aşamalarına dair bölüm.
    devamını oku

    7,90
  • Felsefenin Kısa Tarihi

    Felsefenin Kısa Tarihi, felsefeye ve felsefe tarihine ilgi duyan okurların yanı sıra; felsefe, sosyoloji ve beşeri bilimler alanlarında eğitim alan öğrenciler için hazırlanmıştır. Antik Felsefe’den 21. yüzyıl Kıta Felsefesi’ne dek, filozoflar, çağlar ve felsefe akımları hakkında özlü bilgiler sunarken, felsefi bir perspektif oluşturmaya çalışmaktadır.
    Felsefe ve felsefe eğitimi alanlarında çok sayıda kitaba imza atan Prof. Ahmet Cevizci tarafından hazırlanan Felsefenin Kısa Tarihi, bu alandaki önemli bir boşluğu dolduruyor.

    11,90
  • Filozofların Tutarsızlığı

    İslâm düşüncesi literatüründe vahiy ile aydınlanan aklın din-felsefe ilişkisi bağlamında felsefeye yönelttiği eleştiriler yanında probleme getirdiği açılımlarla Doğu ve Batı’da haklı bir şöhrete sahip olan Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-felâsife’si klasiklerimiz arasındaki müstesna yerini bugün de korumaktadır. O, bu eserinde Meşşâî metafiziğe ve Yeni-Eflâtuncu sudûr teorisine yönelttiği esaslı eleştirilerle, felsefenin dine alternatif olamayacağını ve hakikati temsil edemeyeceğini göstermeye çalışmıştır.
    Tehâfütü’l-felâsife ile başlayan “Tehâfüt geleneği” kelâm ve felsefe tarihinin her döneminde olduğu gibi günümüzde de hâlâ bir cazibe merkezi olmaya devam etmektedir.

    gizle

    9,90
  • Gılgamış Destanı

    Batı medeniyetleri topluluğu asıl kaynağını M.Ö Beşinci yahut Dördüncü binin Mesopotamyasının verimli topraklarında,ilk medeniyet merkezi kurup kendilerine yurd yapmış olan Sümerlilerin ülkesinde bulmuştur.Konar-göçerlikten, yerleşerek tarımla,zanatla uğraşan,üreten,ticaret yapan bu insanların toplum yapısı karmaşıklaşırken,bölgedeki bu filizlenen tutum yepyeni bir dönem olarak tarihe damgasının basmıştır.
    Sümerlilerin en önemli edebi başarısı Gılgamış Destanı,benzerleri gibi ilkin sözlü gelenek halinde iken,Üçüncü binde yazının bulunmasıyla da tarihin en eski yazılı edebiyat başarısı olduğunun izlerini, bize ilk kez, Asurbanipal’ın kütüphanesinin öreninden 1875de çıkarılan levhalarla göstermiştir.

    4,90
  • Hakikat Çağrısı Ey Oğul – Eyyühe’l-Veled -Ledünni İlim Risalesi

    Elinizdeki eserde İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olan Gazzâlî’nin iki metni bir arada yer alıyor. Risalelerden ilki olan Ey Oğul / Eyyühe’l-Veled, Gazzâlî’nin talebelerinden birisinin sorduğu bazı sorulara cevap olarak kaleme alınmıştır. Soruları soran kişi, yıllar boyunca öğrendiği ilimlerden hangilerinin kendisine ahirette faydalı olacağını merak etmekte ve bununla ilgili meseleleri hocasının küçük bir risalede özlü ve derli toplu bir biçimde kaleme almasını rica etmektedir. Bu metin, ahiret yolunda yürüyen bir mü’mine kılavuzluk etmek üzere gerekli ilkeleri içeren ve yüzyıllar boyunca çok okunmuş olan bir risaledir.

    İkinci risale, tasavvuf ehlinin keşif ve ilham yoluyla elde ettikleri ledünnî ilmin imkânını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır. Dostlarından birisi ledünnî ilmi kabul etmeyen birinden bahseder, bu kişi ilimlerin ancak çalışılıp öğrenilerek elde edileceğini savunmaktadır. Dostu, Gazzâlî’den bu konuyu temellendiren bir metin yazmasını rica eder. Gazzâlî de bu istek üzerine bilgi teorisi ve psikolojiyle alakalı olan bu önemli metni kaleme alır.

    4,90