Gösterilen 1–20 arası toplam: 254

  • Adaletin Kalesi: Nizamülmülk

    Nizamiye medreselerini bütün tehditlere rağmen canı pahasına koruyarak devletin kalesi haline getiren Selçuklu Veziri Hasan bin Ali et-Tûsî; namı diğer Nizamülmülk…
    Öte yanda ise devasa bir plato üzerinde yükselen ve sarp zirvelere hâkim, ulaşılması güç, ehlisünnet düşmanı Alamut Kalesi… Hasan Sabbah gibi bariz bir düşmanın ötesinde, yalnızca küçülmüş gözbebeklerinden tanınabilen katil haşhaşi fedaileri…
    Nizamülmülk, Ulu vezir Hasan et-Tûsî’nin Sultan Melikşah döneminde sonlanan, ancak hikâyesi dilden dile dolaşan efsanevi hayatını konu alıyor. Nizamülmülk’ün hikâyesi, bir devleti hem kılıçla hem de ilimle ayakta tutma imtihanını anlatıyor bizlere. Köklü dostlukların arasına sızan fitneye, kırılan kalplere ve telafisi zor kayıplara rağmen ilmî korumaya adanmış bir ömrün hikâyesini okuyoruz Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden. Hiçbir zaman kolay değildir koca bir devleti ilmî ve askerî yönden ayakta tutmak. Ancak herkes şunun farkındadır ki, zafer zor olandadır.
    Türkiye’nin en çok okunan tarihi romanlarının yazarı, okurları tarafından “Günümüzün Peyami Safa’sı” olarak anılan Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden sürükleyici, heyecanlı ve derinlikli bir roman…

    7,90
  • Ateş 2 / Ulaş’mak (Ciltli)

    Parkta yaşanan olay sonrası birbirlerine doğru atılan tüm adımlar Ulaş tarafından geri alınır,
    Arya’yla âdeta iki yabancıya dönüşürler. Arya, Ulaş için savaşmaya kararlı olsa da henüz hiçbir şeyi
    çözememişken, bildiği küçük sır ortaya çıkar ve Ulaş’ı kazanamadan tekrar kaybeder. Aşk için her
    fedakârlığı yapmaya hazırdır, Ulaş’ın, babasıyla ilgili olan acı gerçeği anlatmaya hazır olmasını bekler.
    Bu anlayışlı bekleyiş, beklenilmeyen bir yolculuğa ve birtakım olaylara gebe kalır.
    İntikam ateşiyle yanan Ulaş’ın anıları ve Eren’in sırları, beklenmedik bir anda bir araya
    geldiklerinde yapbozun kayıp parçalarını ortaya çıkarır. Büyük resme bakıldığında gördükleri, bildikleri
    gerçeklerin eksik ve yalan olduğu, ardında büyük bir tehlike barındırdığıdır. Fakat kayıp vermemek
    için artık çok geçtir.
    “Vazgeçmek de affetmek de zaruridir. Çünkü bu ikisi de olmadan özgür sayılmaz insan.
    Vazgeçmezse mecbur, affetmezse saplı kalır. Ve şüpheniz bu, felaket bir durumdur. Akıp giden
    zamanda kendini askıya almaya benzer bu. Kimseye dokunamadan, karışamadan biter.”

    10,90
  • Bilim Tarihi Sohbetleri

    Dünya bilim tarihçiliğinin tartışmasız en önemli isimlerinden biri merhum Fuat Sezgin’di. Derinlikli, uzun yıllara dayanan çalışmaları, sahih bakış açısıyla bilim tarihinin insanlığın ortak malı olduğunu, bugünkü Batı biliminin İslâm medeniyetinin güçlü tesirleriyle doğduğunu ortaya koydu.

    Sefer Turan’ın söyleşiyle şekillendirdiği Bilim Tarihi Sohbetleri İslâm bilimler tarihinin en önemli isimlerinden Fuat Sezgin’in hayatı, anıları, aynı zamanda bilimler tarihine duyulan tutkunun kitabı… Yaşadıklarını dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını çizerek anlatan Sezgin, 1940’larda adım attığı üniversitede yavaş yavaş yazma eserlerin ve bilimler tarihinin sınırsız dünyasına yolculuğunu, alışıldık kalıpların dışına çıkan öğrenme şevkini gözler önüne seriyor. Ne var ki akademik araştırmalarıyla ses getiren Sezgin, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında yürütülen tasfiye sonucunda kürsüsü elinden alınan bilim adamlarımızdan biri olmaktan kurtulamayacaktır.

    Fuat Sezgin, kitaptaki söyleşilerde sadece geçtiği bu yolları anlatmakla kalmıyor, bakış açısına yön veren bilimler tarihi alanındaki gelişmeleri de tüm ayrıntılarıyla sunuyor. Bir yandan icatlar, buluşlar hakkında muazzam bir sohbete şahitlik ederken diğer yandan bilimler tarihine, Hellmut Ritter, Carl Brockelmann, George Sarton, Franz Rosenthal gibi isimlere, oryantalist araştırmalardan İslâm âleminin ahvaline, İslâm kültür çevresinde Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin modellerinin sergilendiği müzelere uzanan kapsamlı bir dökümün sunulmasına da tanık oluyoruz.

    Sefer Turan’ın Bilim Tarihi Sohbetleri, sadece bir insanın hikâyesini anlatmıyor; insanların yaptıkları iyi işlerle kendi hayatlarını olduğu kadar başkalarının hayatlarını da nasıl zenginleştirdiğini gösteriyor… Bu yönüyle çalışma, bilim tarihine ilgi duyanlar için olduğu kadar İslâm’ın bilimler tarihindeki yaratıcı rolünü kavramak için de bir başucu kitabı niteliğinde…

    7,90
  • BİR İBADET OLARAK CİHAD

    Cihad, vahyi hayata hâkim kılmak; Müslüman’ın hayatı vahiyle anlamlandırma çabası; yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya kadar elle, dille çalışmak ve kötülüklere müdâhil olmak; velayetin mü’minlere tevdî edildiği Medine’yi oluşturup insanların din, akıl, mal, can ve namus emniyetini sağlama ameliyesi; bu ameliyenin gerçekleşmesi için mü’minlerin safında bulunarak onların gücüne güç katmak ve meşru vasıtaları kullanmaktır

    6,908,90
  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

    Zweig bu novellası’nda bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera’sını seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

    3,90
  • Bir Tanem

    “Kendi kendimizin doruğuna yükseldiğimiz zaman; hayattan, ölümden, sonsuzluktan konuşmak ne kadar kolay, ne kadar doğal gelir. Sonradan, o izlerin üstüne yeniden düştüğümüzde, böyle konuşmuş olduğumuza nasıl şaşarız. Hayır, iyice farkındayım, Creezy ile beraber olduğum sürece beni bir öte dünyanın, sadece sisler içinde belli belirsiz seçebildiğim bir acunun eşiğine kadar götüren bir şeylere dokunuyordum. Ama neydi o dokunduğum? Bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman bilmeyeceğim. Biz hepimiz metnini bilmediğimiz ya da metni bizim için okusak da anlaşılmaz kalan bir piyeste oynuyoruz; deney bir işe yaramıyor bu oyunda. Mutluluk ya da mutsuzluk elimizden kaçıp giden o şeyin iki karanlık yüzünden ibaret.

    5,90
  • Bırak ve Rahatla

    Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz…
    Duygularımız bizi yönetir…
    Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
    Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
    Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
    İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz…
    İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
    Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
    Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz…
    Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
    Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
    Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
    Peki ama nasıl?
    Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek…
    Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
    Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
    Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için…

    7,9010,90
  • Bozkırın Efendileri Türkmenler Üzerine Makaleler

    “Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?” diyor bir Türkmen atasözü. Hakikaten Orta Asya bozkırlarından Anadolu yaylalarına kadar Türkmenlerin yurt kurup oturmadıkları yer, at sürüp geçmedikleri yol, hayvanlarını otlatmadıkları yayla, suyundan içmedikleri ırmak neredeyse yok. Türkmenler, bozkırın taş, toprak, su gibi bir parçası.

    Türkmenler, bozkır imparatorluklarının da kurucuları. İran’da, Irak’ta, Azerbaycan’da, Anadolu’da kurulan devletlerin tamamı Türkmenlerin eseri. Bu devletlerin sadece kurucu unsuru değil aynı zamanda ordusu, halkı, vergi vereni veya isyancısı da. Bazen “savaş makinesi” bazen de “vergi ünitesi”, ama her durumda bozkırın efendisi: “Beylik, her zaman Türkmenlik ve Yörüklük edenlerde kalsın” diye.

    Elinizdeki kitap, Türkmenlerin tarih sahnesine çıkışından Anadolu’daki siyasî, sosyal ve ekonomik durumlarına kadar pek çok konuyu ele alıyor.

    6,90
  • Can Veren Pervaneler 6

    Aşkın anayasası madde bir: Ayrılık!
    Aşkta kavuşmak olmaz. Aşk dediğiniz şey kavuşmayı katiyen kabul
    etmez.
    Aşığın içi titrer, ağlar sızlar kavuşmak için.
    Ama o, kavuşmanın yakınından dahi geçecek olsa, kavuşsa,
    kavuştuğunda yanacağını bildiğinden, kavuşulmasa derdindedir.
    Ağlaması şart! Fakat ağlamanın da bir şartı var:
    Ağlayacaksan, gözlerinden akan yaş bildiğimiz yaş olursa , saymam,
    kabul etmem. Kan ağlaması icap eder aşığın.
    Ve demelidir ki aşık;
    Dünyanın tacının, tahtının saltanatının tamamını bana verseler ey
    sevgili, senin köyünün çevresini terk edip de, o tacı başıma alıp,
    bahtiyarlık taslamam.
    Eğer aşkın kanunu yazılacaksa yeniden, zamanında yazmışlar işte!
    Yeniden yazmaya ne hacet?
    Amma mesele şu:
    Aşk nedir?
    Ve hangi aşk?

    6,90
  • Cehennemde Bir Gün

    “Bir ağaç gölgesi, hepsi bu!”
    dediğinden beri Elçi’nin,
    Kaç yolcu geçti dünyadan,
    kaç gölge uzaklaştı.
    Gölgeye kanan yolcudan
    gölge de kaçtı.
    Yolcu değil sadece,
    yol da gölgesiz kaldı.

    6,90
  • Çöküşün Öncüsü ABD

    Çöküşün Öncüsü ABD, yoksul durumdaki ülke insanlarının uyanması, sömürülmekten kurtulması ve kendi haklarına sahip çıkması için yazar tarafından yapılan bir uyarıdır.
    Günümüz dünyasında olup biten kahredici ve içler acısı gerçekleri bütün çıplaklığıyla haykıran bir çığlıktır.
    ABD ve onun uşakları, güçsüz ülkeleri nasıl ve hangi yollarla sömürüyorlar?
    Sömürmek için hangi plânları yapıyor ve ne gibi gizli tuzaklar kuruyorlar?
    Milletlerin kendilerine gelip güçlenmelerini nasıl engelliyor ve önlüyorlar?
    Bu ve benzeri hayatî sorulara en çarpıcı cevaplar kesin delilleriyle ve apaçık belgeleriyle Çöküşün Öncüsü ABD’de gözler önüne seriliyor.

    Eğer dünya siyasetinin bugünkü sapmalarından vazgeçmezsek, bizler torunlarımızı katletmiş ve gelecek için evrensel bir intihar hazırlamış olacağız.
    Çağımızı anlamak için bir ipucu var mı? Yani ister askerî ve ekonomik müdaha­leler ister Yahudi ve Hristiyan entegrizmleri olsun, isterse işsizlik, işten çıkarma, göç, şiddet veya uyuşturucu gibi şu an karşı karşıya bulunduğumuz durumlar olsun, bü­tün bu milletlerarası meselelerde, içten ve derinden bir ilişki mevcut mu?
    Bu problemlerin aralarındaki o sıkı birlik ve bütünlüğü gözler önüne sermek… Bunların ne anlama geldiğini tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak…
    Özellikle de onlardan kurtulmak için so­mut bir program sunmak…
    İşte Çöküşün Öncüsü ABD’nin hedefi budur

    7,90
  • Da Vinci Şifresi

    “Dan Brown, ülkedeki birkaç usta yazardan biri. Da Vinci Şifresi üstün bir zeka tarafından kurgulanmış harika bir gerilim romanı.”

    “Entrika ve tehlikenin iç içe geçtiği okuduğum en iyi gerilim romanı. Kelime oyunları, gizemler ve bulmacalarla örülmüş akıllara durgunluk veren bir öykü.”

    “Dan Brown’ı yeni keşfettim. Da Vinci Şifresi düşündürücü olduğu kadar aynı zamanda büyüleyici. Tarih meraklıları, komplo çılgınları, bulmaca meraklıları ve gerilim öyküsü severlerin bir solukta okuyacakları olağanüstü bir roman. Ben bu kitaba bayıldım.”

    10,90
  • Dante ve Ortaçağ’da Dini Sembolizm

    Sembollerin temsil ettikleri kültürel kodların ifadelendirilmesi ve bunun zaman-mekan-insan üçgeninde çözümlendirilmesiyle ilgili, Guenon’un dikkat çeken eserlerinden biri olarak öne çıkan bu çalışma, sizi sembolik anlamlar üzerinde bir zaman yolculuğuna çıkarıyor; Mirac’tan Ortaçağ’a, Ortaçağ’dan günümüze gelen bir zihni yolculuk olacak bu. Bu kitapta dikkat çeken iki önemli konu var: Dini sembolizmin Ortaçağ’daki yaygınlığı ile Dante’nin eserlerinde görülen İslam ve Hıristiyanlığın ortak etkileşimi… Dante’nin önemli üçlemesinde İbn Arabi’den alınan ilham ve tasvirlerndeki Mirac yolculuğundan taşınan izler dikkat çekici. Bunun yanı sıra Ortaçağ’daki kilise odaklı yapılanma, Tapınak Şövalyeleri ve onların günümüze kadar uzayan serüvenlerinden önemli kesitler ve son bölümde ise Haçlı Seferleri’nin düzenlenmesi ve -birşekilde- bugünkü Avrupa Birliği’nin temellerini oluşturmaya varan etkisiyle Aziz Bernard’ın ilginç yaşam öyküsü anlatılırken, O’nun Dante üzerindeki etkileri de ortaya konuluyor.
    5,90
  • FÂTIMA

    Fâtıma…
    Bir gençlik romanı…
    Lise arkadaşlığından başlayıp üniversitede devam eden ve pekişen bir arkadaşlığın hikâyesi… Büyükşehirlere üniversite okumak için gelen gençlerin içine düştükleri girdaplar… Ve bu girdaplardan kurtulmak isterken daha başka büyük uçurumlara düşenler… Düşen arkadaşlarını kurtarmak isteyen gençlerin verdikleri mücadeleler…
    Fâtıma ve arkadaşlarının bir sivil toplum kuruluşu bünyesinde gerçekleştirmek istediği iyilik hareketi calışmaları… Başkalarının bu ortamda sabote etme planları ve eylemleri… Art niyetli planlara ve eylemlere rağmen akıllı ve dengeli müdahalelerle bunları etkisiz kılma çabaları…
    Otuz ayrı bölümden oluşan romanda her bölüme uygun epigraflar…
    Etkileyici, akıcı, canlı ve heyecanlı bir anlatım…
    Anlatım sırasında dikkatimizi çeken zengin metinler arası göndermeler…
    Ve her bölümde merak duygusunu harekete geçiren olay akışları…
    Yazarımız, etkileyici kalemiyle Fâtıma ve arkadaşlarının verdiği mücadeleleri ve aralarındaki arkadaşlık ilişkilerini anlatmakta bu romanda…

    5,406,90
  • Gecenin Gecesi

    Hasan Ali Toptaş’tan yeni öyküler. Her biri “HAT edebiyatı”nı kazan, kazdığı yere yeni sorular bırakan, bıraktığı soruları derinleştiren, derinleştirdikçe daha da karışan, karıştığı ölçüde de billurlaşan öyküler. Kısık sesli, meraklı, ruhu kolaçan eden, arayan metinler…

    Gecenin Gecesi öykünün geldiği yeri yeniden konuşan bir kitap. “Onun atı daha gurbete çıkmadan ürkütülmüştür,” denilmişti Toptaş için. Bu kitapta da gurbete çıkanlar var. Gurbeti külfet, külfeti azap belleyenler var. Ve herkes eve dönüyor sonunda.

    Eve: Edebiyata.

    “Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım.”

    5,90
  • Geleceğimizde İslam Var

    Roger Garaudy, bu kitabında şu çığlığı atıyor: Batı’yı Ortaçağ karanlığından, barbarlıktan, cahillikten ve canlı cenazelikten dün İslâm kurtarmıştı!
    Bugün de gerekli gereksiz, yararlı yararsız ve hatta zararlı her bir şeyi imal eden ve insanlara bunları reklamlarla vazgeçilmez ihtiyaçlarmış gibi sunan, körü körüne üretip körü körüne tüketen ve tükettiren Batı’yı bu korkunç sapmadan yine İslâm kurtaracaktır!
    Ya İslâm’ın eşsiz bilgeliği, kültürü ve medeniyetiyle tanışıp onun kurtarıcı insanlık değerlerini paylaşacağız ya da yakın zamanda yok olacak ve Batı toplumlarıyla birlikte bütün dünyayı da intihara sürükleyeceğiz.
    Bundan böyle, bütün dirilişlerin müjdecisi, İslâm’ın destanıdır.
    Çünkü İslâm’ın destanı, insanlık destanının muhteşem bir ânıdır.

    7,90
  • Geleneksel Formlar ve Kozmik Devirler

    Rene Guenon’un bu derlemede bir araya getirilmiş olan makaleleri çalışmalarının belki de en özgün aynı zamanda çoğu okur için de en şaşırtıcı olan yönünün temsil etmektedirler. Bu kitaba bilinmeyen ancak tarih öncesini ve insanlığın ilkçağ tarihini içeren bir tarihten parçalar ismi verilebilirdi. Zira bu tarihin başlangıcını bugünkü insanlığın başlangıç dönemlerindeki tradisyon oluşturmaktadır. Burada sadece Guenon’un kendisi tarafından ölümünden sonra onun yazılarını derleyenler tarafından daha önce hiçbir kitapta yer verilmemiş olan yazılar bir araya getirilmiştir.

    5,90
  • Gelirken Ekmek Al

    Şahin… Neredeyse hiç görmediğim babam, annemin neredeyse hiç görmediği kocası. Yıllardır muhatap olduğum “Baban nerede?” sorusuna, “işte”, “evde”, “memlekete gitti” gibi bir çırpıda verilebilecek cevaplar verebilmeyi çok isterdim. Babamın nerede olduğunu, nasıl bir bahtsız olduğunu kimseye izah edemedim. Kabul etmek gerekirse, masumiyetinden zaman zaman ben de çokça şüphe ettim. Kadere saygımız, tekrara göre değişiyor. Başımıza bir iş geldiğinde, bunu aksilik olarak kabul edebiliyor ve sineye çekiyoruz; bu aksilik ikinci kez geldiğinde, geldi mi üst üste gelir diyoruz, üçüncüsü tekrar ettiğinde her şey de senin başına geliyor diyerek rahatlıkla kanaat bildiriyoruz, sonraki tekrarlardaysa başına bu kadar çok şey geliyorsa, demek ki tüm bunları hak ediyor diyoruz. O bütün masumiyetiyle yaşamaya devam etse bile… İçimizde bir yerden konuşuyor Şermin Yaşar… Bu coğrafyanın en derin kederlerini en “bizlik” hayat acemilikleriyle harmanlıyor…

    8,90
  • Genç Adam ve Allah

    Eğer kendini sık sık soru(n)lar ormanında uçmaya çabalayan minicik bir kuş gibi hissediyorsan, bil ki ben de öyle hissettim. İşte bu yüzden sana yazdıklarımı okumalısın! Ama yine de sen bilirsin.

    Bu kitap, hayatını büyük ihtimalle bir bu kadar daha yaşayamayacak kadar yaşamış tecrübeli bir ‘dünyalı’nın, ilkgençlik çağlarında çok aradığı ama bulamadığı kitaplardan biridir ve Allah hakkında merakını giderecek bir şeyler söylemektedir…

    5,90