-
Tecvidli Pratik Elifba
€3,90Adem Kablan
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Kur’an’ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü onun anne ve babasına öyle bir taç giydirilir ki, onun aydınlığı dünyada evlere vuran güneş ışığından daha parlaktır.” (Ebû Davud, Salât, 349) -
Tevafuk
€10,90Kör bir kuyuda yüreğim. Güneşimi çaldı birileri. Karanlık doldu her yanıma. Hapsoldu bir kafese ruhum. Lisanıma kezzap döktüler, yangınlarda kaldı kelimelerim. Avuçlarımda noktalar. Tüm cümleler son buldu. Ve yıldızlar kaydı göğümden. Ay gelmez oldu gecelerime. Günlere dönmez oldu dünya. Zamanın dibine takıldım ve hatta çakıldım. Lügatimden çıktı tüm bilinmişlikler.
Dünyaya hiç gelmemişçesine yabancı, herkesi tanıyormuşçasına tecrübeli.
Ama yalnız. Bir başına. Başım bile ağır bana. Alemi yüklendim sırtıma. Ne yolum belli ne menzilim.
Kör bir kuyuda yüreğim. Karanlıkları hıfzettim. Ezberledim duvarları. Yine de tutunmaz ellerim.
Kör bir kuyuda yüreğim. Yusufça değil masumiyetim ama bir kervan beklemekteyim. Mısır değil niyetim lakin rüyalarımın tabirini dilerim.
Rüyaları zindan olanın tabirine bir Yusuf yetişir. -
Ümmetin Yeniden Dirilişi Çanakkale
€10,90Çanakkale sadece bir savaş değildi. O bir devrin battığı, yeni bir devrin doğduğu yerdi. O, iman ile inancın garbın çelik zırhlı duvarının delinebileceğinin ispatıydı. O, haçlı seferinin son tangosuydu. O, Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden çekilirken yaptığı jübilesiydi. O, Osmanlının ölüsünün bile batıyı yenebileceğinin ispatıydı. O, Osmanlı varken Çanakkale’nin geçilmeyeceğinin ispatıydı. O, ümmet olmanın bilinciydi. O, bizdik… Her şeydik…” İbrahim Halil Er
-
Uyandıran Masallar
€5,90Kargaların kendilerine şaşkın şaşkın baktığını gören kavalcı fare gülümsemiş.”Sırrı bilirseniz büyük bir öğüt vereceğim size.” demiş. Vezir ve Kargalar İmparatoru göz göze gelmişler. Tam bu sırada devekuşu bir adım öne çıkmış: “Mühür kimdeyse Süleyman odur.” demiş ve devam etmiş: “Bugünün mührü: nağme. Nağmenin hâkimi olan fillerin de hâkimi olur, aslanların da.” Kavalcı fare: “Ya sonra?” diye sormuş. “Mühürler değişir. Gün gelecek mühür, hitabet olacak. İyi konuşanlar hükmedecek dünyaya. Sonra gün gelecek mühür, para olacak.” demiş devekuşu. Devekuşunu hayranlıkla dinleyen kavalcı fare saygı ile eğilerek tebrik etmiş onu. Sonra söz verdiği gibi öğüdünü vermiş: “Uyuyanları değil, uyanıkları uyutun!” İşte bu kadarmış farenin öğüdü.
-
Uygarlıkların Çöküşü
€9,90Mustafa Soykök
İnsanlık tarihi Hakk’ın tarafında olanlar ile batılın tarafında olanlar arasında cereyan eden bir mücadeleden ibarettir. Uygarlıkların çöküşünü bu mücadeleden bağımsız düşünemeyiz. Ticaretlerine, kazanç yollarına, siyasetlerine ve ahlaklarına müdahale eden bir din; sömürü esasına dayalı köle düzenlerine çomak sokacağı, haksız kazanç ve zulümlerini engelleyeceği için Allah’ın gönderdiği peygamberleri ve o peygamberlerin yolundan giden dava adamlarını engellemeye çalışmışlardır.Kendilerine yapılan uyarıları kulak ardı eden, bir türlü akıllarını başlarına almayan toplumlar, Yüce Allah’ın takdir ettiği mühletin son bulması ile beraber ihtişamlı uygarlıklarına, güç ve kuvvetlerine rağmen tarihin derinliklerinde kaybolurlar. Helâk şekillerinin farklı oluşu, karşılaşılan acı sonu değiştirmez. Dünya üzerinden sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok “Nemrut” geçmiş ve her birinin karşısında bir “İbrahim” ya da “İbrahim’ler” mutlaka var olmuştur. Zalimler zulümleriyle âbâd olamamışlardır.Çağımız insanına düşen görev, önceki uygarlıkların başından geçen bu tehlikeli süreçlerden ve acı sonlardan dersler çıkarması, tarihe ibret nazarıyla bakmasıdır. “Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır.” (Yusuf 12/111)
Elinizdeki bu çalışma Hz. Peygamber’in (sas) ümmetini benzer süreçlerden ve hastalıklardan sakındırma amacıyla, önceki ümmetlerin helâk sebeplerine dair verdiği bilgileri, ibret olma yönüyle günümüze taşıma hedefi çerçevesinde oluşturulmuştur. -
Vazgeçmenin Bilge Soytarısı
€6,90Bin yıllardır değişmeyen bir öyküdür bu… hükümdarın etrafındaki vezirler, kellelerini kaybetme korkusuyla hükümdarın yanlışlarını ve kendi doğrularını konuşamazlarken, sadece hükümdarın soytarıları, kendilerini ölümün kıyısına götürecek kadar pervasızca, hükümdarla ve onun yaptıklarıyla alay eder ve diledikleri gibi konuşurlardı… belki de o soytarılar, hayatlarından çoktan vazgeçmiş bilgelerdi… ve şimdi, sen ver kararını… doğru bildiklerini, hiç korkmadan ve kaybedeceklerine hiç aldırmadan konuşan bir bilge soytarı mı, yoksa, korkularının esiri olan, elindekileri yitirmemek adına benliğini yitiren ve hep başkalarının sözleriyle konuşan, köpekleşmiş bir vezir mi olmak seçimin..
-
YARA’LI ŞİİRLER
€8,90Aşkı mezhep bilip kutsayan Fuzûli, “Aşk imiş her ne var âlemde” diyerek aşkı hem can hem yara olarak kabullenir. Aşk ki candaki yara, yaradaki candır. Bu dünyada var olmamızın ereği, öbür dünyaya göçtüğümüzde de künhümüzün ruh kuşlarıyla sonsuzluğa uçması ancak yanarak ve yaralanarak gerçekleşecektir. En sahici ve hakiki duygunun aşk olduğunu bilenler içindir bu dünya ve ötesi. Aşk ki kanadıkça yara, yandıkça yara, küle dönüşsek de yara… Dünya ki bir yara yurdudur. Bu diyara gelip yaralanmayan olmuş mudur? Ve şairler… Şairler bu diyarın en has evlatlarıdır. Şimdi 136 şairden 137 yara’lı şiirle huzurlarınızdayız ey okur. Şiire, dostlarınıza ve yaralarınıza sarılmanız dileğiyle…
-
Yedi Güzel Kadın
€5,90Kelebek kanadından hayatlar bilirim; Narin ve naif… Yüzyılda bir gelir gibi; Beklenen ve değerli… Ve değdi akıp giden zamana… Bu kış, yürekleriniz üşümeyecek… Çünkü; ilmek ilmek dokuduk… Bazen düğüm oldu çözdük ve yeniden başladık… Ve şükür ki bitti… Laf aramızda; Bu elbise herkesin üzerine çok yakışacak… Abdulaziz Yılmaz’ın öncülüğünde güzel bir ekiple özenle hazırlanan Yedi Güzel Kadın okurlarını bekliyor.
-
Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen
€8,90Adil Düzen temel esasları itibariyle asırlar boyu, hâkim olduğu devirlerin gereklerine uygun olarak tatbik edilmiş bir düzendir. Kamil ve tam bir düzendir. Kuvveti üstün tutan Batı medeniyetinin bir dejenerasyona uğrayarak “kalkınıyoruz, gelişiyoruz” adı altında sonradan kurduğu Kapitalizm ve Sosyalizm ise Adil Düzen’i bozarak, çarpıtarak meydana getirilmiş haksız düzenlerdir. Bunun için şimdi bütün insanlığın yeniden Adil Düzen’e dönmesi zamanı gelmiştir.
-
Yirmi Bir, Bir Fetih Romanı
€9,90“Genç Sultan’ı yakından tanırım. Kalbindeki surları paramparça ederek iç fethini küçük yaşlarda tamamlamış bir gönül eridir. Onu, Konstantiniye’yi almak isteyecek kadar cesur yapan budur. Unutmayın ki iç fetih insanı Rabbinden başka herkese karşı korkusuz yapar. Ben Bizans surlarının üstünde dalgalanan Osmanlı sancağını şimdiden görebiliyorum. Kulağıma Ayasofya’da okunacak ezanların nidası ulaşmaya başladı bile.”
-
Yıldızlara Tutunmak
€5,90“Sevgili Peygamberimizin öyle güzel arkadaşları var ki onlardan hangi birini anlatsak bizim için bir yol gösterici, bir Süreyya yıldızı olur. Karanlık gecelerde önümüzü aydınlatan birer fenerdir onlar. Susamış gönüllere buz gibi sudur onlar. Yaralı sinelere birer merhemdir onlar. Günahların kirleriyle kararmış kalpleri temizleyecek bir tövbe yakıcılığı vardır, o güzel o kutlu insanların hayatlarında.” … Sahabe kıssaları, birer hikâye olduğu için değil; hayatlarımızı onlara göre şekillendirmemiz için anlatılan kıssalardır. Bu kitabı okurken bunu hissedeceksiniz. “(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet’e gireceğinizi mi sandınız?” ayetinin bir yansımasıdır bu anlatılanlar, aynı zamanda o Kutlu Elçi’yi daha iyi tanımamıza bir vesile. Bu konularda birçok kişi, birçok eser yazmıştır. Fakat okurken kalbinize dokunan, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplar vardır. Bu kitap da onlardan biri, kalbinize dokunduğunu hissedecek, heyecanlanacaksınız; sahabelerin yerinde kendinizi hayal edecek, bazen Mekke’nin bazen de Medine’nin sokaklarında kendinizi dolaşırken bulacaksınız… İnanıyoruz ki bu eser “Sıratta en sağlam yürüyeniniz, Ehl-i Beytimi ve ashabımı en çok sevenlerdir.” Hadisine nail olmamıza vesile olacaktır.
-
Zamanın Kıskacında Bir Ömür
€10,90Osman Gönay
Meşhur müfessir Razi (r.a) Cenab-ı Hakkın zamana yemin etmesinin ve surenin manasını şahit olduğu şu olaydan sonra anladığını ifade eder. Pazar da gezerken bir satıcı görür. Hava sıcaktır ve o buz satmaktadır. Şöyle bağırır: “Sermayesi eriyip tükenmekte olan şu adamın buzlarından alan yok mu?”Peki bizim en büyük sermayemiz olan zamanımız nerelerde eriyip gidiyor?En değerli sermayemizi, en üstün amellerle geçirerek, en karlı yatırımları yapa biliyormuyuz?Yoksa, her şeye vakit ayırıp da vakti yaratana vakit ayıramayanlardan mıyız?Tepelerden kopup gelen seller gibi ömrümüz ecelimize doğru hızla koşmaktadır. Takvimden her gün bir yaprak eksilmekte ve biz her gün kabre bir adım daha yaklaşmaktayız.“Eğer bir gün gençliğim bana dönüp gelseydi, ihtiyarlığın elinden neler çektiğimi ona şikayet ederdim” diyen Arap şairin işaret etiği gibi, şikayet mercii olan bir hayat değil, gençliğinde de ihtiyarlığında da şükre medar olacak bir hayat yaşamaya çalışmalıyız.












