Gösterilen 481–500 arası toplam: 866

  • Mekasıdü’l-Felasife Filozofların Maksatları

    İmam Gazâlî’nin felsefeye dair ilk eseri Mekâsıdü’l-Felâsife’dir. Filozofların tutarsızlıklarını ortaya koymak üzere bu alanda çeşitli eserler yazmayı planlayan müellif, öncelikle onların maksatlarının belirtilmesinin faydalı olacağını düşünüp İbn Sînâ felsefesinin klasik mantık, tabîiyyât ve ilâhiyyât usulüne uyarak ve daha çok onun eserlerinden özetler yaparak 487 (1094) yılında bu kitabı kaleme almıştır. İmam Gazâlî’yi Batı dünyasında tanıtan ilk eser, XII. yüzyılda Mekâsıdü’l-Felâsife’dir. Latince tercümesi 1506’da Venedik’te basılmıştır. İmam Gazâlî, felsefenin bütün konularını tenkit etmemiş, hatta akla ve şeriata uygun olanları desteklemiş ve onlardan faydalanmıştır. İmam Gazâlî’ye kadar İslam filozofları felsefeyi olduğu gibi kabul etmişlerdir. Tercüme faaliyetleriyle İslam’a giren felsefe, İslam’ın inanç ve itikadı ile alakalı meselelerde de söz söylemiştir. Mutezile, felsefenin etkisinde kalarak bazı meselelerde İslam’ın ana gövdesinden ayrılmıştır. Felsefenin Aristo’dan sonraki ikinci muallimi Farâbî ve İbn Sina da felsefenin etkisinden çıkamamışlar, İmam Gazâlî zamanına kadar bu böyle devam edip gelmiştir. Ancak İmam Gazâlî, felsefenin her görüşünü kabul etmemiştir. Fıkıhta ve Kelamda büyük bir müctehid olan Gazâlî, Felsefenin İslam inanç ve itikadına zıt olan görüşlerini tenkit etmek için kendisini tamamen Felsefeye vermiş, eserinin başında kendisinin de ifadesiyle, felsefecilerin görüşlerini olduğu gibi nakletmek için iki yıl kadar Felsefe ile meşgul olmuş, en ince detaylarına kadar onların maksatlarını öğrenmiş ve bu kitabını yazmıştır.

    €10,90
  • Mekke’den İstanbul’a Fetih Fatih Ayasofya

    Ayasofya, Allah Rasûlü’nün ﷺ fethini müjdelediği, kendisiyle birlikte askerini de övdüğü Fatih Sultan Mehmed’in zafer anıtıdır. Ayasofya, yirmi bir yaşında İslâm’ı cihâna hâkim kılacak iradeyi kuşanan devlet adamının fetih mührüdür. Ayasofya, İslâm’a adanmış hayatlara verilen İlâhi armağandır; “Feth-i Mübîn”dir. Ayasofya, Akşemseddin (r.a) ve Molla Gürani (r.a) gibi Allah Rasûlü’nün ﷺ Sünnet-i Seniyyesi’ne bağlı iki ulu hocanın, irfânın Fatih’in şahsında devletleşme tezâhürüdür. Ayasofya, gemileri karadan yürüten muhkem iradenin Hakk’ı Bâtıldan ayıran son sözüdür. Ayasofya, siyâsette Yavuz’u, ilimde Ebussuud’u, donanmada Barbaros’u, şiirde Bâki’yi, mimâride Sinan’ı yetiştiren mukaddesât merkezidir. Ayasofya, İslâm’ın küfre karşı mutlak üstünlüğünü resmetmesi îtibariyle; Müslümanların Allah’ın ﷻ yeryüzündeki halifeleri olduklarının ve dünyaya yeniden adaleti getirecek yegâne ümmetin onlar olacağının alâmetidir. Ayasofya, çan seslerinin kapattığı mâvera yolunun tekbir sesleri ile açıldığı tevhid kürsüsüdür. Ayasofya, Batı’nın büyük olarak ilan ettiği bütün devlet adamlarının, -genç yaşta nâil olduğu muvaffâkiyet îtibariyle- kendisine yâver bile olamayacağı Fatih’in açtığı, korunmasını da bir vasiyetle bütün ümmete havale ettiği mes’ûliyet merkezidir. Ayasofya, Müslümanlar için basit bir mekân değil, ulvi bir mânâ; müze değil, cami; taş değil, ruhtur. Bu yüzden Ayasofya’nın kapanması ya da müze olması Müslümanlıkla yoğrulan bu milletin rûhuna “küfür mührü” vurmakla eşdeğer bir hâdisedir. Ayasofya, denize sürdüğü atının üzerinden Süleyman Paşa’ya “O küfür donanmasını ya al ya da öl de gel” diye emreden, zâlimin sulh teklifini “Ya İstanbul beni ya da ben İstanbul’u alırım.” diyerek reddeden Fatih’in îmanına, cihad şuuruna, İslâm idrâkine ve şecaatine varis olduğumuzda öyle bir açılacak ki, beraberinde mukaddesâtımız üzerine kapatılan bütün kapılar kırılacak.

    €10,90
  • Melekleri Ürkütmeden

    Yüreği hakikate açık ince ruhlu bir şair olarak Rilke’ye, bu yolda yaşadığı acılardan kurtulması için, psikiyatriste gitmesini önerir dostları. Rilke bu öneriyi önce dikkate alır, ama bir müddet sonra bu terapiyi bırakır. Sebebini sorduklarında, dostlarına şu cevabı verir: “İçimdeki şeytanları kovayım derken, melekleri de ürkütmek istemiyorum.” Melekleri Ürkütmeden, Rilke’nin bu sözünün dikkat çektiği noktada ilerliyor. Hayatı acıları ve sevinçleri, mutlulukları ve hüzünleri ile bir bütün olarak kavramanın ipuçlarını sunuyor. Ve hayatın başına gelen herşeyden, bizi hakikate ve huzura götüren bir yol bularak insanlığımızı gerçekleştirmenin imkânlarını irdeliyor…

    €10,90
  • Mevzu Hadisler

    Allah Teâlâ insanlara hidayet rehberi olarak Kur’ân’ı gönderirken, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e de bu kitabın hayata nasıl geçirileceğini öğretme görevini vermiştir. Bu sebeple Kitap ve Sünnet, İslâm’ın ayrılmaz iki temelini oluşturmaktadır. Başta muhaddisler olmak üzere farklı alanlardaki İslâm âlimleri, Kutlu Nebî’nin üstlenmiş olduğu bu büyük görevi ifa ederken söylemlerinin ve fiiliyatının sonraki kuşaklara olduğu gibi aktarılmasındaki ehemmiyetin farkındaydılar. Bu sebeple ilk asırdan itibaren hadislerin korunup sağlıklı aktarılması hususunda ayrı bir özveri gösterdiler. Bunu yaparken de, insanın kendi çıkarlarını korumak amacıyla hadis uydurmaya yeltenmesine karşı kılı kırk yaran tedbirler aldılar. Bu çalışma, bütün bu çabaların bir özeti mahiyetinde olup mevzû hadislerle ilgili muhtasar bilgi sunmaktadır.

    €11,90
  • Mevzu Hadisleri Sahihlerden Ayıklama Rehberi

    İlim talibinden beklenen, şuurlu ve basiretli biri olması için mevzu hadislere dair kitaplara çok bakması ve iyice gözden geçirmesidir. Çünkü bu kitaplara tekrar tekrar bakmak mevzu hadislerden daha çok sakınmasını ve daha fazla uzaklaşmasını sağlar. İlim talibi, bu yönüyle mevzu hadis kitaplarına bakmaya her zaman muhtaçtır. Elinizdeki kitap, mevzu hadisler alanında telif edilen en güzel, küçük hacmine rağmen en çok bilgi içerenlerden, senedine bakmaksızın hadisi anlamaya yönelik en çok kaideyi barındıran kitaplardandır. Ey ilim yolcusu, sünnet-i seniyye konusunda muhtaç olduğun yolunu aydınlatacak kandil, işte bu kitaptır. Ta ki okuyup sırat-ı müstakim üzere daim olasın.

    €9,90
  • Minhacü’l-Kasıdin ve Müfidü’s-Sadıkin (2 Cilt Takım)

    MÜSLÜMAN AHLÂKININ İNCELİKLERİ
    İslam âlemi ve ulemasında öne çıkan isimlerden olan ve yüz yıllardır kitapları başucu eseri olarak görülmüş İbnü’l-Cevzî’nin en çok bilinen eserlerinden Minhâcü’l-Kâsıdîn, Fatih Mehmet Albayrak tarafından Türkçe’ye çevrildi.
    Kitapta örnek mümin portresinin ve Müslüman karakterinin incelikleri, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin ışığında zenginleştirici bir bakış açısıyla ele alınıyor. Ahlâktan itikada, edepten ibadetlere kadar onlarca ana başlık ve yüzlerce konu, İbnü’l-Cevzî’nin içerikteki bütünlüğe hâkim kavrayışı ve sahih bir silsilenin yol göstericiliğiyle anlatılıyor.
    Günümüzden geriye doğru İslam dünyasının en çok okunmuş kitapları arasında yer alan Minhâc, içeriğindeki şifalı formüllerle bugün de Müslüman fertleri ve toplumunun manevî hastalıklarına çare görevi görüyor.
    €49,90
  • Miraç Yol Yolculuk Yolcu

    Bu eser, merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan’ın Miraç Kandili dolayısıyla yapmış olduğu sohbetlerin derlemesi olup bu konuda kaleme almış olduğu başyazı ve makaleler ile Miraç kandilinin ihyası ve Miraç gecesinde yapmış olduğu dua ve yakarışları da içermektedir. Eser hazırlanırken konuşma dili korunarak mümkün olduğunca tekrarlardan kaçınılmış, başyazı ve makaleler aynen yer almıştır. Ayet ve hadisler ışığında ibretli ve hikmetli noktaları güzelce izah eden, günceli yakalayan, özlü bilgiler veren, son derece sade, akıcı ve anlaşılır bir üsluba ve gönül diline sahip olan bu eser manevi yolculuğunuza rehberlik edecektir.

    €9,90
  • Mişkatü’l-Envar Nur Metafiziği

    Mişkâtü’l-Envâr, İslâmî ilimler ve İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası teşkil eden Gazzâlî’nin, Nûr Sûresi’nin 35. âyetine yazdığı bir nevi tefsirdir. Bu eser, tasavvufî ve felsefî bir bakış açısını bir ayetin tefsirinde birleştirmesi ve tüm varoluşu nûr-zulmet ayrımına dayanan bir metafizikle temellendirmesi açısından yazıldığı tarihten itibaren çok etkili olmuş, İşrâkîliğin kurucusu Sühreverdî başta olmak üzere İslâm düşüncesinin üç büyük ekolü olan tasavvuf, kelâm ve felsefeyi temsil eden düşünürleri derinden etkilemiştir. Mişkâtü’l-Envâr/Nur Metafiziği, ayrıca zâhir ile bâtın, görünen ile görünmeyen arasında kurmuş olduğu irtibat ile her devrin düşünen Müslümanları için ölümsüz bir eser olma özeliğini daima muhafaza etmiştir.

    €8,90
  • Mısır’a Sultanı Kuyudan Gelir Yusuf Suresi Tefsiri

    Kur’an kıssaları soyut ve yüksek hakikatlerin ete kemiğe bürünmesi, elle tutulur, gözle görülür hale gelmesidir. Özelde Yusuf kıssası genelde de Kur’ân kıssalarının tamamı bize tarihin akışının Allah’ın irade ve ilminden bağımsız ve başına buyruk bir gidişatının olmadığını gösterir. Özellikle kıssalar kronolojik olarak tersten okunduğunda tarihin yalnızca insanın eseri değil aynı zamanda Allah’ın mimarisi olduğu açıkça hissedilir. İnsan düşünerek ve kendini vererek Yusuf kıssasını okuduğunda, kıssa ile kendi ruhu arasında bir med-cezir yaşar. Bu kıssa, Allah’ın bir kulunu imkânsızlığın en dibinden imkânın zirvesine nasıl ulaştırabileceğine şahit kılar muhatabını. Hz. Yusuf’u kuyudan Kral’ın sarayına taşıyan olaylar zinciri, onun gördüğü rüyanın müjdesine giden yola döşenmiş taşlar mesabesindedir adeta. Yasin Pişgin, Yusuf suresi tefsiri olarak hazırlanan Mısır’a Sultanı Kuyudan Gelir’de Yusuf kıssasını kendi hayatımıza taşımamızın yollarını aşikar ediyor bize. Çünkü Hz. Yusuf’un kuyudan çıkışı, aynı zamanda bizim de kendi kuy(t)umuzdan ve milyonlar içindeki yalnızlığımızdan kurtulmamızın hikmet yüklü yoludur. Can gözüyle bakan, can kulağıyla dinleyenler için elbette…

    €14,90
  • Mızraklı İlmihal

    “Ezan-ı Muhammedi okundukta İsrafil aleyhi’s-selam Sür’u üfüreyor deyü ve abdeste kalkarken kabrimden kalkıyorum deyü, camiye giderken mahşer yerine gidiyorum deyü, müezzin kamet edip cemaat saf saf olurken bu insanlar mahşer yerinde yüz yirmi saf olup seksen safı bizim peygamberimizin ve kırk safı sair peygamberlerin ümmetleri olsa gerektir deyü, imama uyduktan sonra imam Fatiha-yı şerifeyi okurken sağımda Cennet, solumda Cehennem, ensemde Azrail, karşımda Beytullah, önümde kabir, ayağım altında Sırat, acaba benim sualim asan olur mu, ettiğim ibadet ahirette başıma tac ve yanıma yoldaş ve kabrimde çerağ olur mu, yoksa kabul olmayıp eski bez gibi yüzüme vurulur mu deyü tefekkür etmek gerek”.

    €9,90
  • Mızraklı İlmihal/Miftahu’l-Cenne (Cep Boy)

    İhlaslı büyük alimlerin, Allah ve Peygamber dostlarının irşad, eğitim ve terbiyeleri ölümlerinden sonra da devam etmektedirler. İşte bu kitap da onlardan birisidir. Herkesçe tanınan bir risale olduğu için mahiyeti hakkında daha fazla bilgi vermemize, hele reklam yapmamıza lüzum yoktur.
    €3,90
  • Modern Çağın İnanç Sorunları

    Günümüz insanını bunalımdan bunalıma sürükleyen pek çok “izm”in, pek çok inanç probleminin önüne geçmek ancak dini vahyî temellerine dayalı olarak yeniden anlamaya çalışmakla ve Kur’an’ın da emrettiği ilmî araştırma ruhunu geliştirmekle mümkün olacaktır

    €5,90
  • Modern Toplumda Görgü Kuralları

    Her yerin, her meclisin, her makamın kendine göre bir davranış şekli vardır. Gerek söz planında gerekse hâl, hareket ve davranışlarda her yerin hakkını gözetmek oraya ait özellikleri yaşamak ve yapmaktır. Her konuda haddini bilip sınırı aşmamak, insanlara iyi muamelede bulunmak, ölçülü ve dengeli hareket etmek huzurlu bir toplum oluşturmaya katkıda bulunmaktır. Görgü, yaşamayı bilme sanatının özüdür. Kişiyi sevgi, saygı ve anlayışla donanımlı kılar. İnsanları kabalıktan, katılıktan, asık suratlılıktan, çirkin tavırlardan alıkoyar. Görgü kuralları vesilesiyle insanlar birbirlerine karşı samimi davranır, birbirlerini sever ve sevdirirler. Görgü ile ilgili kurallar ihtiyaçlar dâhilinde ortaya çıkar. O hâlde sebepler unutulmamalı ve davranış biçimleri ona göre düzenlenmelidir. Görgü kuralları sadece bir nezaket kuralı değil, medeniyetimizin de göstergesidir. İnsan olmanın gereği, başkalarının hukukuna saygı göstermenin icabıdır. Bu mütevazı eser insan davranışlarının önemini bilenlere ve yaşayışını manalandırmak isteyenlere ışık tutacak, yol gösterecek, boşluğu dolduracak bir çalışmadır.

    €9,90
  • Mü’minlere Vaazlar (2 Cilt Takım)

    “İmanım var, inancım var.” demekle ne kadar övünür dururuz. Fakat onun işe yarayıp yaramadığına hiç bakmayız. Peygamberimiz’in bize öğrettiği dualardan birisi de; “Yâ Rabbi! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan gönülden, kabul olunmayan amelden, dinlenmeyen ve kabul olmayan duadan sana sığınırım.” demesi ne kadar güzeldir.
    Öyle değil mi aziz kardeşim?
    Bu dünyaya her gün bir sürü insanın gelip bir sürü insanın da mezarlara konmakta olduğunu hepimiz görüp bilmekteyiz. Eğer “Öldükten sonra iş bitti.” dersen iman ve İslâm’dan çok uzak olduğunu iyi bil…
    Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Cenâb-ı Hakk’tan istediği her hayrı biz de isteriz. Onun Hakk’a sığındığı bütün şerlerden, biz de Hakk’a sığınırız. Hakkımızda hayırlar ihsan buyursun. Dünya ve âhiretin bütün şerlerinden muhafaza buyursun. Âmîn.

    €11,90
  • Muhammed İkbal

    İkbal ve Schimmel tasavvufta bulundukları mevki itibariyle birbirlerine çok benzerler. Çünkü ikisinin de ruh eğitimcisi tasavvufun kutup yıldızı Mevlânâ Celâleddin Rûmi’dir. İkisi de hiçbir zaman onun yörüngesinden çıkmamışlardır. Bunun haricinde ikisinin de Doğuda ve Batıda beslendikleri şiir, mistisizm, metafizik, sanat ve tefekkür kaynakları, küçük nüanslar bir tarafa bırakılırsa, neredeyse aynıdır. Sözgelimi Muhammed İkbal’in hayran olduğu, Faust’unu “ferdîleşmiş insanlık” (individüalisierte Menscheit) olarak kabul ettiği Goethe, Divina Commedia’nın şairi Dante, Nietzsche, Bergson ve Massignon gibi birçok Batılı dehâ, Annemarie Schimmel’in de şahsiyetini hazırlayan büyük düşünürlerdir.

    Allame İkbal’i âlim bir muhibbînin, Prof. Dr. Annemarie Schimmel’ın kaleminden okumak, aynı zamanda iki poetik ruhun ipek kanatları üzerinde bir haz âlemine kanatlanmak olsa gerektir.
    devamını oku

    €10,90
  • Muhammediye (Tam Metin)

    Hz. Peygamber’in hayatını konu alan bu eser, baştan sona peygamber sevgisiyle yazılmış bir na’t ve Allah aşkıyla yazılmış bir tevhit gibidir. Şairin peygamberine olan gönülden bağlılığı, Allah’a duyduğu mutlak ve tam imanı eserin her mısraına sinmiştir. Yazıcıoğlu Mehmed tarafından tamamlanmasından sonra kısa sürede Türkçe konuşulan her yere ulaştırılan Muhammediye, o tarihten beri her kesimden insan tarafından evlerde, konaklarda, saraylarda vs. sürekli zevkle okunmuştur. Türk milletinin İslâm kimliğini oluşturan ve manevi dünyasını inşa eden mümtaz eserlerden biri olan Muhammediye, Türk milletinin peygamberini ve dolayısıyla dinini öğrendiği temel birkaç kaynaktan biri olmuştur.

    Âmil Çelebioğlu tarafından hazırlanan Muhammediye’nin 9000 beyitlik metni bugünkü harflere çevrilmiş, başına da çok geniş bir inceleme konmuştur. Çelebioğlu, müellifin hayatı, eserleri, ilmî ve tasavvufi şahsiyeti hakkında detaylı bir araştırma yapmıştır. Muhammediye’yi ve yazarını daha iyi tanımak ve tanıtmak için yalnızca müellif ve Muhammediye’yi incelemekle kalmamış, müellifi yetiştiren babası, şeyhi ve hocalarını; ayrıca kardeşlerini, dostlarını ve onların eserlerini de araştırmış ve onlarla ilgili bilgiler vermiştir. Metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamak adına kitabın sonuna bir lügatçe eklemiştir.

    €20,90