Kapra Yayıncılık

  • İrade Terbiyesi

    Eğitimci Jules Payot, İrade Terbiyesi’nde, tembellikten arındırılmış sağlam bir zihni nasıl yaratabileceğimizi anlatıyor. Çabalamayı asla bırakmamamızı, arzu ettiğimiz hayata ulaşabilmemiz için zaruri bir terbiyeye ihtiyacı olan irademizi sürekli sınavdan geçirmemizi öğütlüyor. Özellikle gençlere ve zihin işçilerine seslenen Payot, safsatalardan, tembel arkadaşlardan, dikkatimizi dağıtacak ve azmimizi azaltacak durumlardan nasıl kaçınabileceğimizi açıklıyor.

    3,90
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, hayatının beş yılını darbeyle başa gelen Louis Bonaparte’a karşı çıktığı için sürgünde geçiren Victor Hugo’nun başkaldırı güncesi olarak okunabilir. Modern edebiyatın ilk monoloğu sayılan romanda Hugo, idam cezasının trajikomik yanını da gözler önüne seriyor. İdama mahkûm bir adamın altı haftaya yayılan güncesini okurken asıl suçlunun kim olduğuna karar veremeyeceksiniz. Cinayeti işleyen katil mi, idamı bir şölen gibi izlemek için can atan toplum mu?

    3,90
  • Kitleler Psikolojisi

    Tanınmış sosyolog Gustav Le Bon, ilk kez 1895 yılında yayımlanan Kitleler Psikolojisi’nde, özgürce düşünebilen bireyler ile mantık dışı fikirlere kapılan bilinçsiz toplulukları karşılaştırarak kişilerin bir kitleye mensup olduklarında nasıl davranışlar sergilediklerini ele alıyor. Le Bon, toplumların neden bazı olguları karakteristik biçimde benimsediklerini de tüm detaylarıyla inceliyor. Günümüz toplumu için hâlâ geçerliliğini yitirmediğini göreceğiniz bu eser, aynı zamanda psikoloji alanının da önemli yapı taşlarından biridir.

    3,90
  • Yeraltından Notlar

    Kitabın isimsiz anlatıcısı, Yeraltından Notlar’ı için “edebiyattan ziyade kendimi ıslah çabası” der. Ama satırlarını okuyan herkesin yerine haklı isyanını dile getirdiğini hatırlatır. Çürümekten, alışmaktan uzak durmak için yazmıştır Yeraltı Adamı: Biliyorum; belki söylediklerime kızacak, bağıracak, ayak direteceksiniz. “Yalnızca kendi adınıza, yeraltındaki sefaletiniz hakkında konuşun ve sakın ‘biz hepimiz’ demeye cüret etmeyin!” diyeceksiniz. Beyler, affedersiniz ama bu hepimizcilikle kendimi haklı çıkarmaya çalıştığım yok.

    3,90
  • Bin Dokuz Yüz Seksen Dört – 1984

    Geçmişi kontrol eden, geleceği de kontrol eder: Şimdiyi kontrol eden, geçmişi de kontrol eder.

    Her şey 1984 yılında geçer. Birbiriyle mütemadiyen savaşan üç büyük gücün elinde bölünmüş bir dünya, mutlak güce sahip bir Parti, kapanması yasak tele-ekranlarla her hareketi denetleyen Düşünce Polisi, her şeyi izleyen Büyük Birader ve diğer tüm düşünce biçimlerini imkânsız hâle getirmek için oluşturulan “Yenidil”. Gerçek Bakanlığı’nın altındaki Arşiv Bölümü’nün gözlerden ırak odalarında, Parti’nin ihtiyaçları-na göre geçmişi yeniden yazan Winston Smith’in oyununda arka plan bu kâbustur işte. Herkesi dilediği gibi kontrol eden bu totaliter dünyaya karşı içinde isyan tohumları büyüyen Winston, hakikat ve özgürlüğe duyduğu özlemin yanında aşka da kayıtsız kalamayacaktır.

    Yirminci yüzyılın en çok okunan ve en etkili kitaplarının başında gelen George Orwell’in distopik başyapıtı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, dönemler değişse de varlığını sürdüren tota¬liter dünya düzenine tutulmuş bir ayna olmayı sürdürüyor.

    devamını oku

    3,90
  • Beyaz Zambaklar Ülkesinde

    Kutsal kitaplarda şöyle bir hikâye geçer: Bir zamanlar güçlü, zalim bir hükümdarın sarayının duvarlarında ateşle yazılmış kelimeler varmış: “Mane tekel fares!” Bu kelimeleri hiç kimse anlayamamış. Hâkim Danyal, kelimeleri şöyle yorumlamış: “Bu ateşten yazılar, ilginç bir olayın geleceğini haber veriyor. Bunların anlamı şudur: Devlet, artık yaşama gücünü yitirmiştir. Kaçınılması imkânsız bir sona, yani yıkılmaya mahkûmdur. Tarih onlar hakkındaki kararını verdi: Mane tekel fares!” Atatürk’ün okullarda okutulmasını tavsiye ettiği Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde bir milletin bütün olumsuz koşullara rağmen nasıl ayağa kalkabileceğini adeta kalplere dokunarak gösteriyor.
    devamını oku

    3,90
  • Toplum Sözleşmesi

    Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi’nin felsefî zeminini hazırlayan eserlerin başında geliyor. Batı dünyasını şekillendiren temel siyaset teorilerinden biri olarak da görebileceğimiz Toplum Sözleşmesi’nde Rousseau, sınıf ayrımı gözetmeksizin her bireyi kanun önünde eşit kabul etmek gerektiğini savunur. Bireysel özgürlüklerin güvence altında olduğu, genel iradeye ve mutabakata dayanan sistem, “gönüllü köleliği” de ortadan kaldıracaktır. Rousseau’nun yazıldığı ilk günden beri sürekli tartışılan bu klasik metni, siyaset bilimine; mülkiyet, halkların egemenliği, genel irade gibi kavramları armağan etmiştir. Bununla da kalmayıp, çeşitli demokrasi modellerinin nasıl ve hangi koşullarda gerçekleşebileceğinin altını çizerek demokrasi teorilerine bugün bile katkı yapmayı sürdürmektedir.
    devamını oku

    3,90
  • Martı

    Anton Çehov insanların birbirleriyle ilişkilerini, bu ilişkilerdeki incelikleri, aksaklıkları, karakterlerin sevgi ya da sevgisizlikleriyle yol açtıkları insanlık durumlarını olanca gerçekliğiyle gözlemlemiş, sonra da bir ressam titizliğiyle tiyatro eserlerine yansıtmayı başarmış bir yazar. Çehov bu oyununda, imzasını “Martı” diye atan Nina’dan, Konstantin Treplev’in vurduğu ölü martıya; göl üzerinde özgür uçan martılardan, ikide bir martı olduğunu söyleyen Nina’nın oyunculuk tutkusuna kadar her şeyi gizemli bir martı imgesinin etrafında örmüştür.

    3,90
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür

    Toplumsal ahlakı özgün üslubuyla eserlerinde irdeleyen Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür adlı romanında Şadan Bey, çapkın ve zevkine düşkün bir adamdır. Anne ve babası tarafından hovardalığı bırakır umuduyla Sabiha Hanım’la evlendirilir. Sabiha’nın kendisinden çok daha zeki ve entelektüel oluşu Şadan Bey’de aldatma fikrini tetikler. Karısını aldatarak zekâsını alt edecek ve evliliğinde kendisini Sabiha’yla eşitleyecektir. Fakat olaylar planladığından çok daha farklı gelişir ve ikili ilişkilerin zayıf yanları, aldatma ve ikiyüzlülük üzerine eğlenceli bir macera romanı ortaya çıkar. Hüseyin Rahmi’nin nüktedan dili, insan ilişkilerine alaycı yaklaşımı Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür’de de okurun karşısına çıkar.
    devamını oku

    3,90
  • Hayvan Çiftliği

    Bütün Hayvanlar Eşittir.
    AMA BAZI HAYVANLAR ÖTEKİLERDEN DAHA EŞİTTİR.

    George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ten sonra dünya çapında en çok okunan ikinci başyapıtı olan Hayvan Çiftliği, kötü muameleyle ağır koşullar altında çalıştırılan hayvanların eşit, özgür ve mutlu olacakları bir düzen hayaliyle zalim çiftlik sahibi Bay Jones’a karşı ayaklanmasıyla başlar.

    Hayvan Çiftliği, ilk kez yayımlandığı 1945 yılından beri çok geniş yankı uyandırmış, alegorik nitelikler taşıyan siyasi bir yergidir. Doğrudan doğruya bir Stalin rejimi eleştirisi kabul edilen romanın bazı karakterleriyle dönemin siyasi figürleri arasındaki benzerlikler kolayca görülebilir. Ancak bu benzerliğin ötesinde Orwell, insanlığın hemen her dönemde maruz kaldığı otoriter gücün yıkıcı tahakkümünü keskin hicviyle masalsı bir romana dönüştürmüştür. Hayvan Çiftliği adaletsizliğe, kaba kuvvete ve özgürlüklerin kısıtlanışına karşı yükselttiği güçlü sesiyle güncelliğini koruyan çağdaş bir klasik.

    devamını oku

    3,90
  • Yol

    Jack London, otobiyografik hikâyelerden oluşan bu kitabında, “Yol”da geçirdiği günleri anlatır. “Kanımda var” dediği seyahat tutkusuyla yerinde duramadığı hayatından kesitler sunan London’ın, tren kovalamaktan yiyecek dilenmeye kadar farklı yüzlerine tanıklık ettiği serseri yaşantısının izini süreriz her macerada. Onun bu sıra dışı deneyimleri doğal ve içtenlikli üslubuyla okuyucusunu olayların içine çeker. Ayrıca Yol, Amerika’daki ekonomik bunalımların doğurduğu “Büyük Buhran”da, hayata çok kötü şartlarda tutunmaya çalışan Amerika’nın kayıp kuşağının da hikâyesidir.

    3,90
  • Kendine Ait Bir Oda

    Virginia Woolf’un denemelerinden oluşan Kendine Ait Bir Oda, toplumsal cinsiyet ve kadınların yazıya gönül vermesinin önündeki engeller üzerine yazılmış bir manifesto niteliği taşıyor:

    “Düşünsel özgürlük maddi şeylere bağlıdır. Şiirse düşünsel özgürlüğe bağlıdır. Ve kadınlar her zaman yoksuldu. Hem de yalnızca son iki yüz yıl için değil, tarihin başından beri yoksullar. Kadınlar, Atinalı kölelerin oğullarından bile daha az düşünsel özgürlüğe sahip olmuşlardır. O halde, kadınların zerre kadar şiir yazma şansı olmamıştır. İşte bu nedenle paranın ve insanın kendine ait bir odasının olmasının önemini bu kadar vurguladım.”

    devamını oku

    3,90
  • Yüzbaşının Kızı

    Aleksandr Puşkin’in tarihsel olaylar üzerine inşa ettiği ünlü romanı Yüzbaşının Kızı, romantizmle başlar. Daha sonra okur, Rusya’nın çarlık döneminde yaşadığı çalkantıları izlerken bulur kendisini. Akıcı dili, toplumcu gerçekçi yaklaşımıyla eser, mutlak iyi yada kötünün neden var olamayacağını hatırlatır: “İşte o an köylü, yataktan fırladığı gibi baltayı kaptı ve dört bir tarafa rastgele sallamaya başladı. Kaçmak istedim, fakat yapamadım. Oda cesetlerle dolmuştu. Ölü bedenlere takılıyor ve kanlara basıp kayıyordum. Korkunç köylü bana sevecenlikle sesleniyordu. ‘Korkma, gel de bir hayır duamı al’ diyordu. Üzerimi panik ve dehşet sarmıştı. Tam o sırada uyandım.”
    Puşkin’in Yevgeni Onegin’den sonraki en önemli eseri Rusça aslından Türkçeye çevrildi.

    devamını oku

    3,90
  • Ay’a Yolculuk

    Jules Verne’in düş gücünü olanca zenginliğiyle ortaya koyan Ay’a Yolculuk, üç arkadaşın uzay macerasını konu alıyor. İnsanlık Ay’a gitmeden çok önce bu keşfi zihnen gerçekleştiren yazarın ünlü romanı, Fransızca aslından Türkçeye çevrildi:

    Bazı dar kafalılar, bunlara verecek başka sıfat yoktur. İnsanlık, Popilius çemberinin içine hapsolmuş. Gezegenler arasındaki boşluğa çıkamadan ot gibi yaşamak onların kaderiymiş. Gerçek hiç de öyle değil ama! Bugün nasıl Liverpool’dan New York’a hızlı, kolay ve güvenilir biçimde gidiliyorsa, Ay’a, gezegenlere ve yıldızlara da gidilecek. Ay denizleri de, atmosfer denizleri de aşılacaktır. Uzaklık, görece bir sözcükten başka bir şey değildir. Yakında sıfıra indirgenecektir.

    devamını oku

    3,90
  • Deniz Feneri

    Yirminci yüzyılın usta kalemlerinden Virginia Woolf’un edebiyata armağanı “zihin akışı tekniği”yle Deniz Feneri’nde tanışıyoruz. Abartıdan uzak, sahici roman karakterlerinin gündelik hayatında gezinirken; kuşak çatışması, Viktoryen Dönemi’nin kadın ruhu ve sınıfsal çatışma üzerine düşünüyorsunuz. Benzerine az rastla¬nır bir yalınlıkla insanların iç dünyalarına eğilen Woolf, zıtlıklar, ironiler ve tahlillerle eserini ölümsüz kılıyor.

    3,90
  • Sherlock Holmes / Kızıl Dosya

    Sir Arthur Conan Doyle’u dünya okuruna sevdiren Sherlock Holmes serisinin ilk kitabı Kızıl Dosya. Olayların arka planına ışık tutan, akıl almaz zekâsıyla suçtan çok suçlunun hayatına, zaaflarına yani insani yönüne eğilen bir kahramanla karşılaşıyoruz. Polisiye romanın ikonik karakterinin Doktor Watson’la tanışması hayatını tamamen değiştirecektir. Bu buluşmayla birlikte Londra Baker Sokağı 221B’den çıkıp sokak sokak iz süreceğimiz olaylar zinciri de başlamış oluyor.

    3,90
  • Yanan Günışığı

    Gerçekçi anlatımın en başarılı temsilcilerinden kabul edilen Jack London, büyüleyici Kutup tasvirleriyle başladığı romanında, okurlarını kapitalist dünyayı dize getirecek bir kahramanla tanıştırır: Yanan Günışığı. London, Kanada’nın Yukon bölgesindeki “altına hücum” yıllarından New York’taki borsa oyunlarına uzanan romanında, iş dünyasının kirli yüzünü gözler önüne serer. Tüm zorluklara kafa tutan kahramanımız, herkesi dişlileri arasında ezen dünyanın karşısına dikilen en büyük savaşçılardandır. Yanan Günışığı sadece altın arayan bir Kuzeyliyken Amerika’nın sayılı iş adamlarından biri olana kadar durmaksızın çalışır. Bu mücadelede, hayatını ortaya koyduğu bir kumar oynar. Üstelik bu oyundaki oyuncular hiç de masum değildir. London’ın parlak düşler, coşkun anlar ve muhteşem tasvirlerle kurduğu bu dünya, herkesin kendisini sorgulamasını sağlıyor: Her şeyi kaybetmeyi ne uğruna göze alırsınız? Sürükleyici anlatımıyla dikkat çeken Yanan Günışığı romanı, birçok kez sinemaya da esin kaynağı oldu.
    devamını oku

    3,90
  • Tom Sawyer’ın Maceraları

    Tom Sawyer’ın Maceraları, Mark Twain’in kendi çocukluğunun büyülü dünyasından izler taşır. Masumiyetin arketipi olarak zihinlerde yer eden kibar ve uslu çocuk imajını bozup köklü bir değişikliğe uğratan Twain; yetkin bir pedagog yahut ruh hekimi gibi çocukluğun ruhsal dünyasına girer.

    Tom akıllı, iyi kalpli ama uçarı bir çocuktur. Çevresindekileri sık sık üzer, perişan eder. Sıra dışı hayalleri onu diğer çocuklardan ayıran en belirgin özelliğidir. Maceralara atılmak, ünlü bir korsan olmak, çete kurmak gibi hayaller…

    devamını oku

    3,90
  • Çocukluk

    Tolstoy’un yayımlanan ilk romanı ve yarı otobiyografik üçlemesinin birinci bölümü Çocukluk, onun Yasnaya Polyana’daki evde geçirdiği hayatının erken dönemlerine götürür bizi. 1800’lerin ortalarında zengin bir Rus toprak sahibinin on yaşındaki oğlu Nikolay’ın yaşamı, hayal gücü ve korkuları bütün duygu değişimlerinin olağan karmaşası içinde betimlenirken, çevresinde olup biten her şeyi merak ederek büyüyen bu içli çocuğun dünyayla tanışmasına ortak oluruz.

    3,90
  • Bir Delinin Anıları

    ir Delinin Anıları, Flaubert’in çağının ötesinde kaleminin ve edebî derinliğinin habercisi gençlik eserlerinden. Flaubert’in henüz on yedi yaşındayken kaleme aldığı roman, kimilerine göre aşka adanmıştır. Kimileriyse “anomali” hayat tarzının manifestosu olarak görür onun satırlarını. Fransızca aslından çevrilen bu otobiyografik kurgu, onun çalkantılı duygu dünyasının da bir tezahürü: “Daha gençken, yaşlanmıştım. Yüreğim kırışıklıklarla kaplanmıştı. Hâlâ dinç, coşkulu, inançlı ihtiyarlarla karşılaştıkça, böylesine gençken, hayattan, aşktan, utkudan, Tanrı’dan, var olan ve olabilecek her şeyden bu denli düş kırıklığına uğramış birine döndüğüm için kendi hâlime acı acı gülmekteydim… Uçurumun kenarına vardığımdaysa gözlerimi kapadım… İçine düştüm.”
    devamını oku

    3,90
  • Korku

    Hayatını lüks bir şekilde idame ettirebilmek için bütün imkânlara sahip ama hayatla bir türlü barışamayan güzel ve alımlı bir genç kadın olan Irene, bir müzisyenle tanışır. Evliliğinde mutludur ama karşı konulamaz biçimde müzisyeni hayatına dâhil eder. Heyecan, tutku, beğenilme arzusu benliğini ele geçirir. Her şey yolunda giderken korkuyla tanışır Irene. Tanımadığı bir kadının tehdit ve şantajıyla üzerine salınan bu yabancı duygu, hayatını bir anda altüst eder. Kaçtıkça bataklığa saplanır. Hâlbuki hiçbir kaçış, cezadan daha ağır değildir. Oysa cezaya razı olmak, ruhu özgür bırakır. Irene ise bunu çok geç anlayacaktır.

    3,90
  • Ömer’in Çocukluğu

    Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu’nda birçok insanın hatırlamakta güçlük çekeceği erken çocukluk dönemini hatırat şeklinde kaleme alır. Okuyucularını 1800’lü yılların İstanbul sokaklarında dolaştırır. Aile hayatından esnaf ilişkilerine, dönemin eğitim sisteminden dinî ve sosyal hayata kadar birçok konuda derinlikli tahliller yapar.

    3,90
  • Mecburiyet

    Hayatı boyunca savaş ve kıyıma karşı duran Stefan Zweig’ın kısa öyküsü Mecburiyet’te kendi düşünce dünyası oya gibi işlenmiştir. Savaş sebebiyle İsviçre’ye sığınan Ressam Ferdinand’ın resmî evrakla askerlik için ülkesine çağrılması sanatçıyı inanç ikilemine sokar. Karısı Paula ile girdiği derin tartışmalar sayesinde; kutsiyet atfedilmiş bazı kavramların vicdanımızla dünya gerçekliği arasında sıkışıp kalmamıza sebep olduğunu fark ediyoruz. 1920’lerden bugüne değin çok az şeyin değiştiğini kabullenmeye “mecbur” kalıyoruz. Almanca aslından titiz bir çalışmayla çevrilen Mecburiyet, savaşın ezici tahakkümünden çok çekmiş bir yazarın sancılarını taşıyor: “İnsanlıktan başka vatanım yok ve amacım insan öldürmek de değil.”
    devamını oku

    3,90
  • O Muydu?

    Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Stefan Zweig, “O muydu?” adlı öyküsünde, polisiyeyi anımsatan bir kurguyla “şüphe” duygusunu, hikâyenin kahramanlarının iç dünyasından okuyucuya yansıtıyor. Okur, telafisi ve çözümü pek de kolay olmayan şüphenin, bir insanın bütün hayatını nasıl etkilediğine şahit oluyor.
    Huzurlu bir İngiliz kasabasında geçen bu elim ve kimsenin görmediği olayın faili gerçekte kimdi? Psikolojik açıdan yoğun karakterlerin yazarı Zweig, bu hikâyesinde de kıskançlık, sadakat, çaresizlik ve sevgi gibi insana özgü duyguları, hayvan sevgisi ve nefretiyle birleştirerek, okuyucunun dikkatine sunuyor

    devamını oku

    3,90
  • Canavar

    Stephen Crane’in en popüler kitabı Canavar, köleliğin yasalarla resmi olarak kaldırılmasından çok kısa süre sonra, ilk kez 1898’de yayımlanmıştır.  Hikâye, Whilomville adlı kasabada yaşayan siyahi bir gencin kendi hayatını hiçe sayarak beyaz ırktan bir çocuğu yangından kurtarması ve ardından gelişen olayları konu alıyor. Yüzü yanan bu genç adama karşı örülen duvarlar, önyargılar ve uygulanan tecrit, onu ten renginin yarattığı sorunların bile çok ötesine itiyor. Beklenmedik bir kıvılcımın nasıl da trajediye dönüştüğünü anlatan Crane, gerçek canavarın kim olduğunu sorgulatıyor.

    3,90
  • Alice Harikalar Diyarında

    Lewis Carroll’ın çocukların hayal gücünü, yetişkinlerinse mantığını besleyen muhteşem öyküsü Alice Harikalar Diyarında, yazıldığı günden bu yana, içgüdülerini dinleyen herkese rehberlik ediyor. Tavşanın peşine düşüp birbirinden harikulade dünyaların kapısını aralayan Alice’in macerası, İngilizce aslından Türkçeye eksiksiz çevrildi.

    3,90
  • Siyah İnci

    1878’de yayımlanmasının ardından beklenmedik bir başarı yakalayan, Anna Sewell’ın tek romanı Siyah İnci, ilk gençlik yıllarını sevgi dolu bir çiftlikte geçirdikten sonra ailesinden koparılarak sürekli el değiştiren bir atın, Siyah İnci’nin hikâyesini, yine bizzat onun ağzından anlatıyor. Yeni hayatında kâh köyde araba çeken, kâh büyük şehirin hengâmesinde kiralık araba atı olarak çalışan, hem nazik hem de zalim pek çok insanla karşılaşan, zenginliği de fakirliği de tecrübe eden Siyah İnci, başından geçen türlü maceralarda daima iyiliğin, dostluğun ve hakkaniyetli olmanın önemini vurgular. Anna Sewell’ın on dokuzuncu yüzyılda atların maruz kaldıkları kötü muameleleri eleştirmek ve insanları merhametli olmaya teşvik etmek amacıyla kaleme aldığı Siyah İnci, dünya edebiyatının en sevilen ve hiç eskimeyen klasikleri arasında…

    4,90
  • Diriliş (2 Cilt Takım)

    Diriliş, Tolstoy’un en son ve pek çok eleştirmene göre en iyi romanıdır. Çoğu eleştirmen, bu eserin Savaş ve Barış’tan bile daha önemli olduğunu, Çarlık Rusya’sının genel bir görünümünü çizdiğini söyler. Anna Karenina’daki seçkin ve soylu kişilerden oluşan çevreye karşın burada halkın yaşantısını görürüz. Romanın kahramanı Nekhlyudov’da Tolstoy kendini anlatır, kendi görüşlerini dile getirir. Günahlarının insani değerler açısından suç teşkil ettiğinin bilincine varan Nekhlyudov yavaş yavaş ruhunu yeniliyor, arınıyor, değişiyor ve Tolstoy; dinî bir kavramdan hareketle buna, “diriliş” adını veriyor. Diriliş, ahlaki bir yenilenmenin, arınmanın romanıdır. Okur, kitabı elinden bırakamayacak, birçok yerde kendini bularak ürkecek ama ruhunu arındırabileceğini görerek sonunda huzur bulacaktır.

    5,90
  • Ay’a Yolculuk

    Jules Verne’in düş gücünü olanca zenginliğiyle ortaya koyan Ay’a Yolculuk, üç arkadaşın uzay macerasını konu alıyor. İnsanlık Ay’a gitmeden çok önce bu keşfi zihnen gerçekleştiren yazarın ünlü romanı, Fransızca aslından Türkçeye çevrildi:

    Bazı dar kafalılar, bunlara verecek başka sıfat yoktur. İnsanlık, Popilius çemberinin içine hapsolmuş. Gezegenler arasındaki boşluğa çıkamadan ot gibi yaşamak onların kaderiymiş. Gerçek hiç de öyle değil ama! Bugün nasıl Liverpool’dan New York’a hızlı, kolay ve güvenilir biçimde gidiliyorsa, Ay’a, gezegenlere ve yıldızlara da gidilecek. Ay denizleri de, atmosfer denizleri de aşılacaktır. Uzaklık, görece bir sözcükten başka bir şey değildir. Yakında sıfıra indirgenecektir.

    3,90
  • Dorian Gray’in Portresi

    Oscar Wilde’ın, kendisinin roman yazamayacağına dair eleştirilere adeta bir cevap olarak kaleme aldığı Dorian Gray’in Portresi, yazarın en tanınmış eseridir. Bu eserinde Wilde, kendi dünyasını şekillendiren estetizmi en yalın hâliyle kurguya aktarır. Saflığı ve iyiliği temsil eden Dorian Gray’in, bir karşılaşma sonucu bütün hayatı değişir. Ressam Basil Hallward, onun güzelliğinden etkilenerek portresini çizer. Basil’in evinde Lord Henry Wotton ile tanışan Dorian Gray için bir kimlik bunalımı başlar. Lord Henry ona insan için en değerli şeyin haz ve estetik olduğunu söylerken, çok sevdiği Gray’in uğrayacağı değişimi asla tahmin edemez. Sahip olduğu güzelliğin yok olacağına üzülen Gray, kendisinin yerine portresinin yaşlanmasını diler. Ama ebedî güzelliğin bedeli oldukça ağır olacaktır

    3,90
  • Bir Delinin Hatıra Defteri – Portre

    Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün, en çok okunan hikâyelerinden Bir Delinin Hatıra Defteri ve Portre’nin yer aldığı kitapta Bir Delinin Hatıra Defteri, orta hâlli bir memurun günden güne nasıl delirip kendini İspanya Kralı ilan ettiğini gözler önüne seriyor. İvanov’un trajikomik dönüşümüyle Rus toplumunu ve bürokrasisini de ince bir dille alaya alan Gogol, Portre hikâyesinde ise yoksulluk içinde yaşayan yetenekli ressam Chartkov’un bir dükkândan satın aldığı ürkütücü portreden sonra önünde açılan iki yoldan birini seçerken nasıl bir tereddüt yaşadığını anlatıyor. Chartkov, ya yoksul kalarak sanatını icra edecek ya da dönemin sanat anlayışına ayak uydurarak şöhret ve paraya talip olacaktır. Gogol’ün, üstün mizah anlayışıyla delilik ve ihtirasın herkese dokunabilecek gerçekliğini sunduğu bu iki hikâyesi Rusça aslından çevrildi

    3,90
  • Çocuk Kalbi

    Çocukluk dönemi; kötülüğün, çirkin huy ve davranışların henüz yürekleri bozmadığı, insanın iç güzelliğini zedelemediği yıllardır. Bu nedenle pek çok eğitimci, çocukların sevgi ve saygıya dayalı insan ilişkileri öğretilerek eğitilmesi gerektiği inancındadır. Çocuk Kalbi, Edmondo De Amicis’in (1846-1908) bu anlamda çok güçlü mesajlar veren ve bütün dünyada hayranlıkla okunmaya devam eden klasikleşmiş bir eseridir. Enrico adlı ilkokul öğrencisi, çocuk kalbiyle kaleme aldığı günlüğünde, kendisi gibi taze yüreklere iyiliğin, doğruluğun, erdem ve güzel ahlakın yolunu gösterirken hayatın bu değerlerle anlamlı hâle geleceği mesajını verir.

    3,90