İZ YAYINCILIK

  • Kalbimizin Baharı / Kur’an Okumaları 1

    Âlemlerin Rabbinin Ezelî Kelâmı olarak tüm çağlara ve tüm insanlara seslenir Kur’ân. Her çağın ve her insanın Kur’ân âyetlerinden hissesi vardır. Her şeyi ve herkesi yaratan Kadîr-i Zülcelâl, Kitâb’ıyla hepimize, ama öncelikle “biz”e konuşur. Kur’ân Okumaları dizisinin bu birinci kitabı, işte bu gerçekten hareket ediyor. Yaşadığı çağı ve iç dünyasını Kur’ân âyetlerinden süzülen bir tefekkürle sorgulamaya açan Metin Karabaşoğlu, âyetlerin nuranî ikliminden bize ve bugüne dair hepimiz için anlamlı dersler ve mesajlar çıkarıyor.

    7,90
  • Kızım Olsan Bilirdin

    Kızım Olsan Bilirdin, Cihan Aktaş’ın, aileler, dağılmalar, kaybetmeler, geçmiş güzellikler, hatırlamalar, geri gelmeyecek olana yapılan hüzünlü yolculuklar ve elbette hatırlayamamak hakkında incelikle kurduğu öykülerinden oluşan bir kitap. Öykülerde aile büyüklerinin Alzheimer’a düşmüş akıllarının hatırlayamadıkları, evlatların görmezden gelmelerinin karşısına çıkan duvara dönüşüyor. Kaybolanın, yitirilenin ardından okura düşen ağır bir hüzün oluyor. Unutmanın yaşamamış olmak anlamı taşıyıp taşımayacağını sorgulayan yazar, akıl ile kalp arasındaki bağa dikkat çekiyor.

    6,90
  • Küçük Şeyler

    Büyük şeylerin büyüsüne aldanan gözler için küçük şeyler önemsenmeye değmez şeylerdir. Oysa tüm büyüklükler, küçük şeyler üzerinde temellenir. Koskoca gökdelenler küçük kum taneleri üzerine kurulurlar. Uçsuz bucaksız kâinatın tuğlası ise, görmeye hiçbir mikroskobun güç yetiremediği atomlardır. Bu bakımdan, küçük şeylerde takınılan bir ciddiyet ve duyarlılık, büyük şeylere de aksedecek bir duyarlılık ve tutarlılığın muştusunu verir. Aynı şekilde, küçük şeylere ilişkin bir dikkatsizlik, büyük arızaların habercisidir. Küçük Şeyler, eksenine işte bu gerçeği alıyor ve bize küçük şeylerde büyük gerçeklerin izini sürebileceğimiz bir dikkatin yolunu öğretiyor.

    7,90
  • Camide Dans Var

    Akıl almaz bir karmaşanın ortasında yaşıyoruz. Yalanla doğrunun, yanlışla gerçeğin ayrıştığı dönemler çok gerilerde kaldı. Siyah ve beyaz net tablolar yok artık. Yerini, grinin her tonunu barındıran flu ve sisli manzaralar aldı. Burası neresi, biz kimiz, onlar ne, ne yapıyoruz, neden yapıyoruz, nereden geldik, niye geldik, nereye ve niye gidiyoruz… artık kolayca bilinemiyor. Daha önce “Medeniyetin Arka Sokakları” adıyla neşredilmiş olan bu kitap, bu vakıadan yola çıkıyor. Çoğu kez biz farkına bile varmadan dünyamıza giren dünyevilikleri sarsıcı ama sıcak, keskin ama şefkatli bir üslupla irdeliyor. Ve “iman” ekseninde yoğunlaşan çözümmelerle bizi en başta, kalb “cami”lerimizi nefsin “dans”larından korumaya davet ediyor…

    7,90
  • İlim Şehri / Hadis Okumaları 1

    “Ben ilim şehriyim…” diye buyurur Hz. Peygamber, bir hadisinde. Onun nasıl bir “ilim şehri” olduğunun en birinci delili de hicrete mecbur kaldığı şehir, yani Medine’dir. O henüz aralarında değilken birbirleriyle boğaz boğaza savaşan insanların yaşadığı Medine, onun hicretinden sonra bütün çağlara ve bütün insanlara hakiki insanlığın dersini ve ilhamını vermiştir. Bugünün insanlarının da O’nun, sözleri ve sünnetiyle aralarında olmasına ihtiyacı vardır. Metropollerde yaşıyor olsa da mânen bedevîleşmiş olan insanlığın huzur ve sükûnu, akılların ve kalplerin “ilim şehri”ni mesken tutmalarına bağlı zîra… Bu kitap, Hz. Peygamberin hadisleri üzerinden ilerleyen okumalarla, işte bunu ortaya koyuyor…

    7,90
  • Risale Okumaları 5 / Geleceğe Dönüş

    Modernite, insanlığın geleceği son nokta değildir, “tarihin sonu”nu Batı temsil ediyor değildir, İslâm da dünde kalmış bir din değildir. Asr-ı Saadet, düne ait bir hatıra değildir. O, giderek uzaklaştığımız geçmişimiz değil, örnek alınmak üzere önümüzde duran geleceğimizdir. Bu yüzden, Asr-ı Saadet’i anlamaya yönelik her eylem, geçmişimize değil, geleceğimize bir yolculuktur. Bu kitapta Metin Karabaşoğlu, Bediüzzaman’ın Muhakemât adlı eserinde dile getirilen bu temel yaklaşımdan hareket ederek, yarının dünyasına bir Kur’ânî medeniyet ikram etmenin imkânlarını gösteriyor.

    9,90
  • Kertenkele Çukuru Milliyetçilik-Dünyevileşme-Kemalizm

    Kertenkele Çukuru, adını bir hadisten alıyor. Ümmetini yanlışa sapma konusunda ikaz eden Hz. Peygamber, bu hadisinde “…öyle ki, onlar bir zehirli kertenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz.” diyor. Peki Müslümanların, Hz. Peygamberin ikaz ettiği duruma düşmemek için ne yapması icap ediyor? Metin Karabaşoğlu’nun yazı serüveninin ilk kitaplarından olan Kertenkele Çukuru işte bu sorunun cevabını araştırıyor ve bu esnada karşısına üç önemli imtihan konusu çıkıyor: Milliyetçilik, Dünyevîleşme ve Kemalizm…

    6,90
  • Hakikatin Dengesi Hadis Okumaları -2

    Güneşin bir olmakla birlikte birçok rengi ve her renginin de farklı tonları olduğu gibi, Hakikat birdir ama çok renkli ve çok boyutludur. O yüzden, hakikatten haberdar olmamız yetmez insanın; hakikatin renkleri ve tonları arasında kıvamı ve dengeyi bulmamız da gerekir. Hakikatin Dengesi, işte bu gerçekten hareket ediyor; ve hadislerin ışığında, o kıvamın ve dengenin adresi olarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselamın hayatını ve sünnetini gösteriyor. Münkir, hakikatsizlikten bunalır; mü’min ise hakikatin dengesini bulamamaktan. Bu sebeple yalpalayan hayatlarımız ve bunalan ruhlarımız için, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamın sünnetinden devşirdiği meyveler ve çarelerle, Hakikatin Dengesi’nin söylediği çok şey var.

    8,90
  • Melekleri Ürkütmeden

    Yüreği hakikate açık ince ruhlu bir şair olarak Rilke’ye, bu yolda yaşadığı acılardan kurtulması için, psikiyatriste gitmesini önerir dostları. Rilke bu öneriyi önce dikkate alır, ama bir müddet sonra bu terapiyi bırakır. Sebebini sorduklarında, dostlarına şu cevabı verir: “İçimdeki şeytanları kovayım derken, melekleri de ürkütmek istemiyorum.” Melekleri Ürkütmeden, Rilke’nin bu sözünün dikkat çektiği noktada ilerliyor. Hayatı acıları ve sevinçleri, mutlulukları ve hüzünleri ile bir bütün olarak kavramanın ipuçlarını sunuyor. Ve hayatın başına gelen herşeyden, bizi hakikate ve huzura götüren bir yol bularak insanlığımızı gerçekleştirmenin imkânlarını irdeliyor…

    7,90
  • Şair ve Gecekuşu

    “İnsanlar yanlış anlar,” diyerek vefatından iki yıl önce, 1914’te divanını yakmıştı Atkaracalarlı şair Cevriye Banu. Benzer bir endişe yüzünden İstanbul doğumlu Nimet Gecekuşu (Yıldırım) da 1930’ların başlarında Erzincan’ın bir köyünde canla başla sürdürdüğü köy eğitmenliğini bırakmak zorunda kaldı. Farklı şartlarda da olsa kalem ve kâğıtla ilişkilerini korumak için şartları zorlayan bu iki kadının yaşadıkları zaman dilimi çok uzağımızda değil, ama haklarında pek az şey biliyoruz. Şair ve Gecekuşu, Cihan Aktaş’ın, Cevriye ve Nimet’in hayatlarından esinle kaleme aldığı bir kurgu. Dört yıl süren bir çalışmanın eseri olan Şair ve Gecekuşu, kadınların yüzyıllar boyunca sandıklara terk ettikleri metinlerin kültürdeki boşluğu üzerine düşündüren bir roman.

    12,90
  • Seattle Günlüğü

    Günlük hayatın ufak uğraşılarından arkadaş ziyaretlerine, serbest zamanlardan sanat etkinliklerine, şehirlerden kültürlere yoğun ve kuvvetli bağlar… Dahası ebeveyn çocuk ilişkisini farklılaştıran ama aynı zamanda kuşaklar arası alışverişi zenginleştiren torun sevgisi. En önemlisi de çocukların hayatı ne kadar doyurucu ve anlamlı hâle getirebildiğini gösteren izlenimler ve hatırlayışlar… Cihan Aktaş’ın zahmetli ve yorucu fakat bunların hepsine üstün gelen bir tecrübenin heyecanıyla seyahatine düştüğü notlar Seattle Günlüğü ile gün ışığına çıkıyor. Şayet sevinçler hayatı güzelleştiren ve zenginleştiren, bilgi, beceri ve incelik isteyen bir günlük gerektiriyorsa, bu onlardan. Bambaşka dünyaları günlük hayatın ayrıntıları içinde izleyebilmemizi sağlayan günlük, bavul telaşının eşlik ettiği 11 Ekim 2018’de başlıyor ve 12 Mart 2019’da sona eriyor. Torun sevgisinin niçin diğer sevgilerden ayrı ve üstün olduğunu bir kere daha hatırlatan Seattle Günlüğü çok eski bir anlatı geleneği olan günlük türünün en etkileyici eserlerinden biri.

    7,90