Muhammed Emin Yıldırım

Muhammed Emin Yıldırım, 1973 yılında Erzurum, Horasan'da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzurum'da tamamlamış ve İstanbul'a gelmiştir. Hem o yıllarda hem de sonrasında medrese ilim tahsiline başlamış ve devam ettirmiştir. 1999 yılından sonra ise Mısır'da İslami ilimler, Arapça'yı kapsayan ve beş yıl süren çalışmalara başlamıştır. Muhammed Emin Yıldırım, 1999 yılından bu yana Hizmet vakfında bu çalışmalarına devam etmektedir. Ağırlıklı olarak siyer ve sahabe üzerine çalışmalar yapmaktadır.

  • Neden ve Nasıl Siyer Öğrenmeliyiz (Ciltli)

    Hz. Peygamber’in (sas) kutlu hayatı olan siyer, bir Müslüman için gerçekten çok büyük ehemmiyet arz eden bir alandır. Kulluk için yaratılan insan, bu kulluğun en ide­al halini elbette peygamberlerden ve son peygamber olan Peygamber Efendimiz’den (sas) öğrenecektir. Böyle olduğu için, Kur’an’ın ve Nübüvvet mesajlarının ilk muhatapları olan sahabe nesli, Hz. Peygamber’in (sas) dünyasına ait ne varsa, bu bilgileri çok önemsemiş, daha sonraki süreçte de bunları talebeleri ve ikinci hayırlı nesil olan Tabiin nesline aktarmış, onlar da kendilerinden sonra gelenlere bu mirası ulaştırarak, o kıymetli hazinelerin günümüze kadar ulaş­masını sağlamışlardır.

    Hakikaten Hz. Peygamber’in (sas) kutlu hayatına dair bil­giler, tarihte hiçbir şahıs ve dönem ile kıyaslanamayacak kadar ciddi bir müktesebata ulaşmıştır. Şu an kütüphane­lerimizde, o döneme dair binlerle, hatta yüzbinlerle ifade edilecek kadar kitap mevcuttur. Miladi VI. asır dediğimiz o döneme ait çalışmalar, sadece Hz. Peygamber’in (sas) haya­tını anlatan doğrudan siyer kaynaklarından ibaret değildir. Bir şekilde Hz. Peygamber’in (sas) hayatını daha doğru ve daha detaylı anlamamıza katkı sağlayacak her türlü çalış­manın siyer ile bir şekilde bağları olmuştur.
    devamını oku

    7,90
  • Suffa Meclisleri Kur’an Dersleri

    Suffa Meclisleri’nin dördüncü yılında konu, Aziz Kitabımız olan Kur’ân-ı Kerîm’di. 32 ders boyunca Kur’ân-ı Kerîm’i farklı yönleriyle tanımaya, onunla derin ve daha samimi bir şekilde tanışmaya, elbette meseleyi sadece bilgi boyu-tunda bırakmadan o hakikatleri hayatımıza taşımaya çalışacağız.

    Hazırladığımız bu müfredatın/kitabın, her dersi 13 bölümden oluşuyor.

    1. Ana Metin: Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevası, değeri, ona iman edenlere yüklediği mükellefiyetleri, inkâr edenlerin karşılaşacakları durumlar ve daha birçok konuya metin kısmında temas edildi. Metinlerin büyük bir kısmı 2005 yılında kaleme aldığımız ve bugünlerde yeniden gözden ge-çirip güncellediğimiz “101 Cevapla Kur’ân Nedir?” ya da alt başlığı ile “Vahyi Hayata Taşımak” adlı eserimizden alındı.

    2. Kur’ân İklimi: Ana metne uygunluk arz eden ayetleri ihtiva etmektedir. Arapçaları ile beraber verilen söz konusu ayetler, gerek ezberlenerek ge-rekse çeşitli tefsir kitaplarına müracaat edilerek anlaşılmaya çalışılmalı ve Kur’ân’ın o dirilten iklimine girmeye gayret edilmelidir.

    3. Nebevî Seda: Hz. Peygamber’in (sas) Kur’ân’ın değer ve kıymetine, onun muhataplarına yüklediği görev ve sorumluluklara dikkat çeken 32 tane hadisten oluşmaktadır. Bu hadisler de Arapça metinleri ile beraber verilmiş, kaynakları belirtilmiştir. Elbette bu hadislerden de daha fazla istifade etmenin yolu, hadislerin geçtiği şerh kitaplarına müracaat et-mektir.

    4. Örnek Şahsiyetler: Kur’ân-ı Kerîm’in insanlığa örnek şahsiyetler olarak tanıttığı, çoğu peygamber olan 32 şahsiyeti en temel özellikleri ile anla-tan ayetlerden oluşmaktadır.

    5. İbret Şahsiyetler: Bu başlık altında da 32 tane ibret şahsiyet, ayetler ışı-ğında tanıtılmaktadır. Menfî örnekler üzerinden müspet davranışların tespiti açısından önemli olan bu bahis, başta Firavun, Nemrud, Kârûn, Hâmân, Bel’am olmak üzere 32 şahsiyeti nazarlara vermektedir.

    6. Kur’ân Kavramları: “Eşya zıtları ile bilinir” ilkesi gereğince 32 tane kav-ram zıtları ile birlikte kısa, öz; ama mesaj ihtiva eden bir özellikte anla-tılmaya çalışılmıştır. İman-Küfür, Tevhid-Şirk, Hak-Batıl, Hidâyet-Dalâ-let, Adalet-Zulüm, Helal-Haram, Ma’ruf-Münker, Hayır-Şer, Âlim-Cahil ve daha nice Kur’ânî kavramlar bu başlık altında işlenmiştir.

    7. Kur’ân’ın En’leri: Bu bahiste Kur’ân-ı Kerîm’in en temel özellikleri kısa ve vurgulu bir şekilde aktarılmıştır. Mesela, Kur’ân-ı Kerîm’in en uzun ve kısa sûreleri/ayetleri, en çok geçen kelime, en az geçen kelime, en çok geçen cümle, en çok geçen peygamber, en az geçen peygamber gibi teknik sayılabi-lecek konulara yer verilmiştir.

    8. Hz. Peygamber’in (sas) Dünyasında Kur’ân: Kur’ân’ın ilk muhatapı olan Efendimiz’in (sas) dünyasında ilahî kelamın nasıl yer edindiğini anlaya-bileceğimiz bazı örnekler bu bölümde aktarılmıştır.
    9. Ahlâkı Kur’ân: Bu bahiste ahlakın temeli olan Kur’ân-ı Kerîm’den, en önemli 32 ahlakî ilkeye değinen ayetler aktarılmıştır.

    10. Davası Furkân: Burada ise yine 32 ayet üzerinden bir Müslüman’ın ha-yatında olması gereken mücadele, gayret ve sorumluluk nazarlara veril-miştir.

    11. Nûr Çeşmesi: Asrımızın önemli bir Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur’dan Kur’ân ile alakalı 32 cümle bu bahiste paylaşılmıştır.

    12. Kur’ân’ın Şahitleri: Son vahyin ilk muhatapları olan sahâbe neslinin özellikle Kur’ân anlayışlarını öğrenebileceğimiz örnekler üzerinden çok mühim tablolar paylaşılmıştır.

    13. Kur’ân’ın Sevdalıları: Kitabımızın son bahsi olan bu bölümde en hayırlı ikinci nesil olan Tabiîn neslinden başlayarak yolumuzu aydınlatan bü-yüklerin dünyasında Kur’ân’ın yerini anlayabilmek için çeşitli örnekler anlatılmıştır.

    devamını oku

    9,90
  • Suffa Meclisleri Sahabe Dersleri

    Sahâbeyi doğru anlamak, gerçek manada sevmek, onları hayatımızın temel ölçüsü, Kur’ân ve Sünnet’in beşerî zemindeki en güzel pratikleri olarak kabul etmek, onları her daim hayırlarla yâd etmek ve onları kendi anlayışlarımıza ve yorumlarımıza feda etmeden oldukları gibi anlamaya çalışmak ve onları insanlığın aynaları, iman ve kardeşliğin sadâları olarak bilip, hayatlarını hayatlarımıza taşımaya gayret etmektir.
    Özellikle son ifadelerin üzerinde biraz durursak, şunu söylemek durumunda kalırız:
    Sahâbe nesli, ideal kulluğun ne olduğunu yaşadıkları hayatlarla ortaya koydukları için “İnsanlığın Aynaları” oldular.
    O aynaya bakan hem kendini hem onları görecek ve onlardan doğru olanı öğrenerek ve kendisine çeki düzen verecek…
    Böylece eksikler tamamlanacak, yanlışlar düzeltilecek; aşırılıklar itidal çizgisine çekilecek, azalan heyecanlar artacak, biten ümitler yeniden yeşerecek…
    Onların sadâları, gök kubbede her daim yankılanan hoş bir sadâ olacak…
    “Gelin, sesi ve nefesi tükenen şu zor zamanlara ve zeminlere, bir Sahâbe yankısı bırakalım. Haykırışımız ideal kulluk çizgisini, hayatları ile âleme gösteren o güzel insanlar olsun ve onların ruhlara hitap eden nağmeleri, bizim dillerimizde ve hayatlarımızda yeni bir besteye dönüşsün…”
    devamını oku

    11,90
  • Suffa Meclisleri Siyer Dersleri

    Bir Müslüman için Hz. Peygamber’in (sas) hayatına ve O’nun dünyasına ait her hatıranın çok mühim bir yeri vardır. Çünkü O (sas) en güzel örnek, en kâmil misal, en doğru rehberdir. Rabbimiz onlarca ayette Resûlullah’a ittibânın/itaatin gerekliliğine ve önemine vurgu yapmış, O’nun (sas) rehberliği olmazsa
    dinin gerçek manada kemale eremeyeceğini belirtmiş; Efendimiz de sarıldığımız müddetçe asla dalalete sapmayacağımız iki büyük emanetten birinin Kur’ân, diğerinin ise kendi sünneti olduğunu beyan etmiştir.

    Başka bir hadisinde Efendimiz (sas) miras olarak bıraktığı hayatının/sünnetinin değerini şöyle ifade etmiştir: “Allah’a yemin ederim ki size gecesi gündüz kadar aydınlık, geniş ve takip edilecek bir yol bıraktım.” Gecesinin bile gündüz gibi aydınlık olduğu bu bereketli hayatı her yönü ile öğrenmek, anlamak ve kavramak her Müslüman’ın en önemli gayesi olmalıdır.
    devamını oku

    10,90
  • Evlilik Ahlakı / Muhteşem Ahlak Serisi 1

    Kalem Sûresi 4. âyette buyrulan: وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍٍ / Muhakkak ki sen muhteşem bir ahlâk üzeresin! ilahî beyanından mülhem olarak serlevhasını belirlediğimiz bu seride, Resûlullah’ın (sas) o muazzez, muhalled, muazzam, muhterem ve muhteşem ahlâkını anlatmaya çalıştık.
    Muhteşem Ahlâk serisinin ilk kitabı olan Evlilik Ahlâkı; her geçen gün yıpranan, değersizleştirilmeye çalışılan ve farklı imtihanlarla karşı karşıya kalan ailelerimizin gerek inşâ sürecinde gerek sonraki aşamalarında nelere dikkat edilmesi gerektiği konularını işlemektedir. Değer ve sorumlulukları açısından evlilik, nikâh meselesi; nişan, düğün ve evliliğin ilk aylarındaki imtihanlar; gelin-kaynana, damat-kaynana ve kayınbaba münasebetleri; sâlih ve sâliha eş olma özellikleri, çok eşlilik meselesi, evliliğin kader mi irade mi olma konusu ve daha nice konu bu hacmi küçük çalışmanın muhtevasını oluşturdu.
    Allah’tan niyazımız odur ki; bu çalışmamız, başta yeni yuva kurmak için harekete geçecek gençlerimiz olmak üzere tüm kardeşlerimize küçük de olsa bir katkı sağlamasıdır.

    3,904,90
  • Çocuk Yetiştirme Ahlakı / Çocuk Yetiştirme Ahlakı 3

    Çocuk, varlığıyla büyük bir nimettir ve bir nimet ne kadar değerliyse o derece ağır bir külfete sahiptir. Bundan dolayı başta peygamberler ve sahâbe nesli olmak üzere tüm insanlık, çocuk meselesinde çok ağır imtihanlara tabi tutulmuşlardır. Çocuk, yokluğuyla da ağır bir imtihan olarak onların karşısına çıkmıştır. Bugün bizler de hem varlığıyla hem yokluğuyla bu önemli nimetle her an imtihan edilmekteyiz.
    Hâl böyle olunca her anne ve babanın en öncelikli meselesi; çocuklarını iyi yetiştirmek, onları iman, ihsan, irfan ve hikmet noktasında bir seviyeye erişebilmelerini sağlamaktır. Ancak her anne ve babanın itiraf edeceği üzere bu iş çok da kolay değildir. Her ne kadar zor olsa da bizlere emanet edilen çocuklarımızın iyi bir şekilde yetiştirilebilmesi bizim en aslî vazifemizdir.
    Bu aslî vazifemizi yerine getirebilmemiz için bize iyi örnekler, ideal numuneler, bu zorlu işin üstesinden nasıl gelebileceğimizi bizlere gösterecek doğru bilgiler gerekir. Rabbimden niyazım odur ki bu kitabın; az da olsa bu sahada insanımıza bir katkı sağlaması, eksiklerin tamamlanmasına, yanlışlıkların giderilmesine, aşırılıkların önlenmesine yardımcı olmasıdır.

    3,906,90
  • Sahabeyi Nasıl Anlamalıyız?

    Onlar,Müslümanlığımızın aynalarıdır.Vahyin oluşturmak istediği ideal insan modelinin hayal ve ütopya olmayan yaşanmış gerçekleridir.Allah Resulü’nün mübarek ellerinde yetişmiş yeryüzünün en nasipli insanlarıdır.Bir insan sarrafı olan Peygamberimiz’in oluşturduğu nübüvet potasında işlenmiş, madenleri ortaya çıkarılmış, her biri hayatın farklı bir alanında zirveleştirilerek abide bir şahsiyet halinde getirilmiş yiğitlerdir.Onlar tarihin belli bir zaman diliminde yaşamış, belli bir mekanda varlık göstermiş, ama zaman ve mekana hapsolunmadan her çağa ve zamana seslenme kudretinde olan seçkin insanlardır.Onlar hakiki müminler, Allah’tan razı olmuş ve O’nu razı etmiş, takvayı hayatlarının eksenine yerleştirmiş örnek bir nesildirler.Onlar akli olgunluğu yani rüşdü en güzel bir şekilde elde etmiş, birbirlerine karşı merhametli; inkarcılara karşı ise şiddetli, ibadete ve kulluğa ise sevdalı hayırlı bir toplulukturlar.Hepsinden öte, onlar; sarsıntı içerisinde olanlara sabit dağlar, yolunu kaybedenlere yol olan nehirler, yönlerini yitirenlere yön gösteren yıldızlardır.

    5,90
  • Efendimiz’i Sahabe Gibi Sevmek (Ciltli)

    Sahabe nesli, bize özellikle sevgiye dair çok şey öğrettiler. Sevginin ucuzolmadığını, sadece söz olmadığını, kelimeleri boğazdan yaldızlı bir haldeçıkarmakla sevginin yerine gelmeyeceğini öğrettiler. Onlar bize sevginingerçek anlamının ne olduğunu, gereklerinin neler olduğunu, sevmenininsana neler yaptırması gerektiğini yaşamlarıyia, örnek hayatlarıyla öğrettileıPeki, ne anlama geliyormuş, sahabenin dünyasında sevgi
    Onların dünyasında;
    * Sevgi, özlemektir.
    * Sevgi, beklemektir.
    * Sevgi, sahip çıkmaktır.
    * Sevgi, vermektir.
    * Sevgi, göze almaktır.
    * Sevgi, kurtulmaktır.
    * Sevgi, kurtarmaktır.
    * Sevgi, feda etmektir.
    * Sevgi, feda olmaktır.
    * Sevgi, vazgeçmemektir.
    * Sevgi, vefalı olmaktır.
    * Sevgi, istikamet üzere kalmaktır.
    * Sevgi, sevdiğinin uğrunda ölmektir
    Ve daha neler nelerdir…

    6,90
  • İbadetin Beyni Dua (Ciltli)

    PEYGAMBERİMİZ’İN (A.S.)TAİFTEKİ DUASI :”Allah’ım; güçsüzlüğümü ve çaresizliğimi, insanların nazarında düştüğüm hor ve hakir durumumu ancak sana arz ve şikayet ediyorum.

    Ey Merhametlilerin en merhametlisi! Sen zor ve sıkıntılı durumlarda olanların, zulüm altında zayıf düşürülmüş olanların Rabbİ’sin. Benim de Rabbim ancak sensin. Beni kimlerin eline bırakıyorsun? Sen benî; zalim bir düşman eline düşürmeyecek, onları bana hüküm geçirtecek bir konuma getirmeyeceksin.

    Ey Rabbirn! Benim üzerime çöken bu musibet ve eziyetler, eğer senin bana karşı bir kızgınlığından ve öfkenden dolayı değil ise; çektiğim bunca sıkıntıya hiç aldırış etmem ve hepsine tahammül ederim. Yine de senden bana gelecek bir sığınmaya çok ihtiyacım var. Hem bu dünyada, hem de ahirette, senin o karanlıkları aydınlığa çevirecek nuruna sığınıyorum.

    Ey Rabbim! Sen, hoşnut oluncaya kadar senden af diler, tevbe ve istiğfarda bulunurum. Biliyorum ki; güç ve kuvvet ancak sendedir.

    6,90
  • Abdullah Olmak

    21 yüzyılda insanlarımızın büyük sıkıntılarının temeline/sebebine baktığımızda sahâbe gibi Allah’a yaraşır bir şekilde kulluk vazifelerini yerine getirememeleri
    olduğunu görmekteyiz. Halbuki Asr-ı Saâdet’e yönümüzü çevirdiğimizde Abdullah Olmak demenin insanlar için en büyük ödül ve nimet olduğu son derece aşikâr bir
    hakikattir. Aynı zamanda Abdullah Olmak, Rabbimizin bir projesi olarak insanın yaratış amacının nihai hedefidir.

    4,90
  • Tarihi ve Sosyal Yapısıyla Siyer Coğrafyası

    Siyer Coğrafyası’nı tanımak, Kur’ân’ın ve Sünnet’in neşet ettiği zemini tanımaktır. Siyer Coğrafyası’nı tanımak, nebevî mücadelenin başladığı ortamı tanımaktır. Siyer Coğrafyası’nı tanımak, risalet davasının ilkelerini ve hususiyetlerini tanımaktır. Siyer Coğrafyası’nı tanımak, tebliğ ve irşat meselesinin muhatapları olan insan gruplarını tanımaktır. Siyer Coğrafyası’nı tanımak, nebevî sedanın değiştirme ve dönüştürme potansiyelini tanımaktır. Bundan dolayı olsa gerek Hz. Ömer (ra): “Câhiliye’yi tanımayan, İslâm’ı tam anlamı ile anlayamaz!” demiştir.
    5,90
  • 101 Cevapla Kur’an Nedir?

    Bunun için inanan insanın temel derdi, “Vahyi Hayata Taşımak” olmalıdır. Tüm çabası, gayreti bu yolda olmalı, hayatının hiç bir karesini böyle bir idealden mahrum bırakmamalıdır. Vahiy, hayatının her alanına hakim olmalı, onunla yaşamalı ve onunla can vermelidir. Vahyin hayat kitabı olması için insanın önce bu kitabı tanıması gerekir. Taşımak için tanışmak lazım, insanın ilahî kitap ile tanışması, hemhal olması, karşısına oturup önce kendini tanıtması, sonra da onun kendisini tanıtmasını istemesidir.

    Böyle bir İstek bizi “Kur’an nedir?” sorusuna yöneltecektir. Bana hayat kitabı olması gereken bu yüce ve ilahî kitap nedir? Ne olduğunu bilmediğiniz, ne olduğunu merak etmediğiniz bir kitabı nasıl hayata taşıyabilirsiniz ki?

    6,90
  • Neden ve Nasıl Siyer Öğrenmeliyiz?

    Hz. Peygamber’in (sas) kutlu hayatı olan siyer, bir Müslüman için gerçekten çok büyük ehemmiyet arz eden bir alandır. Kulluk için yaratılan insan, bu kulluğun en ide­al halini elbette peygamberlerden ve son peygamber olan Peygamber Efendimiz’den (sas) öğrenecektir. Böyle olduğu için, Kur’an’ın ve Nübüvvet mesajlarının ilk muhatapları olan sahabe nesli, Hz. Peygamber’in (sas) dünyasına ait ne varsa, bu bilgileri çok önemsemiş, daha sonraki süreçte de bunları talebeleri ve ikinci hayırlı nesil olan Tabiin nesline aktarmış, onlar da kendilerinden sonra gelenlere bu mirası ulaştırarak, o kıymetli hazinelerin günümüze kadar ulaş­masını sağlamışlardır.
    Hakikaten Hz. Peygamber’in (sas) kutlu hayatına dair bil­giler, tarihte hiçbir şahıs ve dönem ile kıyaslanamayacak kadar ciddi bir müktesebata ulaşmıştır. Şu an kütüphane­lerimizde, o döneme dair binlerle, hatta yüzbinlerle ifade edilecek kadar kitap mevcuttur. Miladi VI. asır dediğimiz o döneme ait çalışmalar, sadece Hz. Peygamber’in (sas) haya­tını anlatan doğrudan siyer kaynaklarından ibaret değildir. Bir şekilde Hz. Peygamber’in (sas) hayatını daha doğru ve daha detaylı anlamamıza katkı sağlayacak her türlü çalış­manın siyer ile bir şekilde bağları olmuştur.
    5,90
  • Nebevi Eğitim Modeli Dar’ul Erkam Vahyin Nuzül Sürecinde Şahsiyet Eğitimi

    Eğer bir ev imar etmeyi konuşuyorsa, eğer bir ev ‘’nasıl acaba insanlığı risaletin mesajı ile tanıştırabiliriz? Nasıl koştukları cehennem ateşinden çevirebiliriz? Nasıl insanları kula kul olmaktan kurtarıp, Allah’a kul etmeye vardırabiliriz?’’ diye inliyorsa bilin ki, o ev Erkam yürekli adamların evleridir. Bu evin silahları; Kur’an’dır, ilimdir, irfandır, hikmettir, kitaptır, kalemdir, seccadedir, gözyaşıdır, merhamettir, sevgidir, müsamahadır ve duadır. Bu ev adı ve yapısı ne olursa olsun Darü’l-Erkam’dır.

    Eğer bir ev imha etmeyi konuşuyorsa, eğer bir ev ‘’nasıl acaba hak ve hakikat adına mücadele veren şu sesi kısabiliriz? Nasıl insanların nezdinde itibar sağlayan şu adamların güvenlerini sarsabiliriz? Nasıl hakkın yükselen değerini alçaltıp, bize sorgusuz sualsiz akan muslukların devamını sağlayabiliriz? Nasıl ceplerimizi dolduran meşru ya da gayri meşru ayrımı yapmadan elde ettiğimiz bu imkanları çoğaltabiliriz?’’ diye kıvranıp duruyorsa bilin ki, o ev Ebu Cehil ve Ebu Leheb ruhlarının yaşatıldığı evlerdir. Bu evin silahları; yalandır, iftiradır, şantajdır, kiliçtir, güçtür, nefrettir, öfkedir, hırstır, tamahkarlıktır, kanaatsizliktir, tahammülsüzlüktür ve kavgadır. Bu evin de adı ve yapısı ne olursa olsun Daru’n-Nedve’dir.

    5,90
  • İnsani İlişkilerde İlahi Ölçü

    İnsanoğlu var edildiği günden beri Allah’ın birleştirilmesini emrettiği bağları korumak ile mükelleftir.Bu bağlar insanın diğer varlıklarla ve kendisi ile kurması gereken bağlardır ve dört ana başlık altında incelenmelidir.

    -İnsanın kendi nefsi ile ilişkisi

    -İnsanın Allah ile olan ilişkisi

    -İnsanın eşya (evren) ile ilişkisi

    -İnsanın insan ile olan ilişkisi

    Tabi bu ilişkileri düzenleyecek genel kaynaklar ya doğrudan ilahi olamalı, ya da ilahi otoriteden yetki alan peygamberler olmalıdır.

    İşte bu kitapta hem bu ilişkileri hem de bu ilişkilerinin temel referanslarını okuyacaksınız.Özellikle ‘İnsani ilişkilerde on altın kural ‘ ile ‘ Kur’an’da Diyalog’ bölümleri ile bu konuda size rehber olacak numuneleri bulacaksınız

    5,90
  • Alemlere Rahmet Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) (Ciltli)

    Bugün bir buçuk milyarlık İslam ailesinin kaç ferdi Peygamber Efendimizi tanıyor? Bunun hesabını yapmamız zor ama şunu iyi biliyoruz ki; bu koca ailenin her ferdi O’nu (sas) bilmektedir. O’nu bilenler çoğunlukta ama tanıyanların o çoğunlukta olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. O’nu bilenler O’nun ne zaman doğduğunu, ne zaman vefat ettiğini, savaşlarını, çocuklarının isimlerini, hanımlarını, hicretini, miracını ve daha onlarca şeyi biliyorlar. Çok gariptir, bu bilinenlerin çoğunu belki daha fazlasını Mekke’de O’na karşı çıkanlar da biliyorlardı. Herhalde Hz. Muhammed (sas) amcası Ebu Leheb, bizden daha çok Peygamber’in bu özel bilgilerine sahip idi. Ama onlar O yüce ruhu tanıyamadılar, tanıyamadıkları için de tam anlamı ile tâbi olamadılar ve O’na karşı oldular. İşte bilmek yalnız başına yeterli değil, o bilginin marifete yani aşka dönüşüp sahibini tanıdığı o değerler uğruna fedakarlık yapmaya zorlamalıdır.

    6,90
  • Görev ve Yetkileri Açısından Hz. Peygamber

    “Her tanıyan bilir, ama her bilen tanımayabilir.’’ Biz bu ifadeyi, Efendimiz (sas) karşısındaki durumumuz için de söyleyebiliriz. Bugün iki milyara yakın İslam ailesinin kaç ferdi gerçekten Peygamber Efendimiz’i hakkıyla tanıyor? Bunun hesabını yapmamız zor ama şunu iyi biliyoruz ki bu koca ailenin her ferdi onu (sas) bilmektir. O’nu (sas) bilenler çoğunlukta, ama tanıyanların o çoğunlukta olduğunu ne yazik ki söyleyemiyoruz.
    Hz. Peygamber’i (sas) bilenler O’nun (sas) ne zaman doğduğunu, ne zaman vefat ettiğini, savaşlarını çocuklarının isimlerini, hanımlarını, hicretini, miracını ve daha onlarca şeyi biliyorlar. Çok gariptir, bu bilinenlerin çoğunu belki daha fazlasını Mekke’de ona (sas) karşı çıkanlar da biliyorlardı. Herhalde Hz. Peygamber’in (sas) amcası Ebû Leheb bizden daha çok Peygamberin bu bilgilerine, hatta doğumu ve çocukluğu devresinin nice hadiselerinin bilgisine sahip idi. Yine o gün Mekke’de nice isimler bu tarz bilgileri biliyorlardı. Ama onlar, o yüce ruhu tanıyamadılar, tanıyamadıkları içinde tam anlamı ile tabi olamadılar ve ona (sas) karşı oldular. İşte bundan dolayı diyoruz ki bilmek yalnız başına yeterli değil, o bilginin marifete, yani gerçek manada tanımaya dönüşüp, bazı güzelliklerin hayatlara hâkim olmasına vesile olmalıdır

    5,90
  • Asr-ı Saadet’te Ticaret ve Tüccar Sahabiler

    Ticaretin içerisinde olmak, para kazanmak, sahada sürekli başkaları ile rekabet halinde olmak ve bunca şeye rağmen kalbi, gönlü selim bir şekilde muhafaza etmek, korumak çok kolay bir şey değildir.Bir tüccarın bunu sağlayabilmesi için şu hususlara kesinlikle dikkat etmesi gerekir.

    1-Sağlam bir akidenin inşası
    2-Ticari hukukun derinlemesine öğrenilmesi
    3-Sadık ve salih dostların edinilmesi
    4-Allah’ın, yapılan ticarete ortak edilmesi
    5-Bir hakikat olan ölümün sürekli hatırda tutulması

    5,90
  • En Güzel Örneğin En Güzel Örnekleri Sahabe İklimi (3. Cilt)

    Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber’i (sas) bize anlatırken kullandığı istisnai ifadelerden birisi de üsvetü’n-hasene’dir. Rabbimiz buyurur ki: “Andolsun ki Resûlullah sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, (üsvetü’n-hasene) çok güzel bir örnektir.” (Ahzâb, 33/21)
    Sahâbe neslini anlatan en güzel ayetlerden biri de Tevbe Sûresi’nde geçen şu ayettir: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya; işte Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara; içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” (Tevbe, 9/10)
    “En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” ifadesi, aslında bu iki ayetin kısa bir mesajıdır. Allah Resûlü (sas); tüm insanlığa en güzel örnek, en ideal misal ve en kâmil modeldir. Elbette O (sas); kendi örnekliğini, kurduğu nübüvvet potasında yetiştirdiği talebeler olan sahâbe üzerinden âleme yansıtacak ve böylece onları en güzel örnekler olarak kıyamete kadar gelecek tüm müminlere takdim edecekti.
    Bu hakikatten dolayı sahâbe nesli, bizler için hiçbir zaman sadece tarihî şahsiyetler olarak kalamaz. Onlar; dinin intikal ve muhafazasında Allah (cc) tarafından seçilmiş, Resûlullah (sas) tarafından yetiştirilmiş bir nesildir. Öyleyse sahâbe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihî malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahâbe neslini tanımak; Allah’ı, Peygamber’i, Kitab’ı, dolayısıyla İslâm’ı tanımanın en doğru yoludur.

    12,90
  • En Güzel Örneğin En Güzel Örnekleri Sahabe İklimi 2

    Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’i (sas) bize anlatırken, kullandığı istisnai ifadelerden bir tanesi “üsvetü’n-hasene”dir. Rabbimiz buyurur ki: “Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, (üsvetü’n-hasenetün) çok güzel bir örnektir.” [1]

    Sahabe neslini anlatan en güzel ayetlerden bir tanesi de Tevbe Sûresi’nde geçen şu ayettir: “(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” [2]

    “En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” serlevhası, aslında bu iki ayetin kısa bir mesajıdır. Allah Resûlü (sas) tüm insanlığa en güzel örnek, en ideal misal, en kamil modeldir. Elbette O (sas), kurduğu nübüvvet potasında, kendi örnekliğini, yetiştirdiği talebeler olan sahabe üzerinden aleme yansıtacak, böylelikle onları en güzel örnekler olarak kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere takdim edecekti. Bu hakikatten dolayı sahabe nesli, hiçbir zaman bizler için sadece tarihi şahsiyetler olarak kalamazlar. Onlar, dinin intikal ve muhafazasında, Allah

    (cc) tarafından seçilmiş, Resûlullah (sas) tarafından yetiştirilmiş bir nesildir. Öyleyse, sahabe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihi malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahabe neslini tanımak, Allah’ı, Peygamber’i, Kitab’ı, dolayısı ile İslam’ı tanımanın en doğru yoludur.

    Bu sebeple çalışmamızın başlığını “En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” olarak belirledik. Program boyunca hep: “Anlatılan sahabi efendilerimizin bilgileri keşke kitap olarak da elimizde olsa!” diyen kardeşlerimizin yoğun baskısı neticesinde bu çalışma sizlere ulaştı.

    12,90
  • En Güzel Örneğin En Güzel Örnekleri-Sahabe İklimi-1

    En Güzel Örneğin (sas) En Güzel Örnekleri

    Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’i (sas) bize anlatırken, kullandığı istisnai ifadelerden bir tanesi “üsvetü’n-hasene”dir. Rabbimiz buyurur ki: “Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, (üsvetü’n-hasenetün) çok güzel bir örnektir.” [1]

    Sahâbe neslini anlatan en güzel ayetlerden bir tanesi de Tevbe Sûresi’nde geçen şu ayettir: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensâr ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” [2]

    12,90
  • Arslan Pençesi / Hamaset Kahramanı Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.)

    -Sa’d b. Ebi Vakkas, ilklerden, öncülerdendir.
    -O, İslam uğruna attığı ilk ok ile ilk kanı akıtan ve kendisine isabet eden düşman oku ile de ilk kanı akıtılandır.
    -O, Cennet ile müjdelenen, defaatle Efendimiz’in (sas) taltif ve ikramına mazhar olandır.
    -O, Uhud günü Efendimiz’in (sas): “At Sa’d! Anam, babam sana feda olsun.” diyerek taltif ettiği arslan pençesidir.
    -O, Hz. Ömer’in (ra) seçtiği şura heyetindeki altı sahabiden biridir.
    -Hepsinden öte o, Medine sokaklarında dolaştığında Efendimiz (sas), kendisine hayranlıkla bakarak: “Kimin böyle bir dayısı var, göstersin bakalım!” diye gururlandığı hamaset kahramanıdır.

    5,90
  • Talha b. Ubeydullah (r.a.) Şehidü’l-Hayy / Yaşayan Şehit

    -O, Efendimiz’in kutlu lisanı ile “Şehidü’l-Hayy/Yaşayan Şehit” diye aleme ilan edilendir
    -O, Talhatü’l-Feyyaz; feyzi ve bereketi sürekli ve çok olandır.
    -O, Talhatü’l-Hayr; hayrı, insanlara faydası en fazla olandır.
    -O, Talhatü’l-Cud ve Talhatü’l Cevvad; cömertliği, mertliği, keremi ve ihsanı çok olandır.
    -O, çok sevdiği dostu Zübeyr ile birlikte iman yolunda yaşamış ve aynı meydanda, aynı akıbetle dünyadan ayrılmış bir yiğittir.

    5,90
  • Efendimiz’in Havarisi ve İhlas Abidesi Zübeyr b. Avvam (r.a.)

    -O, Efendimiz’in lisanı ile “havarim” diye ilan edilendir.
    -O, bie ihlas ve aşk abidesidir.
    -O, Risalet davasının beklentisiz yiğididir.
    -O, varını yoğunu inandığı değerler uğruna feda edendir.
    -O, Safiyye gibi bir annenin evladı, Hamza gibi bir dayının ve Hatice gibi bir halanın yeğeni, Ebu Bekir gibi bir kayınbabanın damadı ve Efendimiz (sas) gibi bir Peygamberin de bacanağıdır.
    -O, ilklerden ve öncülerden olan Zübeyr b. Avvam’dır.

    5,90
  • Hz. Hatice Risalet Davasının Annesi

    * O, Hz. Peygamber’den sonra ilk kez varlık aleminin semasına La ilahe illallah Muhammedün resulullah kelimeyi tayyibesini duyurandır.
    * O, Hz. Peygamber ile birlikte ilk kez imandan sonra en büyük hakikat olan “namaz” için dergah-ı ehadiyete yönelendir.
    * O, Hz. Pygamber’in ilk eşi ve yoldaşı olma şerefine nail olandır.
    * O, Hz. Peygamber ile on beş yıl nübüvvetten önce, on yılda nübüvvetten sonra olmak üzere tam yirmi beş yıl aynı yastığa baş koyandır.
    * O, Hz. Peygamber’in evine ikisi erkek, dördü kız tam altı tane evlat hediye edendir.
    * O, Hz. Peygamber’in, Ehl-i Beyt neslinin kökü olan Hz. Fatıma’yı doğuran, Hz. Ali’ye ise annelik edendir.
    * O, tüm varlığını, malını, mülkünü, sermayesini Allah yolunda feda etmekten bir an geri durmayandır.
    * O, Hz. Peygamber’in lisanı ile ilk cennetle müjdelenen bahtiyar bir İslam hanımıdır.
    * O, cahiliyenin zifiri karanlığında kirlenmeden, Meryem misali pak ve temiz kalan, bu özelliği ile de Tahire ismini kazanan bir annemizdir.
    * O, Firavunları çok olan bir beldenin Asiyece, isyanını devam ettirerek, şirke bulaşmadan, vahye ulaşarak İslam’ın Kübrası olan biridir.
    * O, on yıl nübüvvetin ve risaletin davasına bir ana gibi sahip çıkarak, varlığını davasına adayan bir annemizdir.
    * İşte o Hanımlar aleminin sultanı olan Hz. Hatice validemizdir.

    5,90
  • Eminü’l-Ümme/Ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a.)

    • Ebu Ubeyde b. Cerrah, ideal manada bir mü’minin hayatında emniyet ve teslimiyet nasıl gerçekleşir, bu iki önemli hususiyet nasıl hayata taşınır ve nasıl hayatta temsil edilir bunun en güzel örneğidir.

    • O da, ilkelerden, öncülerden, önden giden atlılardandır. Çok yol almasına rağmen bir çiçeği dahi ezemeyenlerden, geriye takip edilmesi için çok güzel bir örneklik miras olarak bırakanlardan…

    • O da, daha dünyada iken sesine ve nefesine kurban olduğumuz Efendimiz (sas) tarafından cennetle müjdelenenlerden, Allah ve Resulü uğruna neyi varsa feda edenlerden, verilen her görevi yerine en güzel şekliyle yerine getirenlerdendir.

    5,90
  • İlk Ev, İlk Mabed, İlk Mescid

    Hz. Ebû Zer bir gün Resûlullah’a, yeryüzünde kurulan ilk mescidin hangisi olduğunu sorar,
    Efendimiz (sas): “Mescid-i Haram’dır” der,
    Ebû Zer: “Sonra hangisidir?” diye sorar,
    Efendimiz: “Mescid-i Aksa’dır” der. Bunun üzerine Hz. Ebû Zer: “İkisi arasında ne kadar zamanlık bir süre vardır?” diye sorar,
    Efendimiz: “Kırk yıl!” der.
    Görüldüğü gibi Mescid-i Haram, yeryüzünün ilk mescididir, nasıl ki Mekke kendinden sonra tüm şehirlere analık yapmışsa, Kâbe’de, kendinden sonraki tüm mabetlere analık yapmıştır.

    3,905,90
  • İnsanlığın Kurtuluşu Hac Ömrün Bereketi Umre

    İnsanlığın Kurtuluşu Hac

    -Hac, İslam’ın beş temel esasından biridir.
    -Hac, hatırlatmak için hatırlamak, diriltmek için dirilmektir.
    -Hac, kavuşmak için terk etmektir.
    -Hac, her yönü ile anlaşılacak ve anlatılabilecek bir ibadet değil, bitimsiz bir deryadır.

    Ömrün Bereketi Umre

    -Umre, hayatın imarına ve ömrün bereketine vesile olan bir nimettir.
    -Umre, çok faziletli ve hayırlı bir ameldir.
    -Umre, her menasiki ile küçük bir hacdır.
    -Umre ve Hac, mü’minlerin hayatta elde edeceği en sevimli nimetlerdir; öyleyse imanın kemali adına infak edilmelidir…

    5,90