Akıl Fikir Yayınları

  • Bir Arının Hikayesi

    Toz zerresi kadar bir yumurtayla başladı arının macerası. Gün gelip de bütün donanımını kuşanmış bir balarısı olarak dünyaya gözünü açtığında, hayatı boyunca gün gün kendisinden hangi görevlerin beklendiğini biliyordu. Bulutlu havada güneşin yerini belirlemek onun işiydi. Dünyanın yuvarlak olduğundan haberdardı. Parlamenter demokrasinin kusursuz uygulayıcısıydı. Kovanın bütün görevlerinde bulundu. Hergün yeni bir hizmet mahallindeydi balarısı. Her görevini de sanki yılların tecrübesiyle donanmış gibi yerine getirdi. Bu hikâye, göz kamaştırıcı bir sanat eserinin ve akıllara durgunluk verden bir toplum düzeninin gerçek macerası.

    5,90
  • Sade Hayat

    “Bir özgürlük ve zenginlik formülü” Ekonomi yirminci yüzyılda insanların hayatına bir din olarak girdi ve onlara tek bir hayat amacı gösterdi: tüketim. Ve insanlar tüketmeye başladılar. Reklamlarıyla kuşattı insanları bu yeni din. Televizyonlarıyla kıskıvrak yakaladı. Bir süre sonra insanlar tüketmekten başka birşey düşünemez hale geldiler. Ömürler tükendi, değerler tükendi, insanlık tükendi, çevre tükendi. Tarihin bu en amansız diktatörlüğünden kurtulmanın bir yolu var: Fazlalıkları atmak. Gürültüden, parazitlerden kurtulmak. Hız düşürmek. Sonrası, hem dış dünyanın, hem iç dünyamızın güzellikleriyle baş başa, alabildiğine renkli ve zengin bir hayat…

    6,90
  • Uçan Üniversite

    Bağımsızlık mücadelesi denince, akla savaş meydanları gelir. Gerçekten de, hemen hemen her milletin tarihinde, kanla yazılmış bağımsızlık destanları vardır. Ancak ilim, irfan, kültür ve sanat alanında bir bağımsızlık mücadelesini, topyekûn bir şekilde ve uzun bir süre omuzlayan milletlere pek sık rastlanmaz. Polonyalılar, bütün millî değerleriyle birlikte yok olma tehlikesini bir değil, birkaç defa atlattılar. Onların ülkelerine ayak basan her sömürgeci, tabiatının gereği olarak, doğrudan bu hedefe kilitlenmişti: Polonya, önce üç komşusu tarafından peş peşe defalarca parçalandı ve paylaşıldı. Arkadan, iki Dünya Savaşının ikisini de bütün şiddetiyle yaşadı. Nazi işgalinden sonra Sovyetler geldi. Ama ne Prusya kaldı ortalıkta, ne Naziler, ne Sovyetler. Polonyalılar ise, kendilerini tarih sahnesinden bütünüyle silmeye azmetmiş düşmanlarını peş peşe tarihe gömmüş bir ulus olarak, bugün hâlâ ayakta: Uçan Üniversite de böyle bir destanın kısa bir öyküsüdür.

    5,90