Ümit Şimşek

Yavuz Dizdar 1964 senesinde İstanbul'da doğmuştur. İstanbul Erkek Lisesinde orta öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitimini tamamlamıştır. Yavuz Dizdar tıp eğitimini tamamladıktan sonra Batman'da 1.5 yıl mecburi hizmet görevini yerine getirdi. Yavuz Dizdar eğitim; 1989-1992 yıllarında İstanbul Tıp Fakültesi farmakoloji Anabilim Dalı ilaç Bilimi 1992-1996 yıllarında Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Kanser uzmanlık Alanlarında eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde kanser biyolojisi alanında doktora unvanını aldı. Bu enstitüde hala radyasyon onkolojisi uzmanı olarak görev yapmaktadır. Yavuz Dizdar tıbbi alandaki çalışmalarının yanı sıra Dünya Gazetesi sağlık ekonomisi konusunda yazılarını yayımlamaktadır. Aynı zamanda İstanbul üniversitesi'ne ve eğitime yönelik yazıların yer aldığı Fakülte dergisi de yayın hayatındadır. Yavuz Dizdar'ın yayımlanmış Yemezler ve Vicdan Hayat Kurtarır isimli kitapları bulunmaktadır.

  • Sade Hayat

    “Bir özgürlük ve zenginlik formülü” Ekonomi yirminci yüzyılda insanların hayatına bir din olarak girdi ve onlara tek bir hayat amacı gösterdi: tüketim. Ve insanlar tüketmeye başladılar. Reklamlarıyla kuşattı insanları bu yeni din. Televizyonlarıyla kıskıvrak yakaladı. Bir süre sonra insanlar tüketmekten başka birşey düşünemez hale geldiler. Ömürler tükendi, değerler tükendi, insanlık tükendi, çevre tükendi. Tarihin bu en amansız diktatörlüğünden kurtulmanın bir yolu var: Fazlalıkları atmak. Gürültüden, parazitlerden kurtulmak. Hız düşürmek. Sonrası, hem dış dünyanın, hem iç dünyamızın güzellikleriyle baş başa, alabildiğine renkli ve zengin bir hayat…

    6,90
  • Uçan Üniversite

    Bağımsızlık mücadelesi denince, akla savaş meydanları gelir. Gerçekten de, hemen hemen her milletin tarihinde, kanla yazılmış bağımsızlık destanları vardır. Ancak ilim, irfan, kültür ve sanat alanında bir bağımsızlık mücadelesini, topyekûn bir şekilde ve uzun bir süre omuzlayan milletlere pek sık rastlanmaz. Polonyalılar, bütün millî değerleriyle birlikte yok olma tehlikesini bir değil, birkaç defa atlattılar. Onların ülkelerine ayak basan her sömürgeci, tabiatının gereği olarak, doğrudan bu hedefe kilitlenmişti: Polonya, önce üç komşusu tarafından peş peşe defalarca parçalandı ve paylaşıldı. Arkadan, iki Dünya Savaşının ikisini de bütün şiddetiyle yaşadı. Nazi işgalinden sonra Sovyetler geldi. Ama ne Prusya kaldı ortalıkta, ne Naziler, ne Sovyetler. Polonyalılar ise, kendilerini tarih sahnesinden bütünüyle silmeye azmetmiş düşmanlarını peş peşe tarihe gömmüş bir ulus olarak, bugün hâlâ ayakta: Uçan Üniversite de böyle bir destanın kısa bir öyküsüdür.

    5,90