Kırmızı Kedi Yayınevi

  • Parsel Parsel

    Melih Gökçek başbakan olabilmek için neler yaptı? AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı? 30 yıl boyunca nasıl “örgüt” gibi hareket etti? A Takımında kimler vardı? Fenerbahçe’ye neden başkan olmak istedi? Genelev patronları Ankara’da neler yaptı? Gözaltına alındığında kim kurtardı? Trafik kavgasında neden silah kullanıldı? Turgut Özal kime ve neden “dangalak” dedi? İlk “parsel parsel” satış ne zaman gerçekleşti? ANKAPARK ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı? Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu? Zekeriya Öz’ü Dubai’de ağırlayan kişinin Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı? FETÖ firarisini kim, nasıl korudu? 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye imar rantı sağlandı mı? 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cü isme parsel verildi mi? Parsel Parsel, bunlar ve daha onlarca sorunun yanıtını veriyor…

    8,90
  • Metastaz 2: Cendere

    “Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip
    bizi uyandırmadıktan sonra neye yarar?”
    Franz Kafka
    CHP’li Belediye Başkanları İmamoğlu ve Çerçioğlu için yapılan ahlaksız teklifin arkasında hangi AKP’li Bakan vardı?
    Pelikancılar AKP içinde hangi operasyonları yaptı ve kimleri fişledi?
    Yargının arka odalarında hangi ses kayıtları dolaşıyor?
    Holding patronu cinayetinin üstü hangi yollarla kapatılmak istendi?
    Hakimler ve savcılar gizlenen skandalları ilk kez nasıl anlattı?
    Adliyeye getirilen ve içinde 260 bin dolar olan çantanın sırrı neydi?
    Nurcular devlet içinde nasıl bir ağ kurdu?
    Yargıdaki Pelikan-Hakyol mücadelesinin perde arkasında ne vardı?
    FETÖ borsasının belgesinde neler yazıyordu?
    AKP’li bakanlar arasındaki kavganın bilinmeyen nedeni ne?
    Diyanet’in gizli tarikatlar raporu nasıl sızdı?
    Öldürülen AKP yöneticisinin eşi sessizliğini bozup neler anlattı?
    15 Temmuz raporu aslında neden basılmadı?
    Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette hangi kapıları açıyor?
    Erdoğan’ın yakınını hayata döndüren ismin başına neler geldi?
    Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, devlette yaratılan çürümeyi ve herkesin hissettiği cendereyi belgeliyor. “Metastaz 2: CENDERE” çarpıcı bir gazetecilik araştırması olarak tarihe geçecek.

    8,90
  • Çatıdaki Pencere

    “Ölmek varolmuş olmak ve artık olmamaktır,” derdi José Saramago. O öldü, artık yok, ama Çatıdaki Pencere Portekiz’de ve Brezilya’da, anadilinin vatanlarında basılır basılmaz insanlar yeni kitabı elden ele dolaştırdılar ve yepyeni bir heyecanla okuduklarını, şaşkınlıklarını dile getirdiler. Saramago bir kitap daha yayımlamıştı, duyarlılıklarımıza nüfuz eden, hayret ve hayranlıkla kalakalmamıza neden olan taze ve aydınlık bir kitap; ve anladık, sonunda anladık ki bu artık kesinlikle varolmayan ama paylaşmaya devam etmek isteyen yazarın ardında bıraktığı bir armağandır. Bıktırana kadar şu cümle yinelendi: Bu kitap bir mücevher, Saramago nasıl olup da o yaşında bu bilgeliğe sahipti, insanları böylesine incelikle, kusursuzca ve anlatıyı uzatmadan betimleyebiliyordu? Nasıl olup da sıradan ve önemsiz ama bir o kadar da evrensel durumları dile getirebilecek, bu kadar dingin bir şiddetle köhne değer yargılarına karşı gelecek kapasiteye sahipti?”
    Pilar del Rio

    Çatıdaki Pencere, José Saramago’nun yazarlığının erken döneminde yazdığı, ama ölümünden sonra yayımlanan romanı. Eşi Pilar del Rio’nun dediği gibi, Çatıdaki Pencere Saramago’ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi.
    devamını oku

    7,90
  • Mızraklar, Mızraklar Tüfekler, Tüfekler

    “Silah sanayinde neden hiç grev olmaz?” Saramago, ömrünün sonlarına doğru kafasını kurcalayan bu soruya yanıt aramak için, tamamlayamadığı bu son romanına başlıyor. Romanın çıkış sorusu son derece yaşamsal ve güncel bir etik anlam taşımaktadır: Silah üreten fabrikaların karanlık geçmişi, her türlü grev girişiminin kanlı bir şekilde bastırıldığını göstermektedir. Silah fabrikalarında hiç durmayan ve zorla sürdürülen bu üretim, aslında dünyada asla bitmeyen savaşları da temsil etmektedir.
    Bir silah fabrikasında çalışan ve ağır silahlar bölümüne terfi etmek dışında bir amacı olmayan Artur, acaba idealist karısı Felícia’nın peşinden gidip, görev aşkıyla çalıştığı fabrikanın İspanya İç Savaşı’nda oynadığı karanlık rolü deşifre edecek midir? Yani Saramago’nun metinlerinde sıkça vurguladığı bir ilkeyi, “çöküş koşullarında bir erdem isyanı başlatmayı” başarabilecek midir?
    Saramago’nun romanı yazma sürecinde aldığı notlar, usta bir yazarın romanını kurgularken aklından geçenlere ışık tutuyor ve kitapta yer alan Saramago üzerine yazılmış diğer metinlerle birlikte, okuru romanı tamamlamaya, sorulan etik soruların peşinden gitmeye davet ediyor.
    devamını oku

    5,90
  • Yitik Adanın Öyküsü

    İber Yarımadası anlaşılmaz bir şekilde anakaradan ayrılmıştır. Du¨nyanın her yerindeki gazeteler Yarımada’nın o tarihi fotoğrafını kocaman manşetlerle yayınlarken birbirinden ilginç rastlantılarla bir araya gelen beş kişinin her biri de bu kopuşun kendi davranışlarının sonucu olduğunu du¨şu¨nmektedir.

    İki atla bir köpeği de yanlarına alarak koyuldukları seru¨vende, bir karaağaç dalı ile toprağa şekiller çizen Joana Carda, yerin sarsıldığını duyan Pedro Orce, su¨rekli sığırcıklar tarafından takip edilen José Anaiço, çok ağır bir taşı denize attığının nasıl
    göru¨ldu¨ğu¨ne bir tu¨rlu¨ akıl erdiremeyen Joaquim Sassa ve tavan arasında bulduğu bir çorapla uğraşıp duran Maria Guavaira, bizi hayali bir du¨nyaya doğru yola çıkartırken bir yandan da yaşamla ilgili pek çok gerçekle yu¨zleştiriyor.

    Nobel Edebiyat Ödu¨llu¨ yazar José Saramago bu romanında şiirsel u¨slubu ve ironik yaklaşımı ile siyaseti, kimlikleri, coğrafyayı, sınırları, insan ruhunu, varoluşu, yeniden sorgulatıyor. “Don Quijote geleneğinden gelen Yitik Adanın Öyku¨su¨,

    Saramago’nun belki de en iyi kitabı . ”
    Los Angeles Times

    “İnanılmaz eğlenceli – ara ara karşımıza çıkan metafizik dokundurmalar ve yazarın zekice anlatımıyla önu¨mu¨ze muhteşem bir du¨nya seriliyor.”
    Publishers Weekly
    devamını oku

    7,90
  • Bütün İsimler

    Don José, yirmi beş yıldır Nüfus Kayıt Merkez Arşivi’nde çalışmaktadır. Sağların ve ölenlerin kayıtlarının tutulduğu, hiyerarşik bir düzenin uygulandığı Arşiv’de, günlerini doğum, evlilik, boşanma ve ölüm belgeleriyle geçirir. Ancak Don José’nin herkesten sakladığı bir tutkusu vardır: Gazete ve dergilerden kestiği, ünlü kişilerle ilgili kupürleri biriktirmek. Koleksiyonuna eklemek için Arşiv’den gizlice aldığı dosyaların arasına meçhul bir kadının fişinin karışmasıyla Don José’nin sıradan hayatı yön değiştirir. Don José, bu kadının hayatıyla ilgili her şeyi öğrenme isteğiyle yanıp tutuşur. Neredeyse saplantıya dönüşen bu tutkudan çılgına dönen Don José, bilinmezlerle dolu, karanlık bir yola sapar. Araştırmaya devam ettikçe meçhul kadınla ve kendisiyle ilgili sarsıcı şeyler öğrenir.

    Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, bu absürd, ürpertici, gerçeküstü ve büyüleyici metinle, okurlarına, insanların yalnızlığını, tesadüflerin gücü ve etkisini, yaşayanlarla ölüler arasındaki o ince çizgiyi özgün bir anlatımla aktarıyor.

    “Kışkırtıcı bir roman, değişken ve tedirgin edici, metaforik labirentlerle ve okuru yanıltan ipuçlarıyla dolu.”
    The Herald
    devamını oku

    7,90
  • Toprağın Uyanışı

    José Saramago’nun çocukluk deneyimlerinden taşıdığı izlerle tartışmasız en kişisel, en mahrem yapıtı. Hayal dünyasının yatağını oluşturan anıların kök tuttuğu amansız bir coğrafyanın insanlarını anlatıyor. Yirminci yüzyılın başında Portekiz’in güneyindeki Alentejo eyaletinde yaşayan Mau-Tempo ailesinin üç kuşak süren hikâyesi boyunca, hayat mücadelesi veren yoksul ve topraksız köylülerin maruz kaldıkları sömürüye ve uğradıkları onca zulüm ve işkenceye rağmen hiç kaybetmedikleri isyan ve direniş ruhuna tanıklık ediyoruz.
    Saramago’nun deyimiyle “yaşam karşısında takınılan doğal ağırbaşlılık” Alentejo’nun uçsuz bucaksız düzlüklerindeki çetin koşullar içinde başlı başına bir erdeme dönüşüyor.
    devamını oku

    7,90
  • Defterler

    “22 Kasım 2007 gecesi, sabahın dördünde ‘öldüm’ ve yalnızca dokuz saat sonra ‘yeniden dirildim.’ Tam bir organik çöküş, beden fonksiyonlarında beni hayatın son eşiğine, o vedalar için çok geç olan yere götüren bir duruş. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Pilar oradaydı, yengem María da oradaydı, ikisi de, devinimsiz, tüm güçlerin terk ettiği ve ruhu çekilip gitmiş gibi görünen, yaşıyor olmaktan çok çare bulunamaz bir kadavraya dönmüş bir bedenin önünde. O saatlerin nasıl olduğunu bugün bana anlatanlar onlar. Ana, torunum, sonraki günün akşamı geldi. Baba ve büyükbaba, hâlâ kendi solumasının rüzgârıyla tükenmekle tehdit eden bir mumun alevi gibi solgundu. Sonra bedenimin kitaplarla, şöyle söyleyelim, başka çiçeklerle çevrili halde kütüphaneye konulacağını anladım. Kaçtım. Yavaş, çok yavaş bir kendine geliş yılı, doktorların söyledikleri gibi, bana sağlığımı, enerjimi, düşünce çevikliğini geri verdi, bana aynı zamanda evrensel bir çare olan işi de geri verdi. Ölüme değil, yaşama doğru kendi ‘Fil Yolculuğumu’ yaptım, ve buradayım. Emrinize amade.”

    “Saramago’nun Defterler’i hüzünlü bir kitap değil […] öfkeli bir kitap değil, sadece, bir veda.”
    Pilar del Río (eşi)
    devamını oku

    7,90
  • Heykelden Taşa ve Nobel Konuşması

    Heykelden taşa. Saramago’nun yıllar sonra kendi yazını ve zanaatına dönüp baktığında gördüğü seyrin veciz bir eğretilemesi. Saramago severlerin, okudukları kitapları yerli yerine oturtabileceği bir çerçeve ya da bir izlek önerisi de diyebiliriz.
    Bu kitap Saramago’nun 1998’de Torino Üniversitesi’nde yaptığı “Heykelden Taşa” adlı konuşmayı yine aynı yıl İsveç Akademisi önünde gerçekleştirdiği Nobel Konuşması ile birleştirirken, eşi Pilar’ın başlığın öyküsünü anlattığı sunuşu, Fernando Gómez Aguilera’nın derinlikli analizi, yazarın kendi eliyle kaleme aldığı otobiyografisi ve en sondaki albümle birlikte dört başı mamur
    bir Saramago haritası çıkarıyor.
    devamını oku

    5,90
  • Son Yıllarım

    Tarihin en büyük ve en etkili beyinlerinden biri olan Albert Einstein’ın 1934-1950 yılları arasındaki yazılarını kapsayan bu kitap, günümüzde de tartışılan ve çözüme kavuşturulamamış konuları ele alıyor. Savaşların sürdüğü, açlığın ve yoksulluğun kol gezdiği dünyamız, Einstein’ın dünyasından pek de farklı değil. Einstein’ın ısrarla üzerinde durduğu devletlerarası rekabetin olumsuz etkileri hâlâ sürmekte. Einstein, ırkçılıktan dünya barışına, bilim ile din ilişkisinden eğitime ve ahlaka, görelilik ve kuantum fiziğinden sosyalizme kadar çağımızın en önemli meseleleri üzerine derinlemesine düşünmüş. Bu meseleleri bir bilim insanı titizliğiyle masaya yatırıyor ve açık, duru üslubuyla argümanlarını kuruyor. “Neden Sosyalizm” başlıklı yazısında politik dünya görüşünü ortaya koyarken, sosyalizmin gerçek amacını, insani gelişmenin yağmacı dönemini aşarak bunun kesinlikle ötesine ilerlemek olarak tarif ediyor.

    Son Yıllarım’da Einstein’ın ele aldığı konular sadece toplumsal ve felsefi konularla da sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda klasik mekanik, Newton fiziği, görelilik ve kuantum fiziği hakkında çok değerli tartışmalar var.
    devamını oku

    5,90
  • Filistin Benimdir Ortadoğu’nun Kanlı Tarihi

    İsrail’e karşı direnişe katılan Filistinli bir genç kendisi öldükten sonra annesine verilmek üzere bir mektup yazmış ve arkadaşına vermiş. Mektubu alan annesi hiç ağlamadan okumuş:“Anacağım; bir insanı kendi toprağından söküp atabilirler ama o insanın yüreğinden vatan sevgisini yok edemezler çünkü vatan anadır. Yani sensin. Anacığım; vatanımı kurtarmadan öldüğüm için sakın kızma bana.
    Çok yakında babam ve dedemle birlikte mezarlıktaki herkesi örgütleyerek önce toprağın altını sonra yukarı çıkıp üstünü de kurtaracağız. Çok yakında zeytin ağaçlarımız özgür olacak. Yafa portakallarımız çiçek kokacak. Unutma bunları sen söylemiştin bana. Analar yalan söylemez çocuklarına. Sen söyledin ben inandım çünkü sen anasın, çünkü senin adın Filistin. Ben ölmedikçe sen sonsuza dek yaşayacaksın.”
    devamını oku

    8,90
  • Rehin

    Trump’ın tehdit dolu mektubu, neden önce gizlendi, ardından da geçiştirildi?
    ABD’nin yaptırımları
    ne anlama geliyor?
    Malvarlığı tehditleri, Türkiye’nin geleceğini nasıl ipotek altına alıyor?
    Reza Zarraf ve Halkbank dosyası Türkiye’yi nasıl rehin aldı?
    Suriye’nin kuzeyindeki
    PKK devletçiğine askerî harekât neden durduruldu? S-400’ler
    neden kurulamadı?
    ABD-PKK petrolü, hangi güzergâh üzerinden taşınacak ve satılacak?
    AKP döneminde kimler, hangi yollarla nasıl zengin edildi?
    devamını oku

    5,90
  • Körlük

    Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

    Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.

    7,90
  • Teşkilat’ın İki Silahşoru

    “Soner Bey beni arıyormuşsunuz?”
    Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
    Tarih: 16 Haziran 1999.

    “Tetiği çekene biz ‘Teğ-Men’ ya da ‘Çiftçi’ derdik. Bu şifreler
    bize Teşkilatı Mahsusa’dan mirastı. Nasıl mı?
    İki kompartıman çalıştık; 1-2-3 ve 4-5-6.
    Ben 4’üm. Liege-Brüksel ve Rotterdam-Abnham hattı bizimdi.
    Neler mi yaptık?
    Operasyondan sonra ellerimizi kolonyalı mendillerle sildik…
    Bunun eğitimini İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir yerde aldım…”

    İttihat ve Terakki’nin silahşoru Yakup Cemil’in kardeşi
    Mehmed Hüsnü’nün torunuydu.

    Sistemler, rejimler değişti; Teşkilat hep aynı kaldı.
    Teşkilat’ın İki Silahşoru’nun 1903 yılında Pangaltı’da
    başlayan 80 yıllık yazılmamış hikâyesi…

    7,90
  • Metastaz

    Menzilci polisler ilk kez göreceğiniz fotoğraflarında ne yapıyordu?
    – AKP’li Bakan’ın tarikat şeyhinden özel ricası neydi?
    – Devlette FETÖ’den boşalan koltuklara hangi tarikat nasıl yerleşti?
    – Nedir bu hüsn-ü şehadet ve FETÖ borsası?
    – Hangi cemaat kim için Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak kefil oldu?
    – Genelkurmay Başkanı’nın “sahip çıkın” dediği isimler neden tutuklandı?
    – “Kurda kuşa yem etmeyin” denilen işadamı nasıl hapisten çıktı?
    – FETÖ operasyonlarından çıkarılan “imtiyazlı ortaklar” kim?
    – Hâkim rüşvet alırken gizli bir operasyonla nasıl yakalandı?
    – Hangi gazeteci kendisini MİT’çi diye tanıtıp dolandırıcılık yaptı?
    – Çektirdiği fotoğrafları davaları etkilemek için kullanan ismin
    arkasında kimler var?
    – FETÖ operasyonu yapan savcının odasını AKP’liler mi bastı?
    – Erdoğan’ın tehdit edildiği toplantıdan yara almadan çıkan ünlüler kim?
    – Üstü kapatılan telefon görüşmelerinde neler konuşuldu?

    İlk kez yazılan gerçeklerle tabular yıkılıyor…
    Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, METASTAZ ile devleti
    esir alan kanserli hücrelere ışık tutuyor.

    7,90
  • Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor

    Yeşil Gladio’nun dinci tetikçileri…
    FBI’ın yetiştirdiği dinci istihbaratçılar…
    CIA’nin kefil olduğu dinci cemaat liderleri…
    ABD’den maaş alan dinci köşe yazarları…
    Utah’ta TSK aleyhine yayın yapan dinci yalan makineleri…
    Kendini peygamber sanan Amerikalı şeyhe bağlı dinci milletvekili…
    “Yahudi malları almayın” deyip Yahudilerle ticaret yapan dinci gazete…
    Soros’un vakıfları, gazetecileri ve politikacıları…
    İsim isim… Olay olay…
    Ergenekon tipi komplolar hangi ülkelerde nasıl sahneye kondu?
    “Psikolojik harp”in merkezi neresiydi?
    Türkiye’de hangi gazetelere, nerelerden para akıtıldı?
    Fethullah Gülen ABD’de nasıl Yeşil Kart sahibi oldu?
    TSK neden hedefteydi?
    “Solcu liberaller”in New York’taki akıl hocaları kimlerdi?
    Uluslararası Yazarlık Programı (IWP) Türkiye’de nasıl yazar devşirdi?
    İsim isim… Olay olay…
    Tehlike, tehlikeyi göze almadan yok edilemez.
    7,90
  • Erbakan Eziyet Edilerek Yalnızlığa Yükseltilen Bir Siyasal Liderin Portresi

    İnadın ve sabrın adıydı; felaketler onu yıkılmaz yaptı…
    Yaşamdaki en yüce ideali gerçekleştirdi; hep kendi olarak kaldı. Siyasi ve ahlaki bağımsızlığını sonuna kadar korudu…
    Bir siyasal inanç için acı çekmeyi, o inanç uğruna zulmetmeye yeğledi…
    Görüş ve hedefinden emindi; ülkesine ve insanına hep sadık kaldı…
    Kuşkusuz her insan gibi yanlışlıklar da yaptı…
    Evet:
    Tarih bahtsızların bilimidir…
    Erbakan hakkındaki kararı kuşkusuz tarihin yüce mahkemesi verecektir…
    Bu kitap sadece olgulardan hareket ederek bir Erbakan biyografisi yazmak amacıyla kaleme alındı…SONER YALÇIN
    2012 – İstanbul/Silivri Cezaevi

    6,90
  • Reis Gladio’nun Türk Tetikçisi

    Reis-Gladio’nun Türk Tetikçisi, yakın siyasi tarihimizde derin ve kanlı izler bırakmış olan Abdullah Çatlı’nın portresi çerçevesinde geniş karanlık ilişkiler ağını gözler önüne seriyor, bir dönemin otopsisini gerçekleştiriyor. “Susurluk kazası”nda hayatını kaybeden Çatlı’nın 12 Eylül öncesindeki eylemleri, Ülkücülükten derin devlete ve uluslararası planda Gladio’ya açılan bağlantıları, geniş bir araştırmaya dayanılarak, belgelerle ortaya konuyor.
    750’ye yakın ismin geçtiği kitap, Abdullah Çatlı’yı çocukluğundan itibaren anlatmakla birlikte bir biyografi olmanın çok ötesine geçiyor. Kitap, eşi Meral Çatlı’yla yapılan röportaj dahil, “Çatlı kimdi?” sorusuna verdiği yanıtlar kadar, Çatlı’nın kanlı süreçteki rolünü belirginleştiriyor.
    Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’dan Türkiye’nin en karanlık dönemlerine ilişkin çok net bir fotoğraf.
    “Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın yaşamöyküsü. Neler yaptı, nerelerde nasıl saklandı, kimlerin koruması altına girdi? Susurluk bağlantıları ve Susurluk olayına karışanlarla ilgili belgeler, bilgiler…” Emin Çölaşan
    Reis, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul tarafından yazılan ve Türkiye’nin son 20 yıllık yakın tarihinin en önemli referans kitaplarından biridir.” Sedat Ergin
    7,90
  • Siz Kimi Kandırıyorsunuz!

    Tarihin labirentlerinde, ezber bozan, şaşırtıcı bir yolculuk…
    Ülkelerin dünü ve bugünü arasındaki kimi benzerlikler şaşırtıcıdır.
    Osmanlı Padişahı Abdülaziz’in 30 Mayıs 1876’da askeri darbeyle tahttan indirilmesi ile Cumhuriyet döneminde ağır ekonomik kararlar alan hükümetlerin başına gelenler benzerdi.
    Protestanlığın yayılmasında Osmanlı’nın rolü neydi?
    İngilizler, Osmanlı istihbarat örgütünü neden ve nasıl kurdu?
    MHP’nin 2000’li yıllarda başörtüsünü desteklemeye başlaması şaşırtıcı değildi, çünkü Ülkücü harekette yaklaşık 50 yıl önceki Nihal Atsız-Alparslan Türkeş ayrılığıyla birlikte tarihsel dönüşüm yaşanmış, oy uğruna İslam motifinden yararlanmaya karar verilmişti.
    Geçmişte ülkenin sosyo-ekonomik ve siyasi hayatında önemli rol oynayan tarikatların bugün geldiği nokta ne?
    Dünün Akıncı Gençler’i bugün ne yapıyor?
    AKP’lilerin eşleri neden örtündü?
    Dincilerin, Mehmed Âkif Ersoy’la ilgili yalanı nasıl son buluyor?
    Türk “Che Guevera”lar nasıl ortaya çıktı?Doğruyu bulmak, zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur.

    8,90
  • Efendi Beyaz Türklerin Büyük Sırrı

    Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı? Onların var! Hem de üç kişi!
    Sizin akıl hastası akrabanız var mı? Peki intihar eden akrabanız? Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!
    Sizin başbakanlık yapmış akrabanız var mı? Onların var, hem de on yıl!
    Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı? Onların var, sayıları yirmiye yakın!
    Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı? Onların var!
    Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra darağacına gönderilen dışişleri bakanı akrabanız var mı? Onların var!
    Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerine başkanlık etmiş akrabalarınız var mı? Onların var!
    Sizin Mustafa Kemal’in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı’na damat olan akrabanız? Onların var!
    Adı, İzmir Suikastı’na karıştığı için idam edilen akrabanız var mı? Onların var!..
    Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular…
    İZMİRLİ EVLİYAZADE AİLESİ’NİN SIRRI NEYDİ?

    9,90
  • Efendi 2 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı

    Kimdir, “Beyaz Müslümanlar”?..
    Soner Yalçın bu kez okurlarını, tarikat şeyhi Harun Hoca’nın (Aaron Kandiyoti) peşinden, tarikatlara, dergâhlara, müritlere, siyaset ve ticaret dünyasına, ilginç akrabalık bağlarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor…
    İslamcı çevrelerin içindeki Sabetayistler…
    Tarikatlara, tekkelere, müritlere, iş dünyasına, siyasete ve ilginç akrabalık bağlantılarına uzanan ilişkiler ağı… İsimler… İsimler…
    Said-i Nursî’nin, mezarından kaçırılan cesedi
    yıllardır neden bulunamıyor?..
    Sabetay Sevi’nin sağ kolu Osman Çelebi,
    hangi ünlü Mevlevî’nin büyükdedesiydi?..
    Nâzım Hikmet’in Nakşibendî Gümüşhaneli Dergâhı’yla
    akrabalık bağları neydi?..
    Türkiye’nin sayılı zenginlerinden, tarikatçı bir ailenin
    sosyetik gelinleri kimler?..
    Yahudi Alyans Okulu mezunu ünlü şeyh kimdi?..

    9,90
  • Kabil

    José Saramago ölümünden önce yazdığı ve yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara yol açan son romanında insanlığın kutsal kitaplardaki başlangıcına geri dönüyor.

    Âdem ile Havva’nın oğlu, kardeş katili, “sürgün ve gezgin” Kabil’le çıkılan bu yolculuk, Eski Ahit’in loş ve tekinsiz diyarlarında, zaman ve mekân kavramlarını altüst ederek, süreğen bir şimdiki zaman içinde, edebiyatla felsefenin kesiştiği dar alanlarda dolaştırıyor okuru.

    4,90
  • Yazılamayanlar

    İşte Tayip Erdoğan’ın yaptığı 8 büyük siyasi operasyon!
    Erdoğan-Gökçek kavgasının perde arkası.
    Melih Gökçek ile Kadir Topbaş’ı hapisten kurtaran sırlar.
    Tayyip Erdoğan ile Ali Babacan’ın hiç bilenmeyen beton kavgası.
    Tayyip Erdoğan Ali Koç’tan niye çekiniyor? Babası Rahmi Koç’a elçi olarak kimi gönderdi?
    McKinsey ve Papaz olayının bilinmeyenleri…
    Aydın Doğan böyle tehdit edildi…
    Gazetelerin ve televizyonların gerçek sahibi kim?
    Muhsin Yazıcıoğlu’nu FETÖ böyle öldürdü, iktidar böyle seyretti.
    Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’a teslim olma sırrı ne?
    Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifa etmekten vazgeçiren neden…

    6,90
  • Bilinmeyen Adanın Öyküsü

    “Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver.”
    Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir dönemde bilinmeyen ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının büyük usta Saramago’nun eşsiz anlatısında edebiyat tarihine geçen yolculukları böyle başlar. Emrah İmre’nin Portekizceden çevirisi ve Birol Bayram’ın desenleriyle okurun minör başyapıtlarından olacaktır Bilinmeyen Adanın Öyküsü.

    3,90
  • Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

    Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

    İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

    Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’u, başladığı gibi bitiriyor: “Ertesi gün hiç kimse ölmedi.”

    8,90
  • Görmek

    Saramago, hiciv ile alegoriyi derin bir kavrayış ve keskin bir görüyle harmanladığı, o muazzam dil cambazlığıyla devamlı eşeleyerek zihnimizde karıncalanmadık yer bırakmadığı bu unutulmaz eserinde, hamaset denen düşünce fukaralığının ve onun kovuklarında yuvalanan güç saplantısının ipliğini pazara çıkarıyor. Fars hiç bu kadar trajik anlatılmamıştı.

    8,90
  • Kara Kutu

    Tarih: 5 Ocak 1978.
    Yer: Ankara.
    Bülent Ecevit yeni hükümeti kurdu.
    Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’ndaki gizli toplantıda “devrim” gibi kararlar alındı.

    Tarih: 12 Eylül 1978.
    Yer: Kazakistan Alma Ata.
    Dünya Sağlık Örgütü düzenlediği uluslararası konferansın sonunda
    yayımladığı bildiriyle ABD küresel ilaç şirketlerini kızdırdı…

    Tarih: 26 Mart 1979.
    Yer: İtalya Como Gölü sayfiyesi.
    Rockefeller sahibi olduğu Bellagio Evi’nde yaptığı NATO güvenlik toplantısında,
    yüz yıldır kontrolünde olan “endüstriyel tıp” ile ilgili bir dizi kararlar aldı…

    Ve:
    Tarih: 25 Haziran 1979.
    Yer: Manisa…
    Cemil Çöllü MHP İl Başkanı idi.
    Sahibi olduğu Huzur Eczanesi’nde öldürüldü.
    Ertesi gün…
    Tarih: 26 Haziran 1979.
    Yer: Manisa.
    Neşe Gülersoy CHP Kadın Kolları Üyesi idi.
    Sahibi olduğu Yeni Afiyet Eczanesi’nde meslektaşı MHP’li Cemil Çöllü’nün katledilmesini protesto eden bildiriyi yazarken öldürüldü.
    Yine Manisa…
    Yine bir eczane…
    Tarih: 19 Aralık 1979.
    Mete Erdem CHP İl Başkanı idi.
    Eczanesinde içeri giren saldırgan tarafından kurşunlanarak öldürüldü.

    Bu bir cinayet romanı değil…
    Modern tıbbın karanlık yüzü aydınlanıyor…
    Rockefeller’ın kozmik odasındaki Türkler kim?
    Neyin karşılığı, ne kadar para aldılar?
    Tabular yıkılacak… Ezberler bozulacak…
    Artık yüzleşme vakti…

    10,90
  • Saklı Seçilmişler Siz Onları Değil, Onlar Sizi Seçti

    Bir film düşün.
    İlk sahne sıradan bir olayla başlar.
    Film ilerledikçe gelişmelere inanamazsın.
    Dehşete kapılırsın.
    Film biter. Etkisinden kurtulamazsın.
    Korkarsın.
    Bu kitabın yazım sürecinde ben bunları yaşadım.
    İlk sahne:
    Altı yıl önceydi.
    Medyaya her cümlesi yalan olan bir haber sızdırıldı.
    Peşine düştüm..

    9,90
  • Derin ve Gizli Devlet Gazetecisi Olarak İtiraflarım

    Erdoğan Siirt seçimlerinin yenilenmesi karşılığında Baykal’a
    ne söz verdi?
    Erdoğan ve Büyükanıt’ın Dolmabahçe görüşmesindeki büyük sır ne? İkili kimin cumhurbaşkanı olmasında anlaştı? O kişi neden aday bile olamadı? Büyükanıt tutulmayan söze rağmen neden hep sustu?
    Emine Erdoğan – Hayrunnisa Gül kavgasının perde arkası…
    AKP’yi kapatma davasında Pentagon nasıl bir rol oynadı?
    Önder Sav’ın Baykal’a operasyonda yer almasını kimler,
    nasıl sağladı?
    İstihbarat Başkanı’nın açıkladığı o cinayetler…
    Komando kamplarının arkasındaki CIA ile bağlantılı o isim kimdi?
    O AKP’li milletvekiline “Ben MİT Müsteşarlığı değil, CIA şube müdürlüğü yaptım” diyen kimdi?
    Muhsin Yazıcıoğlu’nun işaret ettiği Alparslan Türkeş – Kasım Gülek ilişkisinin sırları…
    Muhsin Yazıcıoğlu telefonda Fethullah Gülen’e en son ne söyledi?
    Erdoğan ile Perinçek arasındaki esrarengiz ilişkinin perde arkası…

    5,90
  • Mustafa Kemal

    “Ey Türk gençliği!
    Birinci vazifen…”

    8,90