Eşik Yayınları

  • Satır Arası Hikayeler

    Bu kitapta, yüzyıllardır anlatılan, her anlatılışta yeniden canlanan ve bir hikmete, bir inceliğe can katan hikayelerimizden bir demet bulacaksınız. Bu hikayeler önemli, Çünkü vezir olmanın adam olmaya yetmediğini onlardan öğrendik. Kimsenin yaptığının yanına kar kalmayacağını, bir böceğin bile sebepsiz yaratılmadığını, her işte bir hayır olduğunu, sevmeyi, sevilmeyi, cömertliği, kahramanlığı, saygıyı, adam olmayı, incitmemeyi, hatta kulluğu o hikayelerden öğrendik. Bu miras yarınlara taşınmalıydı. Kimi kalın ciltli kitapların sayfaları arasında saklanmış, kimi dilden dile asırlardır dolaşagelen bu hikayeler asla unutulmamalıydı. Bu muhteşem mirastan mahrum kalmamalıydık.

    5,90
  • Göksultan (Karton Kapak)

    Yakın tarihimize yönelik araştırmalar çok fazla değildir. Özellikle Osmanlı’nın son yüzyılı detaylı araştırılmalı, yazılmalıdır. Bu alanın uzmanı araştırmacılar yetiştirilmelidir. Son dönemde Abdülhamid Han’a dair eserleriyle öne çıkan yazar Ozan Bodur, 2. Abdülhamid Han’ın hayatı ve şahsiyetini ele alan bu eseriyle alandaki büyük bir boşluğu da doldurmuş oluyor. Eser, okura bazı sorular soruyor ve cevaplarının peşine düşürüyor: 2. Abdülhamid Han; bizim için ne ifade eder? Veya şöyle açıkça soralım; biz neden 2. Abdülhamid Han’ı severiz, vefatının üzerinden bir asır geçmesine rağmen asla eksilmeyen bir tutkuyla neden ona karşı muhabbet besleriz? Dindar, ferasetli ve basiretli bir padişah olduğu için mi yoksa reformist, atılımcı ve yenilikçi bir devlet adamı olduğu için mi? Belki de hepsi ya da hiçbiri… Şurası muhakkak ki milletimizin sinesinde ona karşı duyulan sevginin yegâne sebebi icraatları ve eserlerinden ziyade onun verdiği kavgadır. Devletin her yönden kuşatıldığı bir dönemde “yeniden nizam-ı âlem” diyerek ortaya koyduğu şuurdur. Zaten kendisinin zihin dünyasını kavramak da buradan geçer. Çünkü “Abdülhamid Han’ı anlamak” dediğimiz şey o döneme dair alelâde ayrıntıları bilmekten öte onun verdiği mücadelenin özüne vâkıf olmakta saklıdır. İşte Ozan Bodur, Mostar Yayınları’ndan çıkan ve iki cilt olarak tasarlanan Göksultan adlı çalışmasının ilkinde tam buraya parmak basıyor. Bizleri, 2. Abdülhamid Han’ın şehzadelik yılları, sultan oluşu, devlet erkini tekrar düzenlemesi ve hilafet siyaseti ile zihin dünyasına dair alışılagelmiş biyografi çalışmalarından farklı olarak bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Kemal Tahir’in dediği gibi: “Bazıları tarihî roman yazar; bazılarıysa tarihi, roman gibi yazar!”
    7,90