Büyüyen Ay

  • Kudüs: Bir Pusula Kudüs, Filistin ve Ortadoğu Yazıları

    “Tarihte Kudüs kadar çığlıkla anılan başka şehir olmadı. Tarihte hiçbir şehirde Kudüs’te olduğu kadar efsanelerle hakikat çarpışmadı. Hiçbir şehir Kudüs gibi “geleneğin” temsilini üstlenmedi. Kudüs, hakikati boğan efsaneler adına binlerin akın ederek insan kanını sel edebildiği bir çekim merkezi… Aynı zamanda kadim “gelenekleri yok etmeden, onları kuşatıcı son muştunun öteki ile yüzleştiği mekânın adı… Kudüs bugün bir çığlıktır! Boğulmak istenen hakikat medeniyetinin çığlığı… Bu çığlık, onu tutsak eden paslı zincirleri parçaladığı gün Kudüs’ün temsil ettiği dünya da zincirlerini parçalayacak. Yeni bir dönem başlayacak, İslâm Âlemine insanlık için yeni bir muştuyu seslenecek. Tıpkı Selahaddin’in haçlı zincirini parçalamasının askeri zaferden öte anlamlarının olması, yeni bir dünyanın habercisi oluşu gibi. Kudüs, üstümüzdeki ölü toprağını silkeleyip atacağımız bir direnişin ilk çığlığıdır. Bu haykırış hakikati efsanelerle kapatmaya çalışan şeytani ideolojide meşruiyetini bulan hile ve zulmün karanlık örtüsünü Mescid-i Aksâ’dan indireceği ana ayarlanmış bir sur gibi üflenmeye ayarlı… Bu direniş ruhu medeniyetimizi her alanda küllendirilen, üstüne ölü toprağı serpilmeye çalışılan hakikat ruhunun kendine gelişini sembolize eder.. Kudüs bir medeniyetin yeniden diriliş sancılarının direnişi kuşandığı şehirdir. Kudüs direnişini kuşanmadan medeniyet dirilişi gerçekleşmeyecek. Selahaddin olmadan insanlık mutlak hakikat medeniyetiyle yeniden tanışmayacak demektir. Kudüs yeniden bir göreve çağırıyor. Kudüs’ü hem korkutuyor hem muştuluyor. Kudüs, havf ve recâ vadileri arasında bir şehir…” Mutlak hakikat nurunu tamamlayacaksa Kudüs şehrayini yeniden gök kubbemizde ışıldayacak demektir.” (2009)

    11,90
  • Aliya

    Bu eser, Âkif Emre’nin, Aliya İzzetbegoviç hakkında kaleme aldığı gazete ve dergi yazılarını, röportajlarını, panel ve TV konuşmalarını biraraya getiriyor. Bu haliyle bir bütünlüğüne ulaşan Aliya kitabı aynı zamanda 17 yıllık bir birikimin ürünü. Bu eserde bazı okurlarımızın aşina oldukları Âkif Emre’nin gazete dergi yazıları dışında ilk defa yayımlanacak röportajları ve konuşmaları da yer almakta. Özellikle Şubat 2001’de Aliya ile yapılan meşhur röportajın yanı sıra aynı tarihte Aliya ile birlikte Genç Müslümanlar (Mladi Müslimani) davasında mahkum edilen Eşref Çampara, Cemalüddin Latiç, Hasan Çeriç’le yapılmış röportajlarla birlikte Bosna Savaşında Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Rasim Deliç ve Aliya’nın yakın koruması Osman Mehmedagiç ile yapılmış ve hiç yayımlanmamış Âkif Emre arşivinde yer alan bu röportajlar ilk defa okuyucularımızla buluşuyor. Bir bütün halinde Şubat 2001 röportajlarının önemli bir özelliği de bir davaya, bir ideale sahip olmanın ne demek olduğunu bizzat onu yaşayanların ortaya koymaları, bir hareketin oluş ve yaşayış şartları hakkında teorik söylemlerle değil bizzat hayatın içinden şahitlikler sunuyor olmaları.

    7,90
  • Çizgisiz Defter

    Bu kitapta bir araya gelen yazılar gezi notları değildir. Her adımda doldurmaya çalıştığım deftere düşülen notlar… Her ne kadar önemli ölçüde yaşanan gerçeklere dair, toplumsaldan siyasala kadar çeşitli gözlemlerden oluşsa da o aslolan boş sayfayı doldurma çabasıdır. Buna yol düşüncesinden kesitler de denebilir.

    Aynı mekana dair farklı zamanlarda düşülen notlar zaman içindeki değişimi aksettirse de asıl yolcunun o mekana dair algılarındaki dalgalanmaları yansıtır. Belli mekanlara, coğrafyalara dair tekrar tekrar düşülen notlar yazarının içinde değişmeyen arayışın izlerini taşır.

    Bu anlamda on yılı aşkın süreye yayılan yazıların aynı mekanların etrafında dolaşması, belli coğrafyaları önemsemesi, sorduğu sorular, değişim içinde atadığı sabitelere dair yol düşünceleridir. Yolculuk telaşesi içinde alınmış hızlı notlara, çağrışımlara hep tarihi izdüşüm arayışı eşlik eder.

    Çizgisiz Defter, aslında sınırların parçalandığı coğrafyamıza dair modern zamanların ideolojik iğvalarına karşı bir hatırlayış denemesidir. Her sayfası yeniden yazılmayı bekleyen şuurun defteri…

    7,90
  • Ele Geçirilemeyen Toprak Kuzey Kafkasya

    Elinizdeki bu çalışma bir yanıyla, benzeri görülmemiş bir değişiklik döneminde yaşayan, devletlerin oluşturduğu resmi tarihten dışlanan “ötekilere” ilişkin bir sözlü tarih çalışması. Onlara ötekileri belirtecek anlamda “esmerler” deniyor. Esmerler; çünkü sarışın Slav ırkının yüzyıllarca süren hegemonyası altında yaşamış ötekiler onlar ve aslında, kendileri de sarışın olmakla birlikte Sovyet imparatorluğundaki diğer Müslüman halklarla birlikte esmerler olarak tanımlanmışlar. Onlar Kafkasya’nın en savaşçı en mücadeleci halklarından biri. Uzun savaş dönemleri arasında kısacık molalar vermek durumunda kalmışlar zaman zaman. Soykırımlar ve sürgünler kendilerini fiziksel olarak bütünüyle yok edemesin diye. Nüfus görece toparlanıp, fiziksel yok olma eşiği aşılır aşılmaz kaldıkları yerden devam etmişler özgürlük mücadelelerine. Kısaca son beş yüz yılı savaşarak geçirdikleri söylenebilir. Bu sarışın esmerler: “Çeçenler” Ancak Çeçenlere ilişkin bu öykü başka halkların kaderine de karışmış durumda bugün. Dağıstanlı mücahitlerle, İslâm Dünyası’nın dürt bir yanından gelen “yabacı mücahitlerin” öykülerini. Kısaca bizim seslerine kulak vermek istediğimiz ötekiler, son on yılı kapsayan Çeçen cihadının doğrudan parçası olmuş kişiler. Rus resmi tarihinin “terörist” olarak adlandırıp dışladığı ötekiler.

    8,90