Victor Hugo

Fransız edebiyatının ünlü isimlerinden olan Victor Hugo 26 Şubat 1902 tarihinde Fransa’da doğmuştur. O dönemde Fransa’da siyasi yönden büyük bir çalkantı vardı. Kendisi iki yaşındayken Napolyon başa geçmiştir. On sekiz yaşında ise Bourbon monarşisi tekrar başa geçmiştir. Babası Napolyon’un subaylarından biridir. Napolyon tahttan indikten sonra geçim sıkıntısı yaşamaya başlamışlardır. 1821 yılında annesini kaybeden Victor Hugo ertesi yıl büyük aşkı olan Adele Foucher ile evlenmiştir. Victor Hugo 1878 yılında beynindeki bir sorun nedeniyle rahatsızlanmıştır. Bundan 7 yıl sonra 1885 yılında hayatını kaybetmiştir. Romantizm akımının lideri olan Victor Hugo düz yazı ve şiir ustasıdır. Kendisinden sonra gelen birçok şair ve yazarı etkilemiştir. Charles Dickens, Fyodor Dostoyevski, Oscar Wilde, Albert Camus, Tolstoy gibi pek çok edebiyatçıyı etkilemiştir. Roman, tiyatro ve şiir türünde eserler vermiştir. Victor Hugo’nun oldukça güçlü bir tekniği vardı. Fransız şiirini büyük bir ahenkle yazdı. Romanları da dil bakımından şiirlerine benzemektedir. Balzac ve Dumas’ı bu yönüyle geçmiştir. İlham kaynakları sınırsız olan bir yazardı. Hernani adlı oyunuyla romantikler ve klasisizm savunucuları arasında bir savaşı başlatmıştır. Bu savaşı kazanan romantikler olmuştur. İlk başta şair olarak tanınan Victor Hugo Notre Dame’ın Kamburu adlı romanıyla büyük bir roman yazarı olduğunu da kanıtlamıştır. Victor Hugo’yu dünya çapında tanıtan eseri hiç şüphesiz Sefiller adlı romanı olmuştur. Ayrıca deniz işçileri gibi siyasi ve toplumsal olaylardan da bahsetmiştir.

  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, hayatının beş yılını darbeyle başa gelen Louis Bonaparte’a karşı çıktığı için sürgünde geçiren Victor Hugo’nun başkaldırı güncesi olarak okunabilir. Modern edebiyatın ilk monoloğu sayılan romanda Hugo, idam cezasının trajikomik yanını da gözler önüne seriyor. İdama mahkûm bir adamın altı haftaya yayılan güncesini okurken asıl suçlunun kim olduğuna karar veremeyeceksiniz. Cinayeti işleyen katil mi, idamı bir şölen gibi izlemek için can atan toplum mu?

    3,90
  • Notre-Dame’ın Kamburu

    Quasimodo” Paskalya’dan sonraki ilk pazara verilen addır aslında. XX. yüzyıl Paris’inde Notre-Dame Kilisesi’nin ön avlusundaki kerevete, kimsesiz bebekler bırakılırdı. Başdiyakoz Frollo, böyle bir günde bulduğu sakat bebeği himayesine alır ve ona Quasimodo adını verir. Onu büyütür ve kilisenin zangocu yapar; ancak çanın sesi altın kalpli Quasimodo’nun giderek sağır olmasına yol açar. Ne var ki, Quasimodo’nun koruyucusu kabul edip büyük sevgi ve bağlılık duyarak büyüdüğü başdiyakoz, karanlık iç dünyasına hapsolmuş, dizginleyemediği nefretinin pençesinde kıvranan biridir.
    Victor Hugo, olayları ince ince ördüğü Notre-Dame’ın Kamburu adlı ünlü eserinde, insan hayatında kaderin yerini sorgulamış, kaleme alındığından bu yana birçok sanat eserine, özellikle de filmlere esin kaynağı olan muhteşem bir roman çıkarmıştır ortaya.
    Notre-Dame’ın Kamburu aynı zamanda Paris kentinin romanıdır. Hugo, şehrin o dönemini tüm ayrıntılarıyla, Fransız dilinin tüm zenginliğini kullanarak aktarmış, Paris’in diğer karakterlerden rol çalmasına yol açmıştır.

    13,90