Ramazan Kayan

  • Namaz Çağrısı

    Şimdi diyebilirsiniz ki yayın dünyasında namazla ilgili çok sayıda eser bulunurken neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duydunuz?
    Doğrusu aynı düşünceden dolayı bu çalışmayı uzun süre erteledim. ‘’Bu konuda yazılacak her şey en güzel şekilde sunulmuşken acaba tekraramı düşerim ?’’ diye düşünüyordum… Ancak zamanla konuya bskışım değişti… ‘’Söz konusu olan namaz ise ne söylense, ne kadar yazılsa yinede azdır’’ sonucuna vardım.
    Çünkü namaz, Allah’ı önemsemek ve öncelemektir… Allah merkezli bir yaşamın günlük temrinleridir…Namaz ilhi bir gündemdir… Tevhid,Allah’ı birlemektir, namaz ise Allah ile birlikte olmaktır… Namaz tevhidin eyleme geçmiş halidir… ya da imanın ete kemiğe bürünmesidir…
    Namaz aradan çıkarılacak bir angarya değil, hayatın anlam ve amacıdır…
    İslamın ruhu ve rayihasıdır namaz… Evet, namaz ne bir alışkanlık ne de üstümüzden atmamız gereken bir ağırlıktır… O bir anma, arınma ve adanma ameliyesidir… Namaz yük değil yüceliktir… Allah’a yakınlıktır…

    devamını oku

    5,90
  • Davet Yolunda Bir Siyah Bir Beyaz

    Sıra dışı iki insan…
    Bir siyah… Bir beyaz…
    Bir erkek… Bir kadın…
    Bir engelsiz… Bir engelli…
    Biri motosikletli… Diğeri tekerlekli sandalyede…
    Biri mühtedi… Diğeri bildiğimiz Müslüman…
    Biri Afrika’da… Diğeri Avrupa’da…
    İki şahit… İki davetçi… İki dertli… İki dava delisi… İki adanmış… İki seferi… İki süvari…
    Nevi şahsına münhasır iki şahsiyet…
    Her birimizin zihnini uyaracak, kalbini titretecek, ruhunu diriltecek; iki nurlu sima, iki Rabbani öykü…
    Modern dönemlerin iki duru ve diri davetçisinden bahsediyorum. Yalın ve yalnız ama yılmaz ve yorulmak nedir bilmez iki yüreğin yürüyüşünü paylaşmak istiyorum.
    Maskesiz, makyajsız… İmaj ve prestij derdi olmayan… Safvetin ve samimiyetin simgesi olan iki isim… Bu iki isim aslında birer kişi değil adeta birer simge…
    Yabancılaşmaya direnen, temsil ve tebliğ gücü yüksek iki yürek…
    Musa Bangura ve Gülseren Gümüş…

    4,90
  • İhlas Çağrısı

    İslami ve insani değerlerin, duyarlılıkların hızla aşındığı bir zaman diliminde yaşıyoruz… Toplumlar yönsüzlük girdabına sürükleniyor… Maddi ve fiziki gereksinimleri giderilen insan, “kutsal” olandan, “ilahi” olandan, “metafizik” olandan koparılıyor… Ve insan savunmasız… Özünden kopan… Başkalaşan, kendi olmayan birey, yabancılaşma sürecinde güvensiz.. Gönülsüz.. Yalnız ve soğuk… Kuşkulu ve doyumsuz… “Gönül” ve “güven” yıkıma uğradı… Akıl ve güç kutsandı…

    İnsanoğlu ürettiği teknolojinin esiri… Sıcak ve samimi dünyaların yerni sanal dünyalar aldı… Yapay duruşlar… Mekanik ilişkiler… Dijital bir yaşam… Bencil duygular… Fırsatçı bakışlar…çıkarcı hesaplar… Çağdaş insanın yaşam felsefesi…

    5,90