Nazife Şişman

Nazife Şişman, 1963 yılında Bolu'da dünyaya gelmiştir. Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesinden mezun olmuştur. Nazife Şişman, 1996 yılında Global Konferanslarda Kadın Politikaları, 1998 yılında Anlatılmamış Öyküler gibi birçok kitap yayınlamıştır.

  • Kaderle Tasarım Arasında Yeni İnsan

    On dokuzuncu yüzyılda evrimci biyoloji, insan-hayvan arasındaki farkı ortadan kaldırmıştı. Günümüzdeyse biyo-teknik ve gen mühendisliği makine-insan arasındaki sınırı belirsiz hale getirdi. Biyonikler, yapay zeka, genetik kopyalama gibi metotlar nedeniyle artık insanın sınırları tartışmalı hale geldi. Eğer insanın bir kutsiyeti ve doğası yoksa, onu biteviye değiştirmemize, yapay organlarla takviye etmemize, embriyoya müdahale ederek üstün nitelikli insan ya da insan-hayvan-makine arası bir varlık inşa etmemize ne engel olabilir? Bilim kendi amacını tayin edebilir mi? “Bilimsel” tavır, ölü bedenlere ya da embriyolara sadece birer hücre yığınıymışçasına muamele edilmesini meşrulaştırabilir mi? Nazife Şişman, kader ile tasarım arasında salınan “yeni insan”ı bu sorular eşliğinde tartışmaya açıyor.

    5,90
  • Dijital Çağda Müslüman Kalmak

    21. yüzyılda yaşayan faniler olarak nasıl bir dünya ile kuşatılmış olduğumuzun farkında mıyız? Alo fetva hatları, online zekât mecraları, Youtube’dan yayınlanan vaazlar, zikirmatikler, Mescid-i Haram’dan naklen yayınlanan namazlar… Bu yeni teknolojiler, yeni araçlar dinî neşvenin, ilmin, fıkhın, maneviyatın aktarılmasında kullanıldığında, esasında olmakta olan nedir?
    İşitmenin yerini görmenin aldığı, görüntünün gerçekten daha gerçekmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada ferâseti ve basîreti nasıl kuşanacağız?
    Bilgi, mahremiyet, merhamet, mimari… duyusal, zihinsel, davranışsal ve ahlâkî, insana dair hemen her şey, muhatap olduğumuz dijital çağda nasıl bir dönüşüm geçiriyor?
    Hayatımıza katılan her teknolojik yenilik, gündelik hayat örgütlenmemizi de zihniyet dünyamızı da dönüştürüyor. Bu değişim ve dönüşümle yüzleşmeden, neyi nasıl yapacağımız konusunda bir netlik hâsıl olması mümkün değil. Bu kitap, karşılaştığınız yakıcı sorunlara çözümler sunmuyor; tasvir olmadan tahlilin, tahlil olmadan da teklifin mümkün olmayacağını hatırda tutmaya çalışarak, okuyucusunu içinde yaşadığı dijital kültürle yüzleşmeye davet ediyor.
    devamını oku

    5,90
  • Sınırsız Dünyanın Yeni Sınırı Başörtüsü

    “Seksenli yılların başında Şerif Mardin’den Sosyal Değişme dersi almıştım. Hoca değişmeyi değil,
    sürekliliği  anlatarak  başlamıştı  derse.  ‘Değişme’ye  âdeta  kutsal  bir  anlam  yükleyen  modernleşme
    kuramlarını  okuduğumuz  bir  dönemde,  sürekliliği  vurgulayan  bir  giriş…  Ardından  ‘Sınıfımızda
    toplumsal  sürekliliğin  çok  bariz  bir  örneği  var’ deyip  susması  ve  cevabını  bizden  beklemesi…  Bu
    sürekliliğin benimle ilgili olduğunu hemen anlamıştım. Hoca için başörtüm, nevzuhur bir uygulama
    değil;  toplumsal  sürekliliğin  bir  göstergesiydi.  Yani  bu  topraklarda  yaşayanlar  yüzyıllardır
    Müslüman’dı.  Ve  kadınlar,  dinlerinin  gereği  olarak  örtünmeye  devam  ediyorlardı.  Eğitim  ve
    kentleşmenin,  dinî  uygulamaları  ortadan  kaldıracağını  iddia  eden  modernleşme  ve  sekülerleşme
    teorilerinin  hilafına.  Böyleydi  ama  ağırlıklı  olarak  son  otuz  yıldır  yasaklar  nedeniyle  bir  ‘sorun’a
    dönüştü  başörtüsü.  Toplumsal  süreklilik  vurgusunun  yerini  bir  nevzuhurluk  vurgusu  aldı.”  Nazife
    Şişman, “başörtüsü”ne “sınırsız dünyanın yeni sınırı” metaforu üzerinden küresel bir çerçeve çiziyor.
    Kavramsal analizlerinde kullandığı mesafe, içeriden tecrübelerin kazandırdığı sağduyu ile birleşiyor.
    Ve şu tespiti yapıyor: “Başörtüsü sadece başörtüsü değil. Kimliklerin belirlendiği, sınırların çizildiği
    satıhta  bir  anlam  taşıyıcı.  Başörtüsü,  sınırsız  dünyanın  yeni  sınırı.  Müslüman  kadınlar,  örtüleriyle
    sınırsız özgürlüğün tecessüm ettiği bedene sınır çiziyorlar, seküler kamusallığın içinde dinî bir alanın
    sınırını tahkim ediyorlar. Bazı sınırları çizerken,  başka bazı sınırları ihlal ediyor; laikliğin, seküler
    kamusallığın sınırlarını zorluyorlar.”
    5,90
  • Mahremiyet Hayatın Sırları ve Sınırları

    Mesafenin eridiği, şeffaflığın ideoloji hâline geldiği, ölümün bile performansa dönüştüğü bir vasatta yaşıyoruz. Kişinin kendisini sergilemek zorunda kalmadığı, kendi başına kalabildiği bir mesafeden mahrumuz. Sermayenin, enformasyonun, iletişimin hızı önünde duran hiçbir engele izin yok. Zaten bu sebeple, şeffaflık güven ile, sır da suç ile bağlantılandırılıyor. İnsanlık tarihi kadar eski bir mesele olsa da mahremiyetle ilgili bugüne has ve yeni sorunlarla karşı karşıyayız çünkü mahremiyet, mekânsal, öznel, değişken ve yaşayan bir gerçeklik. Günümüzde bu değişken yapıyı anlayabilmek için cazip teknolojik vaatleri ve tekno-kapitalist yapılanmayı kendi sistemsel çerçevesi içinden görebilmek, bundan da önemlisi meseleye nereden baktığımızı netleştirmek gerekiyor. Elinizdeki derleme, bu zorunluluğun sorumluluğuna talip olan ve mahremiyeti (felsefe, sosyoloji, tarih, ahlak, fıkıh, tasavvuf, mimari, hukuk vb. alanlarda) disiplinlerarası bir yaklaşımla, bugünün içinden, yeniden ele alan yazılardan oluşuyor. Değişenleri ve değişmeyenleri, tarihî ve güncel olanı ele alan Mahremiyet: Hayatın Sırları ve Sınırları’nın içinde yer alan yazılar, mahremiyetle ilgili bir bakış açısının oluşmasına katkı olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.

    5,90