Mete Gündoğan

Prof. Dr. Mete Gündoğan, 1963 Dursunbey, Balıkesir doğumludur. İlköğretim ve lise eğitimini Ayvalık ilçesinde tamamlamış ardından Dokuz Eylül Üniversitesinde Lisans çalışmasını bitirerek Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Yüksek Lisans çalışmalarına başlamıştır. Tez aşamasında British Council'den burs kazanarak İngiltere'ye gitmiş ve Cranfield Teknoloji Enstitüsünde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans çalışmasını 1995 yılında tamamlamıştır. 1995 yılında yine aynı üniversitede Endüstri ve üretim Sistemleri Mühendisliği alanında doktorasını tamamlamış, 2000 yılında da doktorasını almıştır. Yazar Mete Gündoğan, yarı zamanlı olarak Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe üniversitesi, Polis Akademisi ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Bartın Üniversitesinde çalışmıştır. Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Mete Gündoğan İngilizce ve Fransızcanın yanısıra kısıtlı derecede Felemenkçe, Boşnakça ve Arapça bilmektedir. Yazarın aynı zamanda uluslararası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunmaktadır.

  • Sekiz Deniz Yaylası Güçlü Türkiye Güçlü Bölge

    Tarihimizde, bugün yaşadıklarımıza benzer sıkıntılı dönemler çok olmuştur. Ancak bu tür dönemlerden hep kendi özümüze dönerek, kendi ilkelerimize inanıp onları üstün tutarak, söylediklerimizin arkasında dirayetle durarak, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak çıkmışızdır. İşte bugün de “büyük çıkış” bu çerçeve içerisinde gerçekleşecektir.

    Ülkemiz, bölgede küresel bir vizyon ortaya koyabilecek müktesebata ve kabiliyete sahip bir ülkedir. Bölgedeki bütün ülkelerle ortak geçmişi olan bir ülkedir. Yüzyıllarca bölgede izzet, barış ve adalete hizmet etmiş bir ülkedir.

    Yapılması gerekenlerin başında, öze dönüş ve kendi medeniyet müktesebatımızı
    sahiplenmek gelir. Milletimiz asırlar boyu bütün insanlığın saadeti için en büyük
    hizmetleri yapmış ve insanlığa en büyük katkıları sağlamıştır. Doğrunun, iyi ve güzelin, faydalının ve adil olanın hâkim olması için canla başla çalışmıştır. Çünkü iyi insan olmak için herkesin iyiliğini istemek ve bu yolda gayretle çalışmak gereklidir.

    Bölgemizdeki halklar yüzyıllarca huzur ve banş içerisinde yaşamışlardı. Geçmişte bu
    huzur ve banşr bozan etkiler hep dışandan gelen kışkırtmalar ile oluşmuştur. Bunların başında dışarıdan teşekkül ettirilen haçlı seferleri gelir. Bu gibi dışarıdan beslenen müdahaleleri saymaz isek, bölge halkları onlarca yüzyıl huzur ve barış içerisinde birlikte yaşamasını bilen ve bu uğurda fedakârlık yapabilen halklardır.

    Yirminci yüzyıl boyunca yaşanan sıkıntılar bize, insanoğlunun saadeti için artık bazı
    temel adımların atılması gereğini aşikâren göstermiştir. Başta ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünyanın adıl bu şekilde yeniden yapılandırılmasını istiyorsak, bunu başkalarından bekleyemeyiz.

    Hiç kimsenin bizim işimizi bizim için yapmasını bekleyemeyiz. Bir karar verip, o karar doğrultusunda azimle çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunu yapabildiği takdirde ülkemizin ve bölgemizin önünde durabilecek hiçbir kuvvet yoktur.

    6,90
  • Oyun Teorisi

    Öyle bir oyun düşünün ki bütün oyuncular aynı ekipten. Yani siz, kendi ekibinizden birine karşı oynuyorsunuz.
    Muhteşem bir kriptolojik kurgu! Rakibiniz aslında sizinle aynı amaçlara hizmet eden biri oluyor. Siz ve rakibiniz
    (!) sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa onu tercih ediyorsunuz. Siz açıktan yapıyorsunuz, o ise
    gizliden gizliye yapıyor. Size karşı oynuyormuş gibi gözükerek size hizmet ediyor.
    Burada guguk kuşu, rakibinizin bizzat kendisi olmuş oluyor. Bir kripto. Çok çeşitli sahalarda bunun
    uygulamalarını görmek mümkündür. Örneğin kendi elemanınızı, rakip bir kuruluşun önemli bir yöneticisi
    yapmayı başarmanız gibi bir şey!
    Bugün bize karşı kurgulanan bütün oyunları tek tek çözümlemeye başladığımızda, aslında hepsinin anasının bir
    dünya hâkimiyeti oyunu veya kurgusu olduğunu görüyoruz. Eğer düşmanlarımızla ya da daha yumuşak bir
    ifadeyle rakiplerimizle mücadele edeceksek, bu mücadeleyi tüm katmanlarda yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi
    takdirde kaybetmeye mahkûm olmuş oluruz. Yani, kısacası, Türkiye küresel ölçekte bir oyun kurucu olmalıdır.
    Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
    Büyük devletler şartları oluşturur, küçük devletler şartlara tabi olur. Türkiye’miz büyük bir devlettir ve şartları
    oluşturmak zorundadır.

    7,90
  • Narkoz

    “Kimin kral olduğu umurumda bile değil. Çünkü para arzını kim kontrol ediyorsa, imparatorluk da onundur.”
    – Nathan Rothschild

    “Bu güç benim elimde olduktan sonra kanunları kimin yaptığı hiç fark etmez.”
    – David Rockefeller

    “Ben sistemin zaaflarından hareketle para kazanıyorum.”
    – George Soros

    NARKOZ, yaklaşık yüz elli yıldır finans elitler ile devletler arasında oynanan bir oyunun ve bunun farkına varamayan narkozlanmış beyinlerin hikâyesidir. Her türlü aracın en acımasız şekillerde kullanıldığı bu oyunun ardında tabii ki bütün oyunlarda olduğu gibi bankerlerin parmağı var. Küreselleşme en çok onların işine yaradı. Bilişim teknolojisi emirlerinde. Dünyanın her yerine borç verip onları sömürecek ve köleleştirecek güce ulaştılar. Bugün, küresel finans elitler, mükemmel bir network oluşturdular. Bu sayede son yarım asırdır, bu oyunun kazananı net olarak bankerlerdir. Daha spesifik bir ifadeyle küresel finans elitlerdir. Çünkü bunlar, ellerindeki sınırsız para imkânlarıyla her türlü projeyi gerçekleştirebilecek kabiliyettedirler.
    İşte şimdi ülkemiz de bu oyun içerisinde öyle bir kavşağa ulaştı ki bu noktadan itibaren tercih edilecek yol, kaderimizi belirleyecektir. Bu oyunda önümüzdeki 3-5 yıl, ülkenin 40-50 yılını tayin edecektir.

    7,90