İsmet Özel

İsmet Özel 9 Eylül 1944 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Ailesi aslen Sökeliydi. Babası polis memuruydu. Babasının memuriyeti nedeni ile farklı illerde öğrenimini tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Çok uzun yıllar Konservatuarda Fransızca okutmanlık yaptı. İsmet Özel ilk şiirini Yelken dergisinde yayınlandı. Böylelikle yazın hayatına girmiştir. 1966 yılında Geceleyin Bir Koşu isimli kitabını yayınlandı. Çok ses getiren ikinci kitabını Evet, İsyan’da yayınladı. Yakın arkadaşı olan Ataol Behramoğlu ile Halkın Dostları dergisini çıkardı. Önceleri savunduğu sosyalist düşünceden sıyrılarak farklı bir ruhi değişim yaşadı. Bu dönemden sonra İslam çerçevesinde yazmaya başladı. Taşları Yemek Yasak kitabı ile Türkiye yazarlar birliği deneme üstün hizmet ödülünü aldı. Siyasi yazıları dergi ve gazetelerde yayınlandı.

  • Sorulunca Söylenen

    İsmet Özel’in son on dört senede neşredilmemiş kitabı SORULUNCA SÖYLENEN’in yeni baskısı yapıldı. Kitap, 1977 ila 1999 yılları arasında İsmet Özel ile yapılmış mülakatları ihtiva ediyor. Kitabın arka kapağında şu satırlar yazmakta: “Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi bir kalkınma ideolojisi olabilir mi? Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi anti-emperyalist bir mücadele programında temel unsur haline gelebilir mi? Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi komünizme karşı bir silah olarak kullanılabilir mi? Bunların hepsi yirminci yüzyılda yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ama bütün bu olup bitenin, devam etmekte olanların kelime-i tevhid ile müsbet mânâda bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. İslâm’ı bir araç olarak görmek, İslâm’dan daha üstün hedeflerin bulunduğunu kabul etmek anlamına gelir. Eğer İslâm’dan, yani Allah’a teslimiyetten daha üstün değerler varsa Müslüman olmaya ne gerek var.”

    10,90
  • Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı

    “TÜRK OLAMADIYSAN OLDUN AMERİKALI” İsmet Özel’in Türkiye’de her şey olup bittikten sonra Müslümanların tekrar toparlanabilmesi için şuanda edinecekleri istikameti nasıl tayin etmeleri gerektiğini izah ettiği yazılarından müteşekkildir. “Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı” evvelce neşrolmuş “Desem Öldürürler Demesem Öldüm” ve “Küfrün İhsanı Olmaz” kitaplarından sonra Kur’an harfleri ile sağdan sola, latin harfleri ile de soldan sağa neşredilmiş üçüncü İsmet Özel kitabıdır. Türk olmayanlar Türkiye’nin Türkiye olmasına itiraz edenlerdir. Büyük sıkıntı Türklük aleyhine faaliyetlerini Türk kisvesine girip yürütenlerden doğdu. Sıkıntı devam etmektedir. Başı sıkışan bütün Türk düşmanları, Türklük düşmanları, Türkiye düşmanları kendilerinin de Türk oldukları, yerlerini Türklük içinde ve lehinde buldukları, yaptıklarını Türkiye uğruna yaptıkları iddiası güder. İddia ederler; ama bunu ispata yanaşmazlar. Hâlbuki beyyine külfeti müddeiye düşer. Onlar yük olarak yanlarında Türklüğün tarihten, Türkiye’nin haritadan silinmesi halinde tesirini gösterecek kozlar bulundurur. Türk görünülse bile Türk olmamak cem olmuş haldedir. Bu toplanmışlık Türk karşısındadır ve her biri yanındakinin kazancından istifadeye gözünü dikmiştir.

    10,90
  • Ve’l – Asr

    “Nankör ve müstağni insanın bilmedikleri yanında bildikleri de var. O neyi, nerede ve nasıl yapacağını bilir. Ama yaptıklarının sebebini sordurtmaz. Niçin sorusunu soranlara düşmanlık gösterir. Çünkü yaptıklarının kendisine verilenleri kötüye kullanmak suretiyle yapıldığının ayan beyan oluşuna katlanamaz. Hümanizm böyle bir istiğnadır, bize hakkı tavsiye etmez, çünkü yanmamış evi ulular, yüceltir; bize sabrı tavsiye etmez, çünkü biz evi yanmış olanlara katılmaya, yanmayan evden bizim hissemize düşeni vermeye hiç niyeti yoktur.”

    7,90
  • Kırk Hadis

    TİYO Yayıncılığın on dördüncü kitabı “KIRK HADİS” İsmet Özel’in yaptığı radyo konuşmalarından derlenmiştir. Bir şairin seçtiği kırk hadisi ve bu hadisler ile hayatımıza nasıl bakmamız gerektiğini bulacağınız kitabın arka kapağında ise şunlar yazılı: “Bir hadîs-i şerîfin bir şairle ne ilgisi olduğunu, bir hadîsin bir şaire neler ilham ettiğini, bir hadîsin bir şaire hangi bakımdan ikramda bulunduğunu öğrenmek hoşunuza gidecekse doğru yere geldiniz. Geldiğiniz yer doğrudur ve fakat bu yerde kalacaksanız bu yerin size rahatlık temin etmeyeceğini bildiğiniz müddetçe kalabilirsiniz. Kalmayı göze aldıysanız “terakki” sahasına girdiniz demektir. Korkulur ki bu satırların devamında okuyacaklarınız şimdiye kadar bozulmadan koruyageldiğiniz rahatınıza musallat olacaktır.”

    7,90
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin

    Waldo Sen Neden Burada Değilsin kitabı, devamı olan Henry Sen Neden Buradasın 1 ve Henry Sen Neden Buradasın 2 kitapları ile birarada neşroldu. “Kim olduğumuz sorusuna cevap ararken, aklımız hep, kim olacağımız sorusuyla karışıyor. Kim olacağımızı düşündüğümüzde ise kim olmak istediğimiz sorusu peşimizi koyuvermiyor. Gerçekte, kim olduğumuzu öğrenme süreci içinde bile kimliğimiz yeniden oluşuyor. Sanki Werner Heisenberg’in belirsizlik ilkesine tâbi olmuş gibiyiz. Nerede olduğumuzu öğrenmeye çalışırken nereye gittiğimizin bilgisi elimizden kaçıyor, eğer nereye gittiğimizi bilme gayretine kendimizi kaptırırsak nerede olduğumuzu unutma tehlikesine uğruyoruz. Ama bütün bu belirsizlik içinde karartılamayacak, önemi azaltılamayacak, vazgeçilemeyecek bir kalkış noktamız var: Bizler, hepimiz birer ürünüz. Hepimiz husule geldik, hepimiz oğullar ve kızlarız.”

    7,90
  • Üç Zor Mesele Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma

    İsmet Özel’in Üç Mesele ve Zor Zamanda Konuşmak kitapları yeni ve uzun bir dibace ile bir arada “ÜÇ ZOR MESELE” adıyla neşredildi. “ÜÇ KULHUVALLAHİ BİR ELHAM ÜÇ ZOR MESELE’NİN DİBACESİ işin işten geçmediği, Türkiye’de yapılacak şeylerin neler olduğu fikrine mahsus zeminin oluşmasına müsait vaktin işaretlerinin henüz belirebildiği inancıyla yazıldı. Bor’un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde’ye sürme düşüncesinde de değilim. Üç Mesele’yi Zor Zamanda Konuşmak içinde erittim ve ortaya daha netameli ÜÇ ZOR MESELE çıktı. Niçin yaptım bunu? Her iki kitabın da müşterisi vardı. Yaptım, çünkü eşeğimi Niğde’ye sürmeğe rıza göstermiş olmak, her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamış kıraat meraklılarına taviz vermekti. Paradoks her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamışların her iki kitabın piyasaya çıkmasına sebep oluşlarındadır.”

    12,90
  • Erbain Kırk Yılın Şiirleri

    İsmet Özel’in kırk yaşına kadar yayınladığı dört şiir kitabındaki ve bazı dergilerde yer alan şiirleri ERBAİN kitabında toplanmıştır.

    Geceleyin Bir Koşu (1966)
    Evet, İsyan (1969)
    Cinayetler Kitabı (1975)
    Celladıma Gülümserken (1984)

    10,90
  • Küfrün İhsanı Olmaz

    TİYO Yayıncılığın on üçüncü kitabı “Küfrün İhsanı Olmaz” İsmet Özel’in “Desem Öldürürler, Demesem Öldüm” kitabı ile başlattığı serinin ikincisidir. Kitap soldan sağa Latin harfleri, sağdan sola Kur’an harfleri ile yazılmıştır ve bu sebeple iki kapaklıdır. “Eğer biz mü’min isek; mü’min olan eğer bizler isek nereden belli olur bu? Bellilik anlamadadır. Mü’min olarak anlamışlar arasına katılmışızdır. Ne anladık? Kâfirlerin en istemeyecekleri hâdisenin, en çok karşılaşmaktan çekindikleri hâdisenin bizim ormanı fark etmemiz, bizim ormanı görmemiz olduğunu anladık. Türkiye’de Müslümanlıkmış gibi bilinen şeyin devlet tarafından milleti itaate icbar etmek, milleti İslâm’la terörize etmek için tahkim edilmiş kalıplar olduğunu geç de olsa öğrenebildim. Gerçek Müslüman, hayatın ne demek olduğunu bildiği için ekstradan bir dinî hayat nedir bilmez. Ekstradan bir dinî hayat edinmeyen Müslümanların bugün nasıl bir mesele karşısında olduğunu izaha “küfrün ihsanı olmaz” ibaresini dile getirmek yetmez; bu ibareyi şuur katına çıkarma zarureti vardır. Küfre en rahat hareket tarzı temin eden bir emir-kumanda zincirine rapt olunmakla Müslüman kalınmayacağı bilhassa öğrenilmelidir.”

    8,90
  • Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir

    İsmet Özel’in her birini tek bir kitap olarak tasarladığı ve İstiklal Marşı Derneği portalinde yayınlanan “Homeros’tan Karl Marx’a Şiirin Türk Tarihi”, “Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir”, “Tersinden Edebiyat Tarihi” ve “Önce Namazdan Soracaklar” başlıklı yazıları “TÜRKÜM DOĞRUYUM İNTİKAMIM ÜLKEMDİR” adıyla neşrolunuyor. Kitap, İsmet Özel’in geçirdiği hastalığından sonra yayınlanan ilk yazısı olan “Başa Dönebilmek İçin Sonuna Kadar Gittim” serlevhalı önsöz mahiyetinde uzunca bir yazısı ile açılıyor. İsmet Özel Türkiye’nin ve dünyanın hali dolayısıyla yeni bir kitabı yazmaya başlamak durumunda kalarak tamamlamak üzere yarım bıraktığı yazıları terk ederek kitaplaştırdı. Lakin: Terk ediş uyandırmıyor gidişi Bir kalış sunmuyor durduğu zaman. Kitabın önsözünden bir parça: (…) Ne ölçüde tuhafınıza giderse gitsin (eğer gidiyorsa) hakikat şudur: Âdem soyundan gelen bir insan olmak münfail olmadan fail olunamayacağını bilmeğe çıkar. Sizin anlayacağınız, ibadet yaratılmış olmanın yükünü üzerine almaktan duyulan memnuniyetin izharıdır. İnsanın yazıyor olması maruz kaldığı ters duruma terslenmekten geri durmayışının, durmayacağının, geri duran her kim olursa olsun onunla savaşmasının sonucudur. Sonuç mu dedim? Büyük hata… Sonuç yok. Yumak sarıldıkça sarılır. Okundukça okunur. Yazıldıkça yazılır. Okundukça yazılır. Yazıldıkça okunur. Çabalıyor, kendimizi yıpratıyor, sonuçtan haberdar edilmeksizin çabalıyoruz. Ölmeden yaptığımız işler ölmüşlerimizin ruhuna ya değiyor veya değmiyor. Değer sandıklarımız değmeyebilir. Değmez sandıklarımız değebilir. Hepimizin yükselişi, yani beşerî vasıflarımızı insanlık katına çıkarışımız bize verilene ne kadar liyakat gösterdiğimize mebnidir. Liyakat ancak sıra gözetilerek gösterilebiliniyor. Sırayı ne sebeple olursa olsun şaşıranlar helâk olmuştur. Kaprislerimiz sıra tanımaz. Sıra İslâm, iman, ihsan sırasıdır. Ömürlerini Türk topraklarında geçiren kimilerinin sıra dışı kalmakla hava atma yarışı içinde bulundukları bu çağda sıranın kaçınılmazlığını ve şerefe vesile olan şeyin sadece sırasıyla, sıra olunarak, sıraya girilerek elde edileceğini savunmak kolay değil. Yazının, hak gözetilerek yazılan şeyin nimet nedir bilmeyen kimselere nüfuzuna imkân yok. Refah seviyesi kavramına hapsolmuş insanların da nimetle tanışık olmasına imkân yok. (…)

    10,90
  • Kalın Türk

    İşinize gelir veya gelmez; ama hakikat bu: Türk olmakla Türk vatanında olmak tarihin akışı marifetiyle özdeş kılındı. Türk isek düşünce sahamız tarihin ne marifet gösterdiği olmalı. Çünkü tarih sahnesinde başrol oynamadan Türk olmadık. Dilde tarihî kapitalizm tamlaması varsa Türk yüzünden, giderek Türk İstanbul yüzünden var. Nasıl vatanı olmaksızın Türk varlığını teşhis imkânsızsa Türk varlığı serpilmeden vatanın işareti belirmez. Türk varlığına da, Türk vatanına da kefil Türk lisanıdır. Türk toprağı insan ile hangi seviyede olursa olsun konuşma, konuşuş, konuşukluk vasıtasıyla münasebettar kılındı.

    6,90
  • Taşları Yemek Yasak

    “İşte Allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir. Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabii karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir. İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tut¬ması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taş¬tır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.”

    8,90
  • Tahrir Vazifeleri

    “Konuşurken (kimi zaman da yazarken) muhatabımızın söylediklerimizi anlamış olduğuna sevinebiliriz. Öyle ya, zaten o anlasın diye konuşmuyor muyuz? Yine de sonuç her zaman sevindirici olmayabilir. Karşımızdaki sözlerimizi anladığı için üzülmemiz de mümkün. Belki kötü bir haber verdik. Belki bir haberi kötü verdik. Muhatabımız söylediklerimizi anlamadı diye üzülebiliriz. Tersine, karşımızdakinin ne dediğimizi anlamamış olması sevinmemize yol açabilir. Anlasaydı her ikimiz için de iyi olmayacaktı, diye düşündüğümüz de olur. Bütün bu karmaşıklıklar içinde, sözlere karışan insanlar, insanlara karışan sözler arasında yaşayıp gideriz. Dilbilimciler olan biteni bir düzen çerçevesinde açıklamaya çabalarlar, dil felsefesiyle uğraşanlar meselenin mahiyetini çözümleme girişimindedirler. Ama aramızdaki melek veya melekler amellerimizle niyetlerimiz arasındaki boşluğu doldurur. Hatırlar mıyız hem sağımızda, hem solumuzda oturan; amellerimizi tespit eden iki de melek olduğunu? Çağdaş telaş cevaz verir mi buna? Oysa onlar ne kadar çok karışıyor konuşmalarımıza…”
    9,90
  • Desem Öldürürler, Demesem Öldüm

    TİYO’nun ilk kitabı olan “Desem Öldürürler Demesem Öldüm”ün yeni baskısında İsmet Özel’in yazılarını hem Kur’an hem de Latin harfleri ile bulacaksınız. İsmet Özel’in ‘Küfrün İhsanı Olmaz kitabının ardından Kur’an harfleri ile de basılmış bu ikinci kitap ve son yazılarından oluşan kitaplar bir seri teşkil etmeye namzettir. Bu kitabın adı olsun diye müracaat ettiğim serlevhâ her ne kadar “Desem Öldürürler, Demesem Öldüm” ibaresi ise de, bu kitap dolayısıyla bir nihaî hakikat perdesinden bahsetmemiz mümkün değil. Ne ben burada söylediklerim sebebiyle hayatımı tehlikeye atmış oluyor, ne de hayatta kalışımı burada dile getirdiklerime borçlanıyorum. Altmış sekiz yıla baliğ ömrüm içinde biz Türklere ne yalanlar söylendiği, bize ne dolmalar yutturulduğu hususunda çok şey öğrendim. Yine öğrendim ki, Türkiye’ye kötülük yapanlar Türkiye’ye ne kötülükler yapıldığı konusunda benden daha çok bilgiye ulaşmış durumdadır. Bu yüzden ben konuştukça onlar bıyık altından gülüyor. Mel’unlar melanetin nerelere uzandığını benden iyi biliyor.

    9,90
  • Faydasız Randevu

    Faydasız Randevu’nun Türkiye’ye çorbada tuz misali bir faydası dokunması benim için hayatî bir önem taşımasaydı ne bu kitabı, ne de herhangi başka bir şeyi yazardım. Uyduruk ifade ve ibareler içinde boğulmuş insancıkların “çağına tanıklık etmek” faaliyetine yüksek bir değer atfettiğine “tanık oldum”. Onların her birini birer insancık görmem hepsinin işin doğrusuna yanaşmaktan imtina etmesi, doğrudan ölümden korkar gibi korkmalarıdır. İşin doğrusu Allah’ın birliğine şehadetle onun yolunda şahadetin birbirinden ayrılmayacağıdır. Ben solcu görünerek Türkiye’nin sosyalist bir idareye kavuşmasına engel olanları gördüm. Hiçbir şekilde onların arasında değildim. Onlardan biri değildim. Müslüman görünerek Türkiye’nin İslâmî bir idareye kavuşmasını engellemiş olan ve halen Türkiye Cumhuriyeti’nin haritadan silinmesi yolunda yelken-kürek telaş içinde olanlar ise beni aralarına almadı. İstemiş olsam dahi onlardan hiçbiriyle tesanüte varan anlaşma mahalli paylaşamadım. Ömrümün sona ermesine çok zaman kalmadı. Çocukluğumdan beri her vesileyle koşa koşa ve büyük bir hevesle kavil mahalline varıyorum. Şimdiye kadar orada kimseyle karşılaşamadım. Randevu gerçek; ama faydasız.

    9,90