Atilla Öztürk

  • Einstein’dan Tesla’ya Bilim İnsanları

    Hiç düşündünüz mü, bilim adamları nasıl insanlardır, nasıl bir kişilikleri vardır ki insanlık için durmaksızın çalışır, fedakarlıkta bulunurlar?
    Ve nasıl insanlardır ki buna rağmen genellikle hayattayken toplumda hak ettiği saygınlığı görmez, hatta kimi zaman olay konusu bile edilirler?
    Türkler’in İslam’la tanıştığı 8., 9.ve 10. Yüzyıllarda Avrupalılar karanlıklar içinde iken, Anadolu Medeniyeti felsefe, bilim, sanat, tıp, mimari, şehir düzenlemesi gibi alanlarda görkemli başarılar elde etmişti. Tarihçi Martin Kramer’in ifadesiyle “Eğer 1000’li yıllarda nobel ödülleri dağıtılıyor olsaydı, nerdeyse tümünü Anadoludakiler alırdı.”
    Batı medeniyetine baktığımızda da, çağdaş bilimin doğuşunun yine araştırma, inceleme üzerine kurulu olduğunu görürüz. “Bilimsel devrim çağı” olarak bilinen 17. Yüzyıl, evreni ve doğayı keşfetme niyetiyle araştırma yapan bilim adamları ile doludur. Bu dönemde İngiltere, Fransa gibi ülkelerde kurulan tüm bilim enstitüleri, “Evrenin kanunlarını keşfederek onu tanıma” hedefini benimsemiştir. Aynı eğitim 18.yüzyılda da devam etmiştir. Newton, Kepler, Copernicus, Galileo,
    Pascal, Boyle, Paley, Cuvier gibi isimler, bilim dünyasına önemli katkıları bulunan bilim adamlarından sadece birkaçıdır.
    İşte bu kitapta, tarihten günümüze kadarki süreçte yaşamış olan bilim adamlarının hayat hikayelerini bulacak; zorluklar karşısındaki kişilikli duruşlarına, azimli çalışmalarına ve sonucunda da göz kamaştırıcı başarılarına tanıklık edeceksiniz.

    5,90
  • Çılgın Kaşifler

    Tüm hayatını tek bir odanın içinde geçiren kişinin dünyası sadece o dört duvardan ibarettir. Tam olarak nerede olduğunu kavrayabilmesi için en iyi yöntem ise, bulunduğu yere uzaktan bakmasıdır. Odanın parçası olduğu bir ev, evin parçası olduğu bir sokak, sokağın parçası olduğu bir şehir, şehrin parçası olduğu bir ülke ve ülkenin parçası olduğu bir dünya vardır. İnsan tüm bunları ancak odadan uzaklaştığı zaman görebilir.
    Tarih boyunca yaşanan olayların gerçek değerleri de çoğunlukla içinde bulunulan zamandan uzaklaşıldıkça, yani ilerleyen yıllarda daha iyi anlaşılır. Örneğin, bir kişinin ortaya attığı yeni bir fikrin doğru ya da yanlış olduğu ispat edilinceye kadar çok uzun zaman geçebilir. Bu fikrin çıkış noktasına şahit olan kişi, tek bir odada tutulan kişi gibidir; o fikrin dar çerçevesine hapsolmuş, gelecekte meydana gelecek gelişmelerden habersiz bir halde beklemektedir.
    Tarihte meydana gelmiş olan her olay birer dönüm noktasıdır, küçük büyük hepsinin gelecekte yaşanacaklara etkisi olur. İnsanların akıl ve vicdanları doğrultusunda aldıkları kararların tümü dünya tarihini olumlu veya olumsuz biçimde, az veya çok etkilemiştir. Hatta tek bir bireyin fikri dahi dünya tarihini etkiler.

    5,90