Anthony Burgess

Dünyaca ünlü İngiliz romancı Anthony Burgess 25 Şubat 1917 yılında İngiltere’de doğmuştur. Tam adı John Burgess Wilson olan yazarın annesini bir yaşındayken kaybettiği için teyzesinin yanında büyümüştür. Manchester Üniversitesinde İngiliz edebiyatı ve sesbilim öğrenimini gören Anthony Burgess 1940 ile 1946 yıları arasında İngiliz ordusunda görev yapmıştır. İngiltere’de iken beyninde bir tümör olduğunu öğrenmiştir. Doktorlar bir yıl yaşayabileceğini söylemişlerdir ancak bir müddet sonra teşhisin yanlış olduğunu anlamışlardır. Bundan uzun yıllar sonra yani 22 Kasım 1993 yılında akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bir senfoni dahil olmak üzere birçok müzik eseri besteleyen Anthony Burgess en büyük hayalini gerçekleştirmiştir. Bir müddet sonra Malaya’da görevdeyken üç tane roman yazmıştır. Beyin tümörü olduğunu öğrendikten sonra ilk karısının geçimini sağlamak amacıyla 12 ay içinde altı tane roman yazmıştır. Tümör teşhisinin yanlış olduğunu öğrendikten sonra da kitap yazmayı sürdürmüştür. Bu sayede dünyaca tanınan bir yazar haline gelen Anthony Burgess 50’den fazla roman ve kitap yazmıştır. Özellikle 1962 yılında yazdığı Otomatik Portakal adlı romanı sayesinde oldukça büyük bir üne kavuşmuştur. Bu eseri dünyada milyonlarca kişi tarafından okunmuş ve sevilmiştir. Günümüzde bile çok satanlar listesinde yer alan Otomatik Portakal 1971 yılında Amerikalı yönetmen Stanley Kubrick tarafından sinemaya uyarlanmıştır. Ayrıca Anthony Burgess romanlarının yanında gazete, eleştiri ve dil bilim alanlarında çalışmalar yapmıştır. Bu sayede İngiliz edebiyatının en verimli yazan yazarları arasına girmeyi başarmıştır.

  • Otomatik Portakal

    Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…” Karabasan gibi bir gelecek atmosferi… Geceleyin sokakları terörize eden, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler ve bu hikâyenin anti-kahramanı Alex… Yayımlandığı günden bu yana “kült roman” özelliğini kaybetmeyen Otomatik Portakal’ın 15 yaşındaki kahramanı, “iyi ya da kötü nedir?”, “İnsan özgür iradesiyle kaderini seçebilir mi?” gibi soruların yanıtlarını kurcalarken, şiddet dolu sahnelere Beethoven’ın, Mozart’ın müziği eşlik ediyor; Alex ve “çete kardeşleri” Pete, Georgie ve Aptalof, yarattıkları yepyeni dilin kelimelerini okurun zihnine kazıyorlar. Ünlü yönetmen Stanley Kubrick tarafından 1971’de filme de çekilen Otomatik Portakal tüm zamanların en sarsıcı romanlarından. “Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. ‘Uqueer as as clockwork orange’. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da ‘canlı’ anlamına gelen ‘orang’ sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve kokusu hoş bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm.” Anthony Burgess

    5,90