Sehe 2541–2560 zwischen insgesmt: 3473

  • Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri

    … Dün yaptığım bu yorum, bugün beni biraz düşündürdü. Şimdiye kadar sigara dumanları arasında düşünceyle geçen günlerimin bazı hatıralarını yazmaktaki ihmalime neredeyse pişman oldum ve üzüldüm. Uzun bir hayat ve uzun bir hükümdarlık çağı geçirdim. Hatıralarım, yalnız benim değil, biraz tarihin ve özellikle tarihindir… … Ah!.. Beni edebiyata düşman sanır ve böyle gösterirlerdi. Hayır!.. Ben edebiyatın değil, edepsizliğin, edebiyatçıların değil, edepsizlerin düşmanı idim… … Ben, sayıp döktüğüm bu küçük hizmetlerimle iftihar etmeye de kendimde hak bulmuyorum; çünkü hepsi vazifemdi. Bugün üzgün ve pişman olarak görüyorum ve yaşarsam ileride kendi kalemimle enine boyuna itiraf edeceğim ki, benim de birçok kusurlarım vardır… … Ben, hangi şartlar içinde ve nasıl bir zamanda padişah oldum?.. Bunu hatırlatmak isterim!..

    15,90
  • Sultan Alp Arslan Fethin Babası

    Cend’den Mâverâünnehir’e, Hârizm’den Horasan’a, İran’dan Anadolu’ya hâkimiyetlerini doğu ile batı arasında birleştirmiş ilk devlet… Bu coğrafyada bizleri kalıcı kılan fikirlerin kaynağı, Anadolu’nun Türkleşmesinden cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar gelen yolun başı: Selçuklular…

    Sadece 9 yıl tahtta kalmasına rağmen Türk tarihinde adı en fazla geçen hükümdar olan, babası Çağrı ve amcası Tuğrul Beylerle Anadolu’nun Müslümanlaşmasını sağlayan, özgür bir hükümdar olarak Fırat’ın batısına ilk defa geçmeyi başaran, 1071’de Malazgirt’te destan yazan, Türk tarihinin efsanesi Sultan Alp Arslan…

    Sultan Alp Arslan üzerine hem akademik ihtiyaçları karşılayacak hem de akıcı üslubuyla tarih severlerin merakını giderecek bu çalışmayla, geri planda kalmış Selçuklu tarihi ile Sultan Alp Arslan yeniden gün yüzüne çıkıyor.
    devamını oku

    8,90
  • Sultan Bir Kanuni Romanı

    Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Anadolu’dan Rumeli’ye kara ve denizlerin yegâne hâkimi Kanuni Sultan Süleyman Han yedi cihana nam salmaya devam ediyor! Devir Muhteşem Süleyman devridir. Düşmanları bir korkudur sarar. Vehimi çıkar her köşe başından; yamandır, aman vermez. Pargalı ise her vezire benzemez, zekâsıyla savaşır da olmazları oldurur. Hürrem’in tek bir sözüyle kayıplara karışır kimi, kiminin hayatı huzur bulur. Ancak başta Cihan Padişahı vardır ki sefer eyler Bağdat’a, Estergon’a; şanıyla Viyana kapılarına ulaşır. Ne Şarlken tanır ne Ferdinand. Denizler ise Barbaros’tan sorulur. Preveze’den gelen kahramanlık haberleri Kutsal Roma ile Safeviler arasındaki ittifakı körüklerken acaba bu güç savaşında kim galebe çalacaktır? Tarihi romanların vazgeçilmez ismi Okay Tiryakioğlu, Kanuni üçlemesinin ikinci kitabı Sultan’da tarihin en ihtişamlı dönemini soluk soluğa bir anlatımla bugüne taşıyor.

    9,90
  • Sultan Mehmet’in Casusları

    Elinizde tutmuş olduğunuz bu kitap, gerçek olaylar üzerine kurgulanmış bir casusluk romanıdır. Kaynak bilgiler üzerinden gidilerek, Akıncıları ve Akıncıların çok önemli bir kolu olan Osmanlı Casusları’nı, Avrupa’daki faaliyetlerini, sarsıcı bir olay üzerine kurgulayarak size onları tanıtacak, replikleri ve konu akışı ile adeta size bir film izliyormuşsunuz gibi zevk uyandırarak, tarihin bu en sırlı dönemini akıcı bir üslup ile aktaracaktır. Kitabın en güzel yanı ise; kapağı kapattığınızda sadece gerçek bir olayı değil, aynı zamanda bu konu hakkında yazılmış en ilginç satırları okumuş olmanız olacak. ‘’Bilhassa Fatih Mehmet’in İtalya’daki ajan şebekesi, çeşitli İtalyan devletlerinin en yüksek çevrelerine sızmıştı.’’ -Ünlü Tarihçi Franz Babinger

    10,90
  • Sultanın Casusları 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları

    Akdeniz dünyasındaki siyasi gelişmeler, korsanlık faaliyetleri gibi konularda gerçekleştirdiği ilmî çalışmalarla öne çıkan isimlerden olan Emrah Safa Gürkan’ın elinizdeki kitabı, imparatorluk çağının doruk noktası olarak genel kabul gören XVI. asırda casusluk ve karşı istihbarat meselesini, orijinal yerli ve yabancı belge ve kitabî kaynaklara dayalı olarak incelemekte; çok az ciddî çalışmaya konu olmuş haber alma “ameliyesi” hakkında doyurucu sayılabilecek ilginç bilgiler sunmaktadır.”
    Feridun M. Emecen

    Bazen işleyişi itinayla düzenlenmiş resmi bir teşkilat çerçevesinde, bazen de fırsatçı ve dalavereci casuslar aracılığıyla, devletler ve ordular tarih boyunca istihbarat yapmıştır. Bu istihbarat teşkilat ve elemanlarının tek görevi haber toplamak ve bu haberi şifreleme ve gizlenmiş yazı gibi metotlarla zamanında ve güvenli bir şekilde aktarmak değildir; düşman hükümdar ve komutanlarını bir suikast ile ortadan kaldırmak, askeri hedeflere sabotaj yapmak ve düşman yönetiminden memnun olmayan “beşinci kol”ları kışkırtmak gibi “örtülü operasyon”lara da girişmektedirler.
    İşte, Osmanlıca kaynakları Avrupa arşivlerindeki İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Portekizce, Almanca ve Latince binlerce belgeyle harmanlayan elinizdeki bu kitap, Osmanlıların Yeniçağ’daki istihbarat faaliyetlerini, rakipleri Habsburg ve Venediklilerle karşılaştırmalı bir şekilde ele almaktadır. Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, cihanşümul bir imparatorluk olan Osmanlıların Avrupa ve Akdeniz’e yolladığı casusların sahadaki faaliyetlerinin yanı sıra, Osmanlı istihbaratının kurumsal yapısı, Osmanlı karşı istihbaratı (kontrespiyonaj), Osmanlı paşa ve elçilerinin haber alma kaynakları, istihbarî bilginin siyasi fonksiyonu ve Osmanlı karar alma süreci gibi konuları titizlikle irdelemektedir.
    İstihbarat, korsanlık, kölelik, ihtida, Osmanlı-Avrupa ilişkileri ve serhad çalışmaları gibi alanlarda araştırmalar yapan Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın bu eseri, yıllar süren arşiv çalışmasıyla bir araya getirilmiş tarihi örnekler eşliğinde istihbarat dünyasının gizemli sayfalarını aralıyor. Böylece, hem Osmanlı hem de istihbarat tarihi alanında çok önemli bir boşluğu dolduruyor.

    15,90
  • Sultanın Korsanları Osmanlı Akdenizi’nde Gaza, Yağma ve Esaret, 1500-1700

    “Osmanlı” adını verdiğimiz korsanlar hangi etnik kökenlerden gelmektedir? Bunlar fırsatçı yağmacılar mı, yoksa İslam’ın bayrağını taşıyan nusret-karin din savaşçıları mıdır? Mühtedi ve Hıristiyan denizciler Müslüman dünyaya ne kadar adapte olmuş; aileleri, vatanları ve reddettikleri inançlarını ne dereceye kadar arkalarında bırakabilmişlerdir? Gemilerde korsanlarımız ne yiyip içmekte, doğal ihtiyaçlarını nasıl karşılamakta ve denizin belirsizliklerine hangi ibadet ve ritüellerle karşı koymaktadır? Hastalıklarla nasıl mücadele edilmekte, hijyen ve disiplin nasıl sağlanmaktadır? Bir korsan akınında kullanılan askerî taktikler nelerdir? Gazilerimiz avlarını nasıl aldatmaktadır? Korsan akınlarına uygun gemi tipleri nelerdir? Bunlar ateşli silahların yaygınlaşmasından nasıl etkilenmiştir? Topoğrafik faktörler hangi limanları korsanlığa mahkûm etmiştir? Elde edilen ganimetin korsan limanlarına katkısı ve Avrupa ekonomisine zararı ne boyuttadır? Bu ganimet nasıl elden çıkarılmakta ve paylaşılmaktadır? İnsanları korsanlığa iten sosyo-ekonomik etkenler nelerdir? Korsanlarımızın yavaş yavaş gelişmeye başlayan uluslararası hukuktaki yeri nedir? Korsanlık, ticaret ve kaçakçılık arasında nasıl bir ilişki vardır?
    İşte daha önce sorulmayan tüm bu suallerin cevabı Osmanlıca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce, Portekizce, Katalanca, Latince ve Almanca kaynakları harmanlayan Sultanın Korsanları: Osmanlı Akdenizi’nde Gazâ, Yağma ve Esaret, 1500-1700’de. Yıllar süren arşiv çalışmasıyla bir araya getirilmiş İzlanda’dan Adriyatik’e, Korsika’dan Azorlar’a uzanan tarihî örnekler; okuyucuyu din değiştiren fırsatçı mühtedilerin, firar etmek için binbir yolu deneyen Cervantes gibi esirlerin, aynı gemide yoldaşlık yapan ve beraber yiyip içen Hıristiyan ve Müslümanların, sırtında kırbaç güneşin altında terleyen kürekçilerin, yeniçerilere fark ettirmeden korsan gemisini bir Hıristiyan limanına yanaştırıp özgürlüğüne kavuşan esir denizcilerin, Hıristiyan dünyasında bıraktığı ailesini ziyaret eden gazilerin, hakarete uğradığı, sevdiği kızı alamadığı ya da dolandırıldığı için intikam hırsıyla Mağrib’e gidip korsanları Hıristiyan kıyılarına getiren müntakim mürtedlerin, halkın veli mertebesine çıkardığı Hıristiyan doğumlu nev-müslimlerin dünyasına davet ediyor.
    Yakınçağ Akdeniz’inde istihbarat, korsanlık, kölelik, ihtida ve dinler ötesi diplomasi gibi alanlarda araştırmalar yapan Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın tarihsel kategorileri altüst eden serhad kahramanlarını incelediği bu ikinci eseri, Osmanlı bahriye tarihinin en gizemli sayfalarını aralamakla kalmıyor; Osmanlı korsanlarını Akdeniz ve dünya tarihindeki iktisadî, siyasî ve teknolojik gelişmelerin ışığında analiz ediyor.
    devamını oku

    15,90
  • Sünnet ve Hadisin Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu

    “İslam toplumu, tarih boyunca sünnet ve hadisi yanlış anlamaktan çektiğini, uydurma hadislerden çekmemiştir.”
    Muhammed Gazâlî

    Hadis ilimlerinin hemen hepsi, hadislerin sübut ve sıhhat problemini çözmeye yöneliktir. Hadis metinlerini anlamaya yönelik az sayıdaki ilim dalı ise gelişme gösterememiştir. Sünnet ve hadisi anlama sorununa pratik çözüm olarak sunulan usûl-i fıkıh da bir kanun yorumlama ve tahlil tarzı olduğu için yeterli olamamıştır.
    Bu kitap, sünnet ve hadisi doğru anlama doğrultusunda bir metodolojiye duyulan ihtiyacı tartışmakta ve bu doğrultuda yeni adımlar atmayı teklif etmektedir.

    9,90
  • Sünneti Reddeden Kur’an Müslümanlığı

    Çekrâlevî Sünnet’i reddeden Kur’an Müslümanlığının/Mealciliğin amentüsünü, İngilizler’den hem talimat, hem de nişan alan Seyyid Ahmed Han’dan aldı. Buna göre Sünnet’i reddedenlerin bir kısmı doğrudan, bir kısmı da dolaylı yoldan Kilise’ye hizmet etmektedir. Bizdeki Mealcilerin her ne iddiaları varsa tamamı Hindistan’da zuhur eden Kur’aniyyûn hareketine aittir. Bu yüzden hadiseyi mukallitler üzerinden değil, İngilizler’in AR-GE’sinde çalışan Çekrâlevî gibi “mucitler” bağlamında tahlîl ettik. Mealcilik, Allah Rasûlü’ne ﷺ mecnun diyen, insanları O’ndan uzaklaştırmak için O’na dair her nev’i yalanı uydurmayı vazife kabul eden, naaşını kabrinden çıkarmak için özel adamlar görevlendiren fakat her seferinde hüsrana uğrayan Kilise’nin, aktörlerini Müslümanlar arasından seçtiği en son ve en tehlikeli oyunudur.

    10,90
  • Sünnetin Işığında İslam Ahlakının Esasları

    İmam Nevevi’ nin “el-Erbain” adlı eseri çok yararlı, bereketli ve mühim bir eserdir. Kendisinden çok yararlandığım bu eseri, yeniden dilimize çevirmeyi düşündüm ve çevirdim. Ebu’l Ferec Abdurrahman merhumun bu hadisi şeriflere on hadis-i şerif ilavesi ile elliye varan bu esere içinde yaşadığımız bu çağın sorunlarına da ışık tutan on üç hadis-i şerif daha ilave ederek  bunların sayısını atmış üçe çıkardım.İlave ettiğim hadis-i şeriflerde “Cevamiü’l Kelim” den ve sahih hadis-i şeriflerdendir. Okunduğunda görüleceği üzere bu hadis-i şeriflerin, lafızları çok kısa, özlü ve kapsamlıdır. Özellikle bu hadis-i şerifler, toplum hayatımızda karşılaşılan zorlukları aşmamızda bizlere ışık tutmaktadır.

    gizle

    5,90
  • Sünnetin İslam’daki Yeri

    Muasır Muhammed Gazâlî’nin deyişiyle “Hz. Muhammed’in (sas.) sosyal, sivil ve askerî sahalarda, bütün bunlardan önce itikat ve ibadet esaslarını uygulamadaki sünneti, ebedî risaletin ayrılmayan bir parçasıdır. Çünkü nasıl su bilinen iki elementten oluşuyorsa İslam da Kitap ve Sünnet’ten oluşmaktadır.” Yine Yûsuf Karadâvî’nin ifadesiyle “Sünnet, Kur’an’ın yaşanmış bir tefsiri, İslam’ın ise pratik ve örnek bir tatbikidir. Öyle ki Nebi (sas.) tefsir olunmuş bir Kur’an ve yaşayan İslam idi.”Elinizdeki kitap, sünnet/hadis olmadan İslam’ın olamayacağını İmam Suyûtî’nin kaleminden ortaya koymaktadır.

    8,90
  • Süper Böcek Kıtkıt

    Cadı Kovaladı. Kıtkıt kaçtı. Cadı kovaladı. Kıtkıt… Acaba bu kez kaçabildi mi? Sadece okula gitmek isteyen Süper Böcek Kıtkıt, kendisine engel olmak için elinden geleni ardına koymayan Cadı ile soluksuz bir macera yaşıyor. Oysa tüm canlılar birlikte yaşasa daha güzel olmaz mı? Süper Böcek Kıtkıt, yalnızca okula gitmek isteyen bir hamam böceği. Ama karşısınca kocaman bir engel var. Kedi Cadı, neden olduğunu bilmediği bir şekilde hamam böceğinden hazzetmiyor ve ona engel olmak için elinden geleni yapıyor. Neyse ki kahramanımız oldukça zeki ve fiziki üstünlüğü olan rakibini alt edebiliyor. Zekâmızla her şeyin üstesinden gelebileceğimize dair sıcak bir hikâye…

    8,90
  • Süper Kahraman Akademisi : Hayvanya

    Süper Kahraman Akademisi’ne hoş geldiniz! Biz kimiz? Nasıl süper kahraman olunur? Bunlar aslında sır ama siz yabancı sayılmazsınız. Anlaşırsak bundan sonra sırdaşız. Bu sırları sadece güvendiğiniz arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Tamam mı? Keskin gözler, güçlü kollar, müthiş bir hız, süpersonik kulaklar, dehşetengiz bir dayanıklılık, inanılmaz bir kamuflaj becerisi, aslından ayırt edilemez bir ses taklit yeteneği, ölümcül zehir üretimi, ilginç soy bağları, robotları bile kendine hayran bırakan kuyruklar, harikulade tüyler, fevkalade boynuzlar, sınır tanımayan bir uyku ve daha nicesi… İşte burası: HAYVANYA!

    11,90
  • Süper Organlar / Yok Daha Neler!

    Gözlerimizin nasıl gördüğünü, burnumuzun nasıl koku aldığını kulaklarımızın nasıl duyduğunu, dilimizin tatları nasıl algıladığını öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın…
    Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.

    8,90
  • Süper Yıldız İnek

    Yetenekleri fark edileninek Mimi bir televizyon reklamında oynayacak…
    Peki ama şi mdi nerede?

    Ahırlarda, çayırda ve kümeste Mimi’yi arayan Çiftçi Ali’nin peşine düşelim. Çılgın atların, ciyaklayan tavukların ve kafası fena halde karışık bir çiftçinin olduğubu öyküde, çiftlikte geçen eğlenceli bir maceraya hazır olun.

    6,90
  • Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

    Diğer kitaplarından farklı olarak, yazar bu kitabında girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgulayarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor.
    Ahmet Şerif İzgören kapattığımız gözlerimizi açmamızı ve gerçekleri görmemizi sağlayarak, “Nasıl adam olunur?”, “Ülkeye nasıl daha faydalı olunur?” gibi sorulara yaşanmış hikâyelerle cevap veriyor.

    Ahmet Şerif İzgören’in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif’i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
    Müjdat Gezen

    Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
    Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı

    “Noel Baba yalan Mustafa Amca ise gerçek
    Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da”

    Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

    10,90
  • Süpermen ve Uğur Böceği

    Ülke ikiye bölündü!
    İşte size bir tercih hakkı: Ya Süpermen olacaksınız ya da Uğur Böceği!
    Süpermen hayal ürünüdür; Uğur Böceği ise gerçek!
    Süpermen ünlüdür; Uğur Böceği ünlü değildir!
    “Amacım sizi bu sıradan ülkedeki olağanüstü insanlarla tanıştırmak. Bu olağanüstü insanların ortak bir özelliği var; Hepsinin hayatı çok sıradan. Kafanız karıştı değil mi?”

    10,90
  • Süreya Gibi

    Siz bu yazıyı okurken benden çok uzaklarda olacaksınız.
    En az Süreya kadar…

    Yollarımız elbette kesişecek.
    Bakarsınız bu bir kitap olur, bir şarkı olur.
    Belki de elinizde tutuyorsunuzdur bu sebepleri, hem de şu an.
    Bu kıvılcımlar çıkmıyor boş yere,
    Boş yere yanmıyoruz,
    Sevinin!
    Hayatınızın yüzde kaçını kaplıyor bu mutluluk denen kavram?
    Hayatınızın yüzde kaçı mutluluk?
    Umutlanın.
    En az Süreya kadar…

    Bu yad eller dünyasında elbet buluşacağız.
    El ele tutuşacağız bir meydanda,
    Haykıracağız gökyüzüne bakarak
    Seni en çok biz hak ettik!
    Biliyorum, bizden çok var.

    Ben bu kitabı yazarken sizden çok uzaklardayım.
    Ama kesişecek elbet yollarımız.

    En az Süreya kadar,
    En azından Süreya gibi…

    8,90
  • Sürgün ve Krallık

    Jean-Paul Sartre, Albert Camus’nün ölümünden sonra şunları yazmıştı: “Uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardandı… Camus’nün insancılığında, ansızın bastıran ölüme karşı insanca bir davranış varsa; mutluluk yolunda giriştiği o gururlu, katıksız araştırma, insana bu denli aykırı gelen ölüme dayanıyor, ölümle besleniyorsa; Camus’nün yapıtını da, bu yapıttan ayrı düşünülemeyecek yaşamını da, varlığın her ânını ölümün elinden kapan bir insanın katıksız, başarılı denemesi olarak görebiliriz.” Kırk dört yaşında, 1957 Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960) Sürgün ve Krallık’ta yer alan altı öyküde, acıma, güçsüzlük, iyilik, kötülük gibi temel insani durumları, insanın davranışlarını güdülendiren `kurban’ ve `cellat’ ikilemini ele alıyor.

    9,90
  • SÜRGÜNDEKİ PALTO

    “Şiir için edebiyat için süs, çerez, diyenler var. Karnı tok, sırtı pek milletlere göre bu söz belki doğrudur. Libas hizmetini, gıda vazifesini görmeyen edebiyat, bize hiçbir şey söylemez. Hele ‘Sanat sanat içindir.’ gibi yüksek nazariyeler bizim idrakimizin pek fevkindedir!”

    “Bu vatan bizim, biz bu toprağın harcıyız; lâkin hayat meşgalemiz için bize kapılar kapalı olduğundan, pek istemesek de açık kapıları zorlayacağız. Artık nasibimizi gönüllü sürgünümüzde arayacak ve hasrete dûçar olacağız. Mısır’a hicretimiz hayırlı olsun. Allah bize daha kötü günler göstermesin!”

    Ne zaman bu asıldan ayrı düşmüşsek mutlaka eksik kalmışız.

    Akif’in dilinden dökülen cümleler yazar Musa Yaşaroğlu’nun kaleminde yeniden hayat buluyor. Edebiyat ve sanatı Akifçe bir dille okuyucusu ile buluşturuyor.

    Bu kitap, aşkın zirvelerinden bir makam olan VATAN için “Vatan aşkı vefâ istemez.” diyen Mehmet Akif Ersoy’u bizlerle yeniden tanıştırıyor.

    8,90