Sehe 21–40 zwischen insgesmt: 78

  • Köpek Kalbi

    Bulgakov Köpek Kalbi’nde sokak köpeği Şarik’in öyküsünü anlatır. Dünya çapında bir bilim insanı olan Profesör Filipoviç, evine götürüp beslediği Şarik’i ameliyat ederek, er bezlerini ve hipofiz bezini adi bir suçlununkilerle değiştirir. Köpek arsız, yüzsüz, şehvet düşkünü ve kaba saba bir insana dönüşür. Şarik insan haliyle profesörün hayatını cehenneme çevirse de, Sovyet bürokrasisinde kendine bir konum edinebilecektir.
    Komünistlerin küçük burjuva değerlerinin üstünde yeni bir Sovyet insanı yaratma ideallerini hicveden Köpek Kalbi, Bulgakov’un en çok tartışılan yapıtıdır.

    5,64
  • Kulak Aşık Olurmuş Gözden Evvel

    ‘‘Demişlerdir gelenler bizden evvel: Kulak âşık olurmuş gözden evvel…’’

    Hayatın içinden kadın-erkek ilişkilerini akıcı bir üslûpla kaleme alan ve okuyuculara pratik çözüm yolları sunan Sema Maraşlı’nın bu eseri de evlilik hayatında huzur ve mutluluğu arayanlara yepyeni ufuklar açacak.

    Keyif alarak okuyacağınız ve hayatınıza sevgi katacak bir eser…

    Dilinizden, kulağınızdan, yüreğinizden sevgi hiç eksik olmasın…

    11,39
  • Kur’an Okurken Zihne Takılan Ayetler

    Kur’an, her şeyi ile Allah’tan geldiği için her türlü çelişki ve tutarsızlıktan münezzehtir.Bu özelliği diğer hiçbir eser için söylememiz mümkün değildir. Sözgelimi birkaç mısralık bir şiir veya birkaç cümleden meydana gelmiş bir nesirde bile ihtilaf ve eksikliği görmek mümkündür. Kur’an’da anlama problemi bulunan bazı âyet veya lafızların bulunması onun açık fasih ve kolay olma özelliklerine halel getirmez. Bu insanların anlayış farklılığı, zeka durumları, ilim seviyeleri, meşrep ve mezhep anlayışlarının
    değişik olmasından kaynaklanmaktadır. Bugün için tefsir sahasında yapılacak çalışmalarda en çok üzerinde durulması gereken konunun, Kur’an’ın en doğru biçimde anlaşılmasına yönelik olanı olduğuna inanmaktayız.

    11,39
  • Kur’anı Merak Ediyorum

    MERAK EDİYORUM DİZİSİ’nin dördüncü kitabı, Cenneti Merak Ediyorum olacaktı ve ahiret ile ilgili sorular üzerinde uzun uzun konuşacaktık.
    Fakat 2010 yılının, Kur’an-ı Kerim’in insanlığa gönderilişinin 1400.yılı olması sebebiyle KUR’AN YILI ilan edildiğini duyunca, sıralamada küçük bir değişiklik yaptık ve dördüncü Merak Ediyorum kitabında,
    Kur’an-ı Kerim ile ilgili sorularını cevaplamaya karar verdik.Bizim de, Kur’an Yılı’nda yapılacak faaliyet ve etkinliklere bir katkımız olsun istedik. Böyle önemli bir yıl dönümüne kayıtsız kalamazdık elbette!

    Sorular:
    Kur’an, niçin Arapça?
    Kur’an’ı, sadece Türkçesi’nden okusak daha iyi olmaz mı?
    Peki anlamadığımız halde Arapça Kur’an okumanın ve dinlemenin bize ne faydası var?
    Kur’an, madem Allah’ın sözüdür, neden insan sözlerine benziyor?
    Kur’an neden 23 sene gibi uzun bir zaman içinde gönderildi? Allah onu bir seferde gönderseydi daha kolay olmaz mıydı?
    Kur’an’ın tek bir harfi bile değişmeden bize ulaştığından nasıl bu kadar emin labiliyoruz?
    Kur’an eskir mi?
    Kur’an-ı Kerim’de yer alan bazı bilimsel mucizeler
    Madem Kur’an’da böyle bilimsel mucizeler var, neden onları hep Müslüman olmayanlar keşfediyor?
    Kur’an, büyük icatlardan mesela uçaklardan da söz ediyor mu?
    Neden Kur’an’da, “Deveye bakmıyorlar mı” deniyor?
    Kur’an’ın en uzun sûresinin ismi neden inek?

    6,79
  • Latin Amerika Devrimi Kıta Devrimi Stratejisi

    Bizi yok etmek isteyenlere karşı kendimizi savunmak için kanımızın son damlasına kadar savaşma iradesine sahip olmak zorundayız.
    Halkın iradesine karşı her ne pahasına olursa olsun iktidarı ellerinde tutmak isteyenlerle mücadelede; tüm Latin Amerika için çözüm budur. Son sömürücü yenilgiye uğrayıncaya dek ateş ve kan eksik olmayacaktır.”
    Che Guevara

    5,64
  • Le Petit Prince

    Le premier soir, je me suis donc endormi sur le sable à mille milles de toute terre habitée. J’étais bien plus isolé qu’un naufragé sur un radeau au milieu de l’océan. Alors, vous imaginez ma surprise, au lever du jour, quand une drôle de petite voix m’a réveillé. Elle disait: “S’il vous plaît… dessine-moi un mouton!” J’ai bien regardé. Et j’ai vu ce petit bonhomme tout à fait extraordinaire qui me considérait gravement..

    5,64
  • Levent İz Peşinde 2 (Set 5 Kitap)

    Komik, saf, deli dolu Levent’in, haylaz kardeşi ve muzır sınıf arkadaşlarıyla birlikte “İz Peşinde” koştuğu, kılıktan kılığa girip başına türlü işler açtığı maceraları devam ediyor! Çevre Koruyucusu Büyük İşler Ustası Korkusuz Kurtarıcı Arabaların Kahramanı Kütüphane Muhafızı

    14,40
  • Lyon’da Düğün

    Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.

    4,49
  • Mehmed Zahid Kotku

    Şu yeryüzünde, hiç kimsenin hiç kimseyi bütünüyle anlaması ve anlatması diye bir şey söz konusu değildir.

    Deryaya parmak salıp da ıslağını göstermek neyse, bizim büyük ârif Bursalı Mehmed Zahid Kotku Hazretleriyle ilgili bu belgesel çalışmamız da aynı şeydir…

    Sizleri bu Kutup yıldızının ipeksi tebessüm parıltılarıyla baş başa bırakıyoruz.

    Yâ Selam!.

    6,79
  • Mürebbiye

    Mürebbiyeleri katı bir ahlak anlayışının kurbanı olurken, yetişkin dünyasının gaddarlığıyla tanışan iki masum çocuk; Como gölü kıyısındaki bir otelin dingin ortamında gözüne kestirdiği bir genç kıza imzasız aşk mektupları yazarak zalimce bir oyuna girişen görmüş geçirmiş beyefendi; Tirol Alplerinde küçük bir lokantada gençliğinin platonik aşkıyla karşılaşan, artık düşkün ve yaşlı olan bu adama yıllar öncesinden duyduğu gönül borcunu ödeme fırsatı bulan evli bir kadın; bir genç kızın yarı histerik şefkat arayışında ifadesini bulan susuzluktan kurumuş toprak ve sıkıntılı yağmur bekleyişi. Zweig bu öykü derlemesinde, dönüştürücü deneyimleri sağlam anlatılara dönüştürmekteki ustalığıyla yine insanın kusurlarını, özlemlerini, karşılaştığı engelleyici durumları empatiyle çözümlüyor.

    4,49
  • Müslüman Gençlere

    Ben Müslümanım elhamdülillah.” diye başlıyor yazar kitabına ve devamında insanın kalbine ok gibi saplanan ve içini kanatan cümleler kuruyor: “Irak’ta bombalanan benim, Akdeniz’de boğulan, Arakan’da yakılan, Afrika’da aç kalan, Filistin’de kolları kırılan, Afganistan’da ve Libya’da unutulan… İffeti kirletilen, evleri başına yıkılan benim, Bağdat sokaklarında köpeklere parçalatılan çocuğum ben, Afrika’da akbabalara yem edilen, Suriye’de yetim kalan, Doğu Türkistan’da anasının karnında katledilen çocuk da benim…” Bu cümlelerle her şeyin sona erdiğini düşündüğünüz anda karşınıza bir ayet çıkıyor ve gece sanki birden gündüze evriliyor “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz.” (Al-i İmran 3/139)

    Bu kitapta; zulmü hissedeceksiniz, bazen kalbinizden bazen de beyninizden kurşunlar yiyeceksiniz ama neticede birliğin ve adil olanın insanlık için ne manaya geldiğini en iyi görenlerden biri siz olacaksınız.

    5,90
  • Öğretmenin Not Defteri 1

    Yıllar önce başladığım ve bir türlü bırakamadığım mesleğimin bir hatırasıdır bu notlar. Her notta, sevgili öğrencilerimin tertemiz yüzleri parıldamaktadır. İstedim ki, onlarla satırlarda ve sayfalarda konuşayım. Onları sayfalarda da dinleyeyim, hep sorsunlar ve ben hep söyleyeyim. Çünkü onlar dinlemek ve anlamak istiyorlar. Onların yetişmelerine katkıda bir adımcık olabilirse bu kitap, benim gönlüm yine sevinçlerle kanatlanacak. İlk öğrencimden son öğrencime kadar, hepinize hasretle ve en içten sevgilerimle…

    “Bizi, sevgiyle sevgisinden yaratmış olan Yüce Allah, sevgiyi emretti. Kini, kanı ve düşmanlığı yasakladı. Canlı, cansız bütün varlık dünyası, aynı yaratıcının eseri olarak birbirini sevgiyle bütünledi, tamamladı, destekledi.
    Böylece evrende bir müthiş uyum, ahenk ve düzen meydana geldi.
    Sevgisizleşmiş insan, habire bu düzeni bozuyor. Gü­nübirlik bencillikleri uğruna, dünyayı yaşanmaz bir hale getiriyor.
    Sürekli veren cömert topraktan, daima ışıl ışıl neşe dağıtan güneşten, canımıza can katan tertemiz sulardan ibret almadan… Olumsuzluğu, cimriliği, çıkarcılığı kışkır­tıyor birileri…
    Bütün bu aksiliklere “dur!” diyebilecek bir ses olma­lıyız. Bir mıknatıs gibi insan kardeşlerimizi iyiye, doğruya, güzele çekmeliyiz.

    Öğretmenin Not Defteri bunu yapmak istiyor.”

    6,79
  • Oğuz Kağan Destanı

    Oğuzların kurucu atası, sayısız kahramanlıkları olan cihangir ve fatih, tecrübeye güvenen, nasihat dinleyen mütevazı bir hükümdar…
    Olağanüstü varlıklarla mücadele eden bir kahraman yerine devlet kuran, ülkeler fetheden, müşküle düştüğünde etrafına danışan, ülkenin birliği için kaygılanan, disiplinli, dürüst, ahlâklı, yiğit bir hakan… Bir destan kahramanı olmaktan çok, Türk tarihinin yükünü omuzlarına alan manevi bir şahsiyet…
    Çin, Hindistan, İran, Mısır, Anadolu ve Deşt-i Kıpçak’ın fatih hükümdarları Oğuz Kağan’ın şahsında birleşirler. Bundan dolayı onun destansı hayatı, olağanüstü gösterilerden arındırılarak tarihî olay örgülerine ve sade bir hayata dönüşür.

    6,79
  • Okulsuz Toplum

    Ivan Illich, bu eserinde okulun, statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğundan dolayı bu prestije sahip olduğu yolundaki tezini kanıtlamaya çalışmaktadır. Ona göre günümüzdeki okullar eğitim açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik de taşımaktadır.

    5,64
  • Ömer’in Çocukluğu (Günümüz Türkçesiyle)

    Muallim Naci, nam-ı diğer Ömer, sekiz yaşına kadarki çocukluk hatıralarını pek sevimlice, neredeyse o yaşından anlatıyor. Babası, abisi, annesi, kedisi Fındık, Hoca Efendi, mahalledeki komşular… Bir çocuğun çevresindeki herkes var bu anlatıda. Sokakta karşılaştığı köpeğin saldırması üzerine yaşadığı korku, eve alınan oğlakla bahçede geçirdiği keyifli vakitler, oynarken düşüp yaralanması, babasıyla ders çalıştığı saatler, mektepte falakaya yatıran Hoca Efendi’den ve karanlıktan korkusu, bilmediği bir yerde kaybolduğunda duyduğu çaresizlik… Muallim Naci, hepimizin çocukluğundan tanıdığı bu duyguları öyle canlı anlatıyor ki tek başımıza gidemeyeceğimiz bir mazinin içine bizi bırakıveriyor; üstelik eski İstanbul da semtleri ve yaşayışıyla yanımızda olarak.
    Muallim Naci (Ömer) (1850-1893) Muallim Naci, Saraçhanebaşı’nda saraçlık yapan Ali Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğulları olarak Fatih’te dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesi ve kardeşleriyle Varna’ya, dayısının yanına yerleştiler. Fatih Fevziye Mektebi’nde başlayan eğitimine Varna’da devam eden Naci, bir yandan medrese eğitimi görürken bir yandan da özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Hattatlıktan icazet aldı. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçti ve ilk şiirlerini de Naci mahlasıyla bu dönemde yazdı. Tercüman-ı Hakikat’e şiirlerini gönderen Naci, Varna’dan İstanbul’a döndüğünde bu gazetenin edebi sütunlarını yönetmeye başladı. Burada yayımladığı eski tarz şiirler eski-yeni tartışmasında bir kutuplaşma yarattı ve gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın tepkisini çekti. Arkadaşlarıyla beraber gazeteden ayrılan Muallim Naci Saadet ve Mürüvvet’te yazılarını yayımladı; Mecmua-i Muallim dergisini yönetti. Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yapan Muallim Naci, Tanzimat Dönemi edebiyatımızın meşhur ve önemli simalarındandır. Yeni kültüre sahip, milli değerlere bağlı, edebiyatta eskiyi savunur görünmekle beraber dilin sadeleşmesi ve edebiyatın yenileşmesine hizmet etmiş bir yazardır. Şairliği, sözlük çalışmaları, çevirileri ve yazarlığıyla Tanzimat edebiyatının yine çok yönlü isimlerinden olan Muallim Naci’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nde yer vermeyi sürdüreceğiz.

    4,49
  • Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar Mı Hocaaamm?

    Televizyon dininin iyi niyetli geçmişi,
    çok reklamlı şimdisi ve içler acısı geleceği üzerine…

    İletişim kuramcıları televizyonu Roma sirkine benzetir Sirkte hiçbir şey normal olmamalıdır. Her şey şaşırtmalı ve yürekleri ağıza getirmelidir. Ayılara etek giydirilir sirkte. İnsanların ağzından ateş çıkar. Filler tek ayak üstünde durur. Aslanların ağzına kafa sokulur. Kanişler arka bacakları üzerinde dans eder

    Televizyonda din anlatırken de, televizyondan sirk kurallarını değiştirmesi beklenemez. Onarıcı, sağduyulu, sakin, insaflı, duru ve diri hiçbir görüntüye ve sese izin vermez televizyon. Veremez! Din programlarında da çatışma olmalı,  hiç olmadık tuhaflıklar gündeme gelmelidir, fantezi ürünü erotik imalar yapılmalıdır, hiç duyulmamış hurafeler dillendirilmelidir.

    Din programcısı televizyonda tutunmanın bedelini ödemelidir. Sirkte olmanın gerektirdiği her türlü tuhaflığı harfiyen yerine getirmelidir. Yakası bağrı açılmadık absürt soruları kucağında bulmalı,  eski küflü sayfalarda kalmış hurafeleri dillendirmelidir. Cast ajansından ücretle kiralanmış seyircilerin eline tutuşturulmuş ısmarlama sorular karşısında, gerekirse şaşırmalı, utanmalı, eli ayağı birbirine dolanmalıdır. Saf yürekli halkın hocalığına verdiği açık krediyi sonuna kadar kullanarak sirke seyirci kazandırmalıdır. İslam’da cinsel hayattan kabir azabının türlerine, kefen bağlama şovundan yanlış imsak vakti polemiklerine uzanan gündemleri ustalıkla yoğurmalıdır. Nihai tahlilde, show bir business’tır! Elbette ki “show must go on!”dur. Aksi caiz’nt…dır.

    Dr. Senai Demirci, Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm derken, psikoterapist kimliğiyle, kimseleri kırmadan, sahne arkası şahitliklerini de yanına alarak, sade dilli bir medya okuması yapıyor. Safdil insanımızın duru ve diri olan dini, din adına üretilen kokuşmuş görüntülerden ve kirli gürültülerden ayıklamasına yardımcı olacak bir kılavuz oluşturmayı deniyor.

    6,79
  • Özgürlüğe Kaçışım/Zindandan Notlar

    Bosna’nın özgürlük mücadelesiyle özdeşleşen Aliya İzzetbegoviç, siyasi bir figür olmanın yanında aynı zamanda çok önemli bir düşünür de. Onun eylemci kişiliğinin yanı sıra kendisini ele veren bilge kişiliği, öncülük ettiği özgürlük mücadelesinin karakterini belirlemiştir. Bu kitap, Aliya İzzetbegoviç’in bilge kişiliğinin billurlaştırdığı düşünce yoğunluklu metinlerden oluşmaktadır. Kısa ancak yoğun ve çarpıcı notlarda kendisini ele veren fikri derinlik, onun tarih kurucu kişiliğinin entelektüel boyutu hakkında zengin ipuçları vermektedir.
    Aliye İzzetbegoviç, bu eserinde Müslüman kimliği ile evrensel ölçekte fikir geliştiren bir filozof olarak düşünce iklimimizi zenginleştiriyor, bizi düşünmeye ama daha çok düşünmeye davet ediyor.

    10,24
  • Peygamber Öyküleri Dizisi (11 Kitap)

    Hz. Yusuf
    Hz. Musa
    Hz. Davud
    Hz. Süleyman
    Hz. Eyüp
    Hz. Yunus
    Hz. Nuh
    Hz. İsa
    Hz. İbrahim
    Hz. Adem
    Hz. Muhammed (s.a.v.)

    18,39
  • Psikanaliz Üzerine

    ‘…Psikanaliz, çocukların ruhsal yaşamından kalkarak erişkinlerin ruhsal yaşamını ele geçirmeye çaba harcamış, çocuk erişkinin babasıdır kuralına önem ve ağırlık kazandırmıştır. Erişkin ruhunun çocuk ruhunun bir uzantısı olduğunu saptamış, çocuk ruhunun erişkin ruhuna dönüşürken geçirdiği erişikliği ortaya koymuştur. Çocuklarımızın ilk yılları söz konusu olunca, pek çoğumuzun belleği bir boşluğu içerir; pek çoğumuz, bu yıllara ilişkin yaşantılardan yalnızca bazı parçaları anımsarız. Şurasını rahatlıkla ileri sürebiliriz ki, psikanaliz bu boşluğu doldurmuş, insanlardaki çocukluk yıllarını kapsayan unutkanlığı ortadan kaldırmıştır.’

    4,49
  • Rahman’ın Ayetleri Karşısında

    İslam, müminlerin hem ruhani ve hem de cismani hayatı aynı ölçülerle düzenlemelerini istemektedir. Bir muvahhidin hayatında mistisizme varan bir ruhbanlığa yer verilmediği gibi materyalizme varan bir dünyacılığa da yer verilmemiştir. İnsanın iç dünyasını en mükemmel biçimde dokuyan İslam, dış dünyasını da aynı mükemmellikte dokumaktadır. İslam her alanda kendisini gerçekleştirebilecek bir mükemmelliğin adıdır…

    İslam’ı maddi tutkular içerisinde, lüks içerisinde, konfor içerisinde, ihtişam içerisinde, modern dünyanın hazları içerisinde, merasim ve protokoller içerisinde yaşatılamayacağının bilinci içerisindeyiz…

    Müslümanlar karşı karşıya bulundukları psikolojik terör yüzünden, inançlarını gereği gibi açıklayamamaktadır. Bu psikolojik terör yüzünden kimi Müslüman aydınlar ve bürokratlar, uluslararası modern sisteme karşı muhalefetlerini dile getirememekte, uluslararası sistemin içinden çıkacak muhalifleri beklemekte ve bu muhaliflerin sisteme yönelik eleştirilerini tercüme etmek suretiyle uluslararası sistemin dokunulmaz olmadığını ispatlamaya çalışmaktadır…

    9,09